Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2009 Pazartesi

kışında renkli bahçeler için....



Havalar soğudu diye bahçenizden ümidi kesmeye gerek yok! Kışın da renkleriyle bahçenizi canlandıracak çiçekler var...

Kışın bahçenizi göz alıcı hale getirebilecek çiçekler; mevsimlik çuha çiçeği, hercai menekşe ve siklamendir. Çuha çiçeği ve siklamen yarı gölgede yetişir, hercai menekşenin ise ışığı net alan bir yere dikilmesi gerekir. Bitkilerinize suyu toprağı kurudukça vermelisiniz. Çiçekli bitkilerinizin daha iyi beslenmesi için 15 günde bir fosforlu gübre kullanabilirisiniz.

Kış aylarında meyve ağaçlarından sadece turunçgiller meyve verir. Armut, kiraz gibi yaprak döken ağaçlar, kışın meyve vermezler. Fakat yazın meyve verebilmeleri için periyodik bakıma ihtiyaçları vardır.Mandalina, portakal, greyfurt gibi turunçgillerden yeşil yapraklı oldukları için her mevsim meyve alınır. Bu arada turunçgillerin de toprağı kurudukça onları sulamalı ve 15 günde bir azotlu gübre vermelisiniz. Bu tür ağaçları çok soğuk iklimi olmayan İstanbul gibi şehirlerde bahçenizin kuytu bir yerine dikerek te koruma sağlayabilirsiniz.

Eğer soğuk iklimi olan bir bölgede yaşıyorsanız, meyve ağaçlarının üzerine delikli naylon sererek koruma altına alabilirsiniz

19 Şubat 2009 Perşembe

Meilland Gülleri Bakımı, Yetiştirilmesi


Güllerin büyütülmesi kolaydır. oprak hazırlığını 2 veya 3 hafta önceden yapmak bitki için fayda sağlar. Topraktaki yabani ot, taş ve benzeri molozları uzaklaştırın.


TOPRAK HAZIRLIĞI
Bu güllerin büyütülmesi kolaydır. Toprak hazırlığını 2 veya 3 hafta önceden yapmak bitki için fayda sağlar. Topraktaki yabani ot, taş ve benzeri molozları uzaklaştırın. Gübreyi toprağın yüzeyine yaydıktan sonra toprağı belleyerek gübreyi derinler yedirin.


GÜBRE SEÇİMİ
Mineral gübreler: Gübreleri karışım halinde kullanmalısınız. Bunlar 3 elementten oluşur ve güller için hayati önem taşır. 3 element; azot, fosfor ve potaryumdur( N, P, K ). Gübrelerken güllerin yanmaması için paket üzerinde tavsiye edilen dozlara riayet edilmesi gerekir.



Organik gübreler : kurutulmuş veya granül halinde hayvani gübre, kompost , yosun, torf..... Bunların hiçbiri NPK MİNERALLERİNİ dengeli bir şekilde içermez. Bu yüzden bu gübreleri tek başına kullanmamak gerekir. Bunları mineral gübreler ile birlikte tamamlayıcı olarak kullanmak gerekir.

Zamanımızda firmalar hem mineral maddeleri, hem de organik gübreleri içeren karışımlar geliştirmişlerdir. Bunları kullanmak kolaylık sağlayacaktır.

Hiçbir zaman organik gübreleri kökle direkt temas edecek şekilde kullanmayın. Bu güllerin kökünün yanmasına sebep olabilir. Sonbaharda fosfor ve potasyum ağırlıklı gübreler kullanın. İlkbaharda ise zengin azot içeren gübreler kullanın.


TOPRAK TÜRÜNÜ İYİLEŞTİRME
Bazı durumlarda toprağı iyileştirmek için bellendiğinde toprağa homojen şekilde karışabilen düzenleyiciler kullanmak gerekir.


TOPRAĞIN BELLENMESİ
Ekmeden önce toprağı 40, 50 cm derinliğinde belleyin. Bellemeyi yaparken yüzeye atılmış gübrelerin toprakla iyice karımasını sağlayın.


BÜYÜK ÇİÇEKLİ ÇİT GÜLLERİ
İlk ekildikleri yıl dahil soğuk aylara kadar sürekli bol çiçek açar. Geniş hacim yaparlar, çok güzel formlanırlar ve çoğu zaman tek çiçeklidirler. Sadedirler ve çok uzun ömürlüdürler.

boy: 60 -110 cm. buket yapmak için idealdir.


KÜÇÜK ÇİÇEKLİ ÇİT GÜLLERİ
Salkımlı çiçekleriyle yukarıdaki türden ayırt edilir.bir sap üzerinde birden çok küçük veya orta boylu çiçek bulunur. Bu özellik çok dekoratif bir bitki olmalarını sağlar. Size bir yastıkta tek tür kullanmanızı tavsiye ederiz. Böylelikle güzel bir efekt yakalarsınız. Yıl boyu çiçeklenirler, bol bol ve rustik çiçek açarlar. En ekonomik ve en az çalışma gerektiren bir gül türüdür.

boy : 60 - 100 cm. buket için idealdir.


BÜYÜK ÇİÇEKLİ TIRMANICI GÜLLER
Tırmanıcı güllerde sürekli çiçek açarlar, yalnız genelde ekildikten sonra 2. yıla kadar çiçek açmazlar. Çiçekleri çit güllerinin çiçeklerine benzer. Dayanıklıdırlar, bol çiçek açarlar ve geniş alanlara yayılırlar.


KÜÇÜK ÇİÇEKLİ TIRMANICI GÜLLER
Aşırı derecede dayanıklıdırlar ve geniş alanlara yayılırlar. Çiçeklerinin salkım halinde olmasından ve bol olmasından dolayı göz kamaştırıcı bir görünüm arz ederler. Sürekli çiçek açarlar.


PEYZAJ GÜLLERİ
Boyları varyetelerine göre değişmekle birlikte sürekli çiçek açarlar, çok dayanıklıdırlar, sadedirler ve bol çiçeklenme yaparlar. Varyeye göre geniş, orta ve küçük çiçekli olabilirler.

Geniş alanları kapatmakta, çit bitkisi olarak ve bir alanı ayırmak için kullanılabilirler


BASTON GÜLLER
Dikenli bir bastonsu gövde üzerinde büyük tek çiçekli ve salkım çiçekli olabilirler.
boy: 100 cm. Baston gül


MİNYATÜR GÜLLER
Small rustic rosebushes which are always in flower, with fine, serrated leaves. The elegant buds are the size of a wheat grain. Küçük sade ve sürekli olan çiçekleriyle birlikte dişli ve hoş olan yaprakları güzel bir görünüm arz eder. Zarif tomurcukları buğday tanesi büyüklüğündedir.
boy : 25 - 35 cm. Minyatür gül


GÜLLER NE ZAMAN DİKİLEBİLİR?
Sert soğuklar olmaması şartıyla, ekim ortası ile mayıs başı arasında ekilebilir.


GÜLLER NASIL YERLERE DİKİLEBİLİR?
Güllerinizi güneşli ve havadar yerlere ekin.


GÜLLER ARASINDAKİ EKİM ARALIĞI
Fidanlarınızı diktiğiniz zaman ne kadar gelişeceklerini tahmin etmek zordur. Aşağıda gördüğünüz aralıkları kullanarak hoş bir çiçek yastığı elde edebilirsiniz.

Büyük çiçekli güller 40/45 cm – m2’ye 7 – 8 adet

Salkım çiçekli güller 40/45 cm – m2’ye 7 – 8 adet

Meillandécor® - peyzaj gülleri 40 / 170 cm

Tırmanıcı güller 2 m - 2m50

Meillandina® 20/25 cm - m2’ye 7 – 8 adet

Sürünücü güller İzole edilebilirler

Baston güller 1 m ve yukarısı

Güllerden bordür ve çit yaparken boşluk olmasını önlemek için en yakın mesafe aralığını seçin


GÜLLER NASIL EKİLİR ?
Güller her zaman ekilmeye hazırdır. Bununla birlikte kök uçları ve dalların budanmış olması gerekir (dalları 20 cm uzunluğa kadar budayın). Kırılmış , zedelenmiş, hastalıklı dal ve kökleride dikimden önce uzaklaştırmanız gerekir.

BÜYÜK ÇİÇEKLİ, KÜÇÜK ÇİÇEKLİ, Meillandecor VE Meillandina TÜRÜ GÜLLERİN ÇIPLAK KÖKLÜ EKİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

İşe köklerin katlanmayacağı ve dışarıda kalmayacağı kadar derinlikte ve genişlikte çukur açmakla başlayın. Köklerin gübresel materyalle direkt temas etmesini engelleyin.

1- Gülün gövdesini toprak yüzeyinden 2 cm aşağıda kalacak şekilde gömün. Çukuru yüzey seviyesine kadar doldurduktan sonra ayak uçlarınızla toprağı bastırırken elinizle gülü tutarak köklerin iyice torağa yerleşmesini sağlayın

2- Bol su verin.

3- Dikim işlemi gerçekleştirdikten sonra dalların çoğu kısmını içine alacak şekilde bitkiyi toprakla örtün. Bu koruma bahar gelene kadar bırakılmalıdır. Eğer gül geç ekilmişse bu koruma süresi en az 6 hafta olmalıdır.


BASTON VE SÜRÜNÜCÜ GÜLLERİN EKİMİ
· Baston gülün aşı noktasına gelecek boyda bir herek hazırlayın.

· Bu hereği dikimden önce çukurun içine saplayın. Böylelikle köklere zarar vermemiş olursunuz.

· Baston gülün gövdesini soğuktan korumak için hasır türü koruyucu bir malzeme ile sarın.

· Fidanın tepe kısmında koruyucu bir naylon veya su geçirmeyen bir kâğıt ile bağlayın.

· Bu işlemi ilk çiçek görünene kadar devam ettirin.

Gül çiçegi hastalıkları

Güllere musallat olan bir çok zararlı vardır. Bu hastalıklardan korunma ve kurtulma yöntemleri hakkında genel bilgiler...

Mantar hastalıkları:

Külleme: Yapraklar ve tomurcuklar pudralanmış gibi beyazlaşır. Zamanla tomurcuklar düşer,yapraklar kıvrılıp kurur.

Pas: Yaprakların altında pas rengi lekeler oluşur. Zamanla genişler ve yaprakları kurutur.

Siyah Nokta: Yapraklarda siyah noktalar oluşur.Genişleyerek yaprakları kurutur.

Güller budandıktan hemen sonra bakır esaslı bir mantar ilacı ile ilaçlanmalı ve bu işlem 2 haftada bir tekrarlanmalıdır. (Cupravit,Antracol vs.) Hastalık görünmeden ilaçlama şarttır.Başlamışsa ilaçlama olan hasarı düzeltmez ama hastalığı durdurur.

Zararlı böcekler: Gül bitleri,tırtıllar,testereli arı ve çeşitli böcekler..Bunlar ya bitkinin özsuyunu emer,ya da çiçek ve yaprakları yiyerek bitkiye zarar verirler.Uygun ilaçlar kullanılmalıdır.

Bazı böcekler dalların içine girerek boşaltırlar. Böyle hastalıklı dalları sağlam yerine kadar budamalıdır.

Mantar hastalıklarında belirti görülmeden ilaçlama yapılır. Böcek ilaçları ise zararlılar görüldükten sonra kullanılır. Bu ayrıntıya dikkat edilmelidir.

İlaçlama kuru,rüzgarsız,güneşsiz ve serin havada yapılır. Akşam üstü en uygun zamandır. İlacın tarifesi dikkatle okunur. Buna göre işlem yapılır.

Yasemin Çiçeği ve üretimi


Akdeniz iklimindeki şehirlerimizde özellikle deniz kenarında dolaşırken hoş bir kokunun içinde kalıverirsiniz. Ister istemez kokunun kaynağını arar gözleriniz.


Sonunda beyaz çiçekleri farkedersiniz. Mütevazi ve narin görünüşlü yaseminler sevimli çehreleri ile kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlarlar. Yaseminlerle sembolleştirilen saflık, duruluk ve masumiyet duyguları sarıverir bizleri. Değerli kokusunu meltemlerle, esintilerle yeryüzüne yayan yasemin asırlardır aşıkların birbirlerine verdiği masum ama etkileyici bir hediye olmuştur. Kokusu ve güzelliği ile duyguları kelimelerden daha iyi anlatmıştır sonsuzluğu özleyen gönüllere.

Bazı kokular, bazı renkler, bazı sesler insanlarda algı değişikliklerine sebep olabilir, bazı şeyleri hatırlamalarına, algılamalarına yardımcı olabilir. Kokular ve öz yağlar duyuları güçlendirmek için yüzlerce yıldır kullanılagelmiştir. Yasemin kokusu doğamızın tatlı, yumuşak, duyarlı yönünü ortaya çıkarır.

Anavatanı yeryüzünün en yüksek noktası olan Himalayalardır. Değerli ve nazik olan herşeyin en iyi şekilde korunduğunu görüp bildikten sonra narin ve gizemli bir çiçek olan yasemin için buna şaşmamak gerekir.

Latince adı Jasminum nudiflorum olan yaseminin beyaz, mavi ve sarı renkte türleri vardır. Bahçe bitkisi olarak yetiştirilenlerden başka, ticari amaçla yetiştirilen beyaz yasemin türleri vardır. Özellikle Italya’da yasemin tarlalarından pekçok insan geçimini sağlamaktadır. Toplanıp işlenen yaseminlerden dünya parfüm piyasasında faydalanılır. Çiçekleri uçucu yağ taşımaktadır. Uçucu yağ, organik çözücü ve tüketme yolu ile elde edilmektedir. Uçucu yağın en önemli maddeleri ise benzil asetat, jasmon, linalol ve geraniol’dur. Yasemin, özünde "metil yasmonat" adlı bir bileşiği içermektedir. Karmaşık bir kimyasal yapısı olan bu bileşik, günümüzde üretilen parfümlerin çoğunda kullanılır. Yine güzel kokusu nedeni ile tütsü yapımında kullanılır. Bundan başka bitkisel tedavide kullanılır. Ülkemizde de tüm baharatçılarda bulabileceğimiz, saflığın belirtisi bitkinin beyaz çiçeklerinden hazırlanan çay, gögüs ferahlatıcı ve sinirleri yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. Çiçek ayrıca romatizma, nikris ve mafsal ağrılarına iyi gelir. Ateş düşürücü olarak da kullanılabilir. Kabızlığı giderdiği bilinen faydalarındandır.

Bu güzel kokuyu sürekli duymak için yasemin yetiştirmek isteyenler mevcut iki yöntemden birini kullanabilirler:

1. Çelikle Üretim : Çelikle üretim Ekim ortasına kadar yapılabilmektedir. Bunun için yaklaşık 20 cm uzunlukta ve 0.5 cm kalınlıkta iyi olgunlaşmış, tek yıllık odunlaşmış çubuklar kullanılır. Ilkbaharda üretim Mart ortasına kadar yapılır ise de mümkünse daha öne almak iyidir. Ayrıca ilkbahar üretiminde daha ince çelik kullanmak mümkündür. Bu da köklenmenin daha çabuk olmasını sağlar. Çeliklerde iyi bir köklenmenin olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir.

- Üretim ortamı (kumlu-tınlı toprak karışımı) dezenfekte edilmeli, böylece sağlıklı çelikler elde edilebilir.

- Üretim ortamında sıcaklık mümkün olduğu kadar stabil olmalı ve 18oC’nin altına düşmemeli,

- Üretim ortamında rutubet oranı sabit tutulmalı, toprak kaymak tabakası bağlamamalı;

- Sulamaya özen gösterilmeli, şayet mümkün ise oransal nemi çok yükseltecek bir düzen kurulmalıdır (sisleme).

- Üretim ortamı iyi gölgelendirilmeli (% 50) ve rüzgardan korunmalıdır.

- Üretim ortamı kışın bir plastik örtü ile örtülerek hafif ısıtılmalıdır.

2. Daldırma ile Üretim : Olumsuz yönü; uygulanabilmesi için kuvvetli bir ana bitkinin bulunması ve büyük bir parçasının toprağa gömülmesinin zorunlu olmasıdır. Ancak bu yöntemde köklenme daha hızlı ve garantili olmaktadır.

Daldırma Ocak ayından Mayıs ayına kadar yapılabilmektedir. Ayrıca Ağustos-Eylül aylarında yapılabilir. Daldırmada ana bitkinin bulunduğu toprağın rutubetli tutulması gerekmektedir. Daldırmada henüz odunlaşmamış, uzun sürgünler kullanılır ve bunlar en az 5 cm derinliğe toprağa gömülür. Boğum yerlerindeki yaprakları kesmek gereklidir. Böylece köklenme hızlandırılmış olmaktadır. Iyi bir ana bitkiden 8-15 kadar daldırma çubuk elde edilebilir ve bunlar ortalama 2 ay içinde köklenirler.

Küçücük de olsa ilgilenebileceğiniz bir bahçeniz varsa ve yaşadığınız yerin iklimi müsait ise kendinize bir yasemin hediye etmelisiniz. Yaydığı güzel kokunun etkisi ile kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

http://www.bahce.biz

15 Şubat 2009 Pazar

Çiçeklerin en duygusalı...(papatya)


Papatyanın duygusallığına hayrandır çoğu insan. Onun yapraklarında ararlar sevdiklerinin hislerini: Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor.

Ama sonuç değişmez genelde; zira küçücük de olsa bir yaprak bulunur aralarda ve papatya size her zaman sevildiğinizi müjdeler, gülerek. Papatyanın umut veren tavrında tek bir şey eksiktir aslında; renk. İşte hem renge hem umuda ihtiyacı olanların çiçeğidir: Bodrum papatyası.

Aileden gelen güzellik
Asteraceo ailesinin bir üyesidir: Bodrum papatyası Osteosper mum. Tıpkı papatya gibi, aster gibi, ayçiçeği gibi. Anayurdu Afrika, Güney Afrika ve Arabistan'ın sıcağına özlem duysa da ülkemizi de sever.

Güçlüdür ama her zaman desteğe ihtiyaç duyar. Mızraksı yapraklarının kenariarı bazı türlerinde düz, bazılarında tırtıklıdır. Papatyaya benzeyen çiçekleri, genellikle her sap üzerinde bir adet açar. Mavi, mor, pembe, sarı, krem tonlarında çiçekleri bahçeye renk getirecek.

İlk adımı siz atın

Tohumlarını ekmek için Mart ayı idealdir.
Ekimi, kapalı ve ılık bir yerde yapın.
Mayıs ayında çimlenme tamamlandığında, asıl yerlerine alabilirsiniz. Bahçede de, saksıda da yetiştirebilirsiniz.
İlkbahar ve yaz boyu çiçek açar.
Mart ayını kaçırdık, bu yaz onlarla tanışamayacağız diye üzülmeyin. Fidesini aiıp bahçenize dikebilirsiniz.
Fide aralannda 30 santimetre boşluk bırakmaya dikkat edin.
Açtığınız çukur, fideyi aldığınızda bulunduğu kaptan biraz daha derin olmalı.
Can suyunu vermeyi de unutmayın.
30-60 santimetreye kadar boylanma yapar.


Yüzü gülmeyen insan vardır, ama gülümsemeyen çiçek yoktur. Biraz güneş gördü mü, biraz su içti mi coşuverir hepsi. Hele bir de sevildiğini hissettiyse deymeyin keyfine. Bodrum papatyası azla yetinmesini bilir her zaman. Yine de üşümesine izin vermeyin siz, ilginizi eksik etmeyin.


Sıcak iklimlerde sağlıklı gelişir.
Güneşe bayılır.
Geçirgen her tür toprakta yetiştirebilirsiniz.
Toprağının nemli kalması gerekir. Özellikle saksıda yetiştirecekseniz, toprağını sık sık kontrol edin. Kurumasını engelleyin. Özellikle ilk iki hafta sulamasına özen gösterin.
Toprağı kurursa çiçekler uykuya geçer. Yeni çiçekler vermez. Toprağını nemli tutmaya özen gösterin.
Kış aylarında köklerini kuru yaprakla örtün. Böylece gelecek bahara kadar onları korumuş olursunuz.
Soğuk bir bölgede yaşıyorsanız çiçeğiniz sadece bir sene açacaktır. Seneye yenilerini dikmelisiniz.
Çiçekleri soldukça kesin. Yeni çiçekler vermesini sağlarsınız. Çiçekli kalma dönemini uzatmış olursunuz.
Rüzgardan koruyun.

Özellikle ılıman bir bölgede yaşıyorsanız, eksik etmeyin bahçenizden Bodrum papatyasını. Özellikle beyazını, morunu bulmak çok kolay fidanlıklardan.

İsmi nereden geliyor diye merak ettiyseniz eğer, Sadece Bodrum'da yetişmiyor bu güzel çiçek ama Bodrum'lular çok seviyor onu. Oradaki her bahçede rastlamak mümkün, işte bu yüzden almış bu ismi. Bodrum kadar güzel bir bahçeniz olsun ve bu kez papatya fallarınıza renkli olanları baksın.



Açelyalarınız için bakım önerileri



İlkbahar açelya zamanıdır. Açelyalarınızı gelecek yıla hazırlamak için beslemelisiniz. Fakat asla azotlu gübre dozunu kaçırmayın. Bu açelyaların yanmasına sebep olacaktır.

Budama yapmak için çiçeklenmenin bitmesini bekleyin. Aksi taktirde çiçek tomurcuklarını kesmiş olursunuz. Çiçeklenme bittikten sonra dikkatlice budayın. Çok derin budama istemez, hafif budayın yada hiç budamayın.

Açelyaların en iyi gübrelenme zamanı hemen çiçeklenmeden sonraki zamandır. İlkbahar ve yazın iyi bir gelişme gösterebilmesi için yavaş eriyren azot verebilirsiniz. 8 Hafta kadar sonra ise açelyalar için satılan asidik besinler vermelisiniz ve her 6 haftada bir açelya gübresi vermeye devam edin. Açelya gübresini Eylül ayına kadar vermeyi sürdürün.

Gübreyi her seferinde kök bölgesine az miktarda serperek vermelisiniz. Yapraklarda sararma ve koyu yeşil damarlar görünüyorsa bu demir eksikliği işaretidir. Açelyaların toprakta bulunan demiri alabilmeleri için toprak asitliğini arttırıcı maddeler mesela kükürt kullanabilirsiniz.

10 Şubat 2009 Salı

Lale devri köylüleriyiz biz


Silivri’de 13 çiftçi geçen yıl buğday-ayçiçeği ve kavun kapuz ektikleri tarlalara bu yıl lale dikti. Çünkü buğdaydan kazandıklarından çok daha fazlasını kazanacaklarını düşünüyorlar. Şu anda sadece Seymen köyünde 65 çeşit 700 bin adet lale yetiştiriliyor. Civar köylerden çiftçiler ise sık sık bu rengarenk lale tarlalarını ziyaret ediyor. Biz de gittik ve çiftçilerin tarlalarına neden lale ektiklerini öğrendik.


Lale, güzelliğiyle şehirlerimizin, ekonomik katkısıyla da Türk çiftçisinin yüzünü güldürüyor. Artık birçok çiftçi buğday, ayçiçeği ya da patates tarlalarına lale ekiyor. Çünkü sadece İstanbul’un değil Konya, Bursa, Kocaeli, Zonguldak ve Kayseri gibi birçok ilin baharda sokakları lalelerle süsleniyor. Talep çok, kazancı da buğday, patates ve ayçiçeğinden fazla olunca yurtta birçok çiftçi lale tarımına başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de sosyal sorumluluk projesi olarak ilçelerindeki çiftçileri lale yetiştirme konusunda teşvik ediyor. Bu konuda belediyenin hedefleri büyük, üretimi arttırmak ve yurt dışına da lale soğanı satmak istiyor. Böylece hem 200 bini aşkın insana istihdam sağlanacak hem de ülkeye yüklü miktarda döviz kazandırılacak. Bu, sadece laleyle olmayacak; sümbül, kasımpatı, gül gibi birçok çeşit çiçeğin de tarımı yapılacak.

Biz de Silivri’nin Seymen köyünde lale tarımı yapan çiftçilerle görüştük. Muhtarları Necmettin Eren’in (58) yönlendirmesiyle çiçek ekimine başlayan Turgut Çim (55), Bedri Gencal (44), Hasan Bektaş (48) ve Yılmaz Tekin (55) kavun-karpuz, buğday ya da ayçiçeği ektikleri tarlalarına 700 bin lale dikmiş. Lalenin onlara buğday ya da ayçiçeğinden daha çok gelir getireceğini söylüyorlar. Çünkü 1 dönümlük tarlalarına buğday ekselerdi 200 YTL kâr edeceklerken aynı tarlada yetiştirdikleri 100 bin lale ile 5 bin YTL kazanacaklar. Ortada bu kadar büyük bir fark olmasına rağmen onların tarlalarına lale ekmeye karar vermeleri çok zor olmuş. Çünkü tarlaya çiçek ekmek pek alışkın oldukları bir durum değil. Hatta tarlalarına lale ektikleri için köylüleri kendileriyle bütün kış boyunca dalga geçmiş. Baharın ilk günlerinde lale soğanları rengârenk çiçekler açınca da lale tarlaları gezmeye gelmişler. Turgut Çim, “Gırgır geçseler de, şimdi herkes ağustosta Büyükşehir Belediyesi soğanları alınca ne kadar para verecek ona bakacak. Eğer söyledikleri parayı verirseler bir dahaki sene hepsi bizim gibi lale ekecek.” diyor. Köylüsünü lale ve mevsimlik çiçek ekmeye ikna etmekte zorlanan muhtar Necmettin Eren de “İnsanlar alışkanlıklarını kolay kolay bırakmıyor. Birileri denesin eğer başarılı olursa bende yaparım diye düşünüyorlar. Bir kurban arıyorlardı bizde kendimizi kurban ettik.” şeklinde konuşuyor.

Lale çiftçileri bu zamana kadar şehir merkezine birkaç kilometre ötede yaşamalarına rağmen İstanbul’un lalelerini hiç görmemişler. Yetiştirmeye de bir yıl önce Silivri merkezde Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi Ağaç A.Ş. yetkililerinin verdiği bir seminere katılan muhtarları Eren’in yönlendirmesiyle başlamışlar. Bu toplantıda belediye yetkilileri laleyi yurt dışından almak istemediklerini ve ülke ekonomisine katkı sağlamak için Türk çiftçisiyle birlikte çalışmak istediklerini söylemiş. Daha sonra da lale yetiştiriciliğiyle ilgili üniversite hocaları çiftçilere eğitimler vermiş. Fakat birçok muhtar ve de çiftçi duruma sıcak bakmamış. Projeyi en çok heyecanla karşılayan Eren olmuş. Lale tarımına kendisini o kadar kaptırmış ki; “Bazen kendimi bu masanın başında (muhtarlık masası) lale tarlalarını hayal ederken buluyorum. Dönümlerce kırmızı, sarı, siyah laleleri düşünüyorum. Çok güzel bir duygu. Yıllar önce bir gezi için Hollanda’ya gitmişti orada görmüştüm. Bizim kültürümüze ait bir şeyi onlar çok geliştirmişler. Makinelerle yapıyorlar ekimi. Biz ise unutmuşuz. İstiyorum ki çiftçi olarak biz bu kültürümüzü yeniden canlandıralım.” diyor. Eren’in bu hevesi diğer çiftçilere de geçmiş. Misal, Bedri Gencal geçimini çiftçilikle sağlamasına rağmen çiftçilikten ilk defa bu kadar keyif aldığını söylüyor. Maddi beklentisi var ama yine de “Bana sadece bu keyif de yeter.” diyor. Lalenin böyle kültürel ve zevk verici bir boyutu olduğu gibi ekonomik güzellikleri de var. Muhtar Eren bir dönümlük araziye ektiği 100 bin laleden kazanacağı parayı 70 dönüm tarlaya ektiği buğdaydan alamayacağını söylüyor. Hal böyle olunca Anadolu’da da birçok çiftçi ekmeğini buğdaydan ya da ayçiçeğinden değil laleden çıkarmaya başladı.


Rakamlarla lale ekonomisi
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şirketi Ağaç AŞ’nin verdiği rakamlara göre Türkiye’de 4 firma yılda 20 milyon adet lale üretiyor.

Türkiye’de toplam 100 dönüm lale tarlası var.

Ağaç AŞ’nin sosyal sorumluluk projesi kapsamında 13 çiftçi bir milyon 300 bin lale yetiştiriyor. Bunun için Silivri pilot bölge seçilmiş. Şu anda Seymen, Samandıra, K.Seymen ve Kurfalı köyünde lale üretimi yapılıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iç üretimi destekleyerek maliyetini yüzde 20 oranında düşürdü. 10 milyon adet lale soğanı için 1 milyon 800 bin YTL harcama yarken şimdi 1 milyon 500 bin YTL harcama yapıyor.

Zaman

9 Şubat 2009 Pazartesi

Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi, Düzenlemesi ve Bakımı


Son yıllarda ülkemizde gerek resmi kuruluşların gerekse özel kuruluşların yeşil alan tesisine yönelik çalışma eğilimleri oldukça yüksek seviyelere ulaşmış, dolayısıyla bu tip eğilimlerin artması, özellikle dış mekan süs bitkilerine yoğun bir talebin ortaya çıkmasına neden olmuştur.


Dış mekan süs bitkileri genellikle, parklarda, bahçelerde, yollarda, aktif ve pasif yeşil alanlarda kullandığımız bitkilerdir. Dış mekan bitkileri; büyük ağaçlar, çalılar, çiçekler, yer örtücü bitkiler, su bitkileri, saz ve bambu türleri, sarmaşıklar ve çim gibi çeşitlilikler göstermektedir.

Türkiye’nin doğası bitki türleri yönünden çok zengindir. Doğadaki pek çok bitki türü süs bitkisi olarak kullanılmak üzere kültüre alınıp çoğaltılabilir. Doğanın zengin bitki türlerini dış mekan süs bitkisi olarak kullanmak, kesme çiçek ve saksı çiçeği olarak kullanmaktan daha kolay olmaktadır.

Türkiye’de dış mekan süs bitkilerinin üretimi yeterli değildir. Özellikle büyük boylu fidanlarda, mavi ladin, manolya vb. gibi türlerin üretiminde sıkıntılar bulunmaktadır. Başta Italya olmak üzere, değişik ülkelerden ithal yolu ile karşılanan dış mekan süs bitkisi ithalatı, 1997 yılında 15,6 milyon $, 1998 yılında 22,1 milyon $ olarak gerçekleşmiştir. Bunlarda bitki standardı olmadığından fiyatlar çok değişkenlik göstermekte, fiyatlandırmada çeşitli faktörler rol oynamaktadır. Bitkinin büyük ve formunu almış olması, kalite özelliklerinden olup fiyat oluşumunda büyük etkendir. Genellikle yavaş büyüyen, çoğaltılması zor ve yetiştirilmesi beceri isteyen özel bitkiler çok yüksek fiyatlara satılabilmektedir.

Dış mekan süs bitkileri yetiştiriciliği için ülkemizin ekolojik koşulları çok uygundur. Buna karşın, üretim tekniklerinin yetersiz, işletme sermayelerinin sınırlı oluşu ve mekanizasyonun yaygınlaştırılamaması, özellikle boylanmış dış mekan süs bitkisi üretimini sınırlamaktadır.


Dış Mekan Süs Bitkileri ile Bahçe Düzenlemesinde Dikkat Edilecek Husular
- Öncelikle bahçenin bir krokisi çıkartılmalı;

- Kroki üzerinde rüzgâr koridorları, güneşlik ve gölgelik alanlar, bina girişi, varsa yol, gizlenmesini istediğimiz kötü görüntüler vs. belirtilmelidir.

- Sonra kroki üzerinde karalamalar yaparak istediğimiz düzenlemeyi önce kâğıt üzerinde gerçekleştirebiliriz.

- Ilk yapılması gereken istenmeyen görüntü ya da gürültü gelen bölümlerin perdelenmesidir. Bahçenin o yöndeki sınırına bitki perdesi oluşturabiliriz. Bunun için boylu ve sık yapraklı, her dem yeşil bitkiler seçilmelidir.

- Bahçe sınırına doğru büyük bitkiler binaya yaklaştıkça daha alçak bitkilerin seçilmesi gerekmektedir.

- Bahçenin ana çerçevesini çizdikten sonra bahçe içi bitki seçimine başlanabilir.

- Bahçe düzenlenirken estetik kuralları geçerli olacaktır. Bunlar; orantı, uyum, simetri, denge ve tarzdır. Yani bahçenin bir kişiliği olmalıdır. Bu da bitkilerin rast gele fırlatıldığı bir mekan olmaktan çok, birbirine uyan, benzer tarzda malzemelerin seçilmesi ile ve bu malzemelerin de bahçenin ve binanın mimari tarzıyla uyumlu olması ve uygun yerde kullanılması ile mümkündür.

- Toprak yapısı kötü ise üst toprak değiştirilmeli ya da hayvan gübresi ilave edilmelidir.

- Toprak iyi etüt edilmeli yani aşırı sulamalarda fazla su kolayca süzülebilmelidir. Önce büyük ağaçlar, sonra çalılar ve yer örtücüler ile çiçekler dikilmeli en son çim ekimi yapılmalıdır.

- Bitkiyi tanımak önemlidir. Aldığımız bitki çok küçük olabilir. Fakat bitki yıldan yıla değişir. Bitkiyi seçerken büyüdüğünde alacağı şekil ve boy dikkate alınmalıdır.

Tüm bunlar düşünülürken bitki seçiminde onların iklim ve toprak istekleri, gölgeye toleransları göz önünde bulundurulmalıdır. Burada dış mekanlarda kullanılan bazı bitki türleri hakkında bilgi verelim:

MANOLYA (Magnolia): Manolyanın büyümesi yavaştır. Dolgun yapıda küre biçimi oluşturan çalımsı ağaççık, yaklaşık 3m boylanıp, 3,5m kadar genişlemektedir. Yapraklarını dökerler. Kokulu beyaz çiçeklerini yaprakları çıkmadan, Mart ve Nisan ayında açarlar. Yıldız biçimli 12-19 taç yapraklı, 10-12 cm çapında çiçekleri olur. Çiçekleri koklarken nefes verilirse çiçeklerin beyaz rengi solar ve kararır. Manolyalar, suyu çok iyi geçiren verimli, killi toprakta iyi gelişmektedir. Yeni dikilen genç fidanlar ilk yıllarda bir desteğe alınıp, ilkbaharda dibi turba veya yaprak çürüğü ile örtülmelidir.

- 10 °C kadar dayanır. Işık-yarı gölge ağacıdır. Kurak dönemlerde bolca sulanarak, suya doyurulmalıdır. Budama gerekli değildir. Tohum, çelik ve aşı ile üretilir. Tohumlar toplanıp temizlendikten sonra kurumadan hemen veya 12-15 haftalık soğuk katlamadan sonra ilkbaharda ekilir. Ekimden sonra toprak neminin muhafazasına dikkat edilmelidir.

HANIMELI (Lonicera) : Hanımeli familyasında yüzlerce çalımsı ve tırmanıcı bitki türü vardır. Bizim ele alacağımız hanımeli dolgun yapılı, çok dallanan, yapraklarını döken, her türlü bahçede kullanılan ağaççıklardır. Çekici, çoğunda kokulu 1-3 cm büyüklükte pembe, beyaz veya kırmızı ve eflatun çiçekleri ile tanınırlar. Meyve büyüklüğü 1 cm den biraz küçük olur. Yaprakları 3-7 cm büyüklükte olup ilkbaharda erken dönemde çıkar, sonbaharın sonlarında dökülür. Bu bitki çok az bakıma gerek duyar ve zararlı böceklerden nadiren etkilenirler. Hatta şehirlerin kötü çevre koşullarında bile büyüme güçlüğü göstermeyerek çiçek tarhlarında veya bahçe kenarlarında rahatlıkla kullanabilirler. Ağaççık olan hanımelilerin hemen her türlü toprakta, güneşli veya hafif gölge yerlerde kolaylıkla yetiştirilebilirse de çiçek sayısı az olur. Hanımeliler erken ilkbaharda çiçek açtıklarından, sonbaharda dikimi uygundur. Bitki yeterli alan bulduğunda, yaşlanmış dallarının temizlenmesi dışında budama istememektedir. Ilkbahar sonundan itibaren bitkilerden alınan çelikler ile çoğaltılabilir.

KARTOPU (Viburnum) : Kartopu, çiçek açan ve bunu takiben meyve oluşturan önemli bir çalıdır. Yükseklikleri 50 cm ile 6 m arasında değişir. Çalımsı ağaççıklardan oluşan tarhlara, çit aralarına veya güzel görünüm oluşturacağı bir yerde ya da tek başına kullanılabilir. Yaprağını döken ve her dem yeşil kalan çeşitleri vardır. Çiçekleri genelde beyaz renklidir; ancak, pembe renkli olanları da vardır. Birçoğu da oldukça hoş kokuludur. Yaprağını döken tüm kartopları, bol güneşte daha iyi büyüme gösterirler. Gece donlarından hemen sonra sabah güneşi olursa bundan zarar görürler. Suyu iyi geçiren hemen her türlü toprakta yetişebilir. Çitlerde 1-2,5 m yükselenleri, 75-125 cm mesafe ile dikilmelidir. Kartopları, sonbahardan ilkbahara kadar toprağın işlenebilecek durumda olduğu, istenilen her zamanda dikilebilir. Meyveleri için yetiştirilmesi söz konusu olduğunda iki veya üç tanesinin, tozlama ve dölleme amacıyla yan yana dikilmesi tavsiye edilir. Kartoplarının süslü yapısını korumak için ölü dalları temizlenirse de kısıtlı budama yapılmalıdır. Ilkbahar sonundan itibaren bitkilerden alınan çelikler ile çoğaltılabilir.

SÜS LAHANASI (Brassica): Orta yapraklar pembe-mor ve eflatun-mor renktedir. 20-30 cm arasında boylanır. Kasım-Mart ayları arasında 8-15°C sıcaklıkta yapraklar renklenmeye başlar. Bundan daha düşük ve yüksek sıcaklıklar yaprak renklenmesini olumsuz yönde etkiler. Dikim zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Dikim mesafesi 25-35 cm civarında olmalıdır. Güneşli ortamlarda, besin maddelerince zengin, derin, hafif kireçli, orta derecede nemli topraklarda yetiştirilmelidir. Yaprak renkleninceye kadar verilen azot kapsamı yüksek kompoze gübre daha sonra yavaş yavaş azaltılmalıdır. Kuruyan ve sararan dış yapraklar bitkilerden uzaklaştırılmalıdır.

ACEMBORUSU(Campsis): İki türü bulunan, yaprak döken sarılıcılardır. Göz alıcı çiçekleri vardır. Acem borusu turuncu-kırmızı renkli muhteşem çiçekleri ile çok gösterişli asmalardır. Çiçeklenme dönemi Temmuz ortasında Eylül sonudur. Özellikle geniş alanlarda, duvar, çardak, çit ve parmaklıkların yeşillendirilmesinde sıklıkla kullanılırlar. Havai kökçükleri ile tutunarak ve sarılarak 9 m’ye kadar boylanabilirler. Bu bitkilerde çıplak gövdeli ağaçların gövdelerini sardırmak da mümkündür. Borazan ve Trompet çiçeği olarak da bilinen bitkiler, yaz ortasına doğru çiçeklenir ve uzun süre çiçekli kalırlar. Acem Borusu hemen tüm bölgelerimize uyum sağlayabilir. Akdeniz ve Ege bölgelerinde yüzey kaplama amacıyla kullanıldıklarında yapraklarını dökmezler. Tam güneş alan yerlere ve organik maddelerce zengin, iyi drene olan, hafif nemli topraklara dikilmelidir. Zayıf topraklarda ise düzenli gübreleme yapılmalıdır. Genç bitkiler sarılıcı kökçükleri gelişine kadar desteklenmelidir. Özellikle gençken yapılacak budamalara iyi tepki verirler. Budamalar sürgün uçlarından hafifçe kırpma şeklinde olmalıdır. Bitki tohum ve çelikle üretilmektedir.

ERGUVAN(Cercis siliquastrum): Ülkemizin doğal türü olduğundan fidanlıklarda en çok yetiştirilen Cercis türüdür. Erguvanlar başlangıçta yavaş büyürlerse de daha sonraları büyümeleri hızlanır. 5-6 m boy ve 4 m kadar da yayılım yapabilirler. Yuvarlak ve dar bir tepe oluştururlar. 5-10 cm uzunluktaki kalp şekilli yapraklar, üst kısımda mavi-yeşil, altlarda ise açık yeşildir. Nisan- Mayıs aylarında, yapraklanmadan evvel tüm dallar ve gövdede açan erguvani renkli o muhteşem çiçekleri ile baharı müjdelerler. Bu halleriyle Erguvanlar muazzam bir çiçek topunu andırırlar. Çiçeklenmeyi takiben beliren tohum zarfları da ilgi çekicidir. Tek tek ya da gruplar halinde vurgu ağacı olarak kullanılabilirler. Tüm sahil bölgelerimize uyum sağlayabilirlerse de Karadeniz kıyılarında korunaklı, siper yerlerde yetiştirilmeleri uygun olur.

MOR SALKIM (glycine): Beyaz ve mor renkte çiçekler açan ve 15m uzayan, sarılıcı bir bitkidir. Kışın yapraklarını döker. Çelik ve daldırma ile üretilir. Dayanıklı ve uzun süre yaşayanlar fidandır. Üretilmesi gül’e benzer. Çardaklar ve pergolalarda güzel bir görünüm sağlar.


Dış Mekan Süs Bitkilerinin Bakımı
Dış mekan süs bitkilerinde sulama, ot alma, çapalama, gübreleme, uç alma ve açmış çiçeklerin uzaklaştırılması, hastalık ve zararlılarla savaşma en önemli bakım işleri arasındadır.

Sulama: Dış mekan süs bitkileri sık ve düzenli sulamaya gereksinim gösterir. Sulama sabah ve akşam saatlerinde yapılmalıdır. Öğle sıcağında yapılan sulama yanmaya ve su kaybına neden olur. Sulamalar, toprağın havalanmasına olanak verecek şekilde belirli aralıklarla ve bitkilerin kök aksamının bulunduğu 20-25 cm’lik toprak tabakası su ile doygun hale gelinceye kadar yapılmalıdır. Çok sık ve yüzeysel sulama bitkilerin yüzeysel kök sistemi oluşturmasına neden olduğundan önerilmez.

Çapalama ve ot alma: Sulamalar, yabancı otların gelişimini teşvik ettiği gibi, organik maddece fakir toprakların yüzeyinde kaymak tabakası oluşumuna da neden olmaktadır. Yabancı otları temizlemek, kaymak tabakasını kırmak ve toprağı kabartarak havalandırmak amacıyla çapalama yapılmalıdır. Çapa işlemi, iki sulama arasında toprak yüzeyinin kurumaya başladığı zamanda yapılmalıdır. Bu, toprağın havalanmasına, bitkilerin daha iyi gelişmesine olanak verir. Çapalama ve ot alma sırasında bitki köklerinin zedelenmemesine dikkat edilmelidir.

Gübreleme: Bitkiler azot (N), fosfor (P), potasyum (K), olmak üzere üç ana besin maddesine öncelikle ihtiyaç duydukları gibi, magnezyum, demir, kükürt gibi diğer maddelere de ihtiyaç gösterir. Mevsimlik çiçekler gelişme sürelerinin başlangıcında çiftlik gübresiyle gübrelenmelidir. Inorganik gübre ise gelişme süresince verilir. Toprağa verilecek organik gübrenin tamamen çürümüş olması gerekmektedir.

Uç alma ve açmış çiçeklerin uzaklaştırılması: Çiçeklenme süresini uzatmak, daha bakımlı ve güzel görünüş elde etmek amacıyla solmuş çiçekler, üzerinde bulundukları sürgünün biraz alt tarafından kesilmek suretiyle uzaklaştırılmalıdır. Bu uygulama çiçek sayısının artmasına neden olmaktadır. Tohum toplanması söz konusu olduğunda yeteri kadar bitkinin bu amaçla ayrılması gerekmektedir.