<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385</id><updated>2011-11-27T16:42:14.961-08:00</updated><category term='Sızma zeytinyağ ve faydaları'/><category term='Düzenlemesi ve Bakımı'/><category term='KAİNAT ECZANESİNDEN'/><category term='cam nedir'/><category term='SÜMBÜL'/><category term='Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?'/><category term='kuşlar'/><category term='ŞİFALI BİTKİLER'/><category term='meyveler ve faydaları'/><category term='astroloji ve rüya'/><category term='2 uzmandan 2 süper reçete'/><category term='İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı'/><category term='Innova-Sonic'/><category term='gebelik ve dogum'/><category term='çiçekli hikayeler'/><category term='oyun dünyası'/><category term='özel günler ve kutlamalar'/><category term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><category term='CİLT BAKIMI'/><category term='obruk'/><category term='şifalı çiçek ve bitkiler'/><title type='text'>güller ve çiçekler hayatın içinden herşey</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>46</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-3405004994888487416</id><published>2009-02-23T02:15:00.000-08:00</published><updated>2009-02-23T02:19:06.690-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çiçekli hikayeler'/><title type='text'>hercai çiçegi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.yasbir.org/images/Hercai013_small.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 100px; CURSOR: hand; HEIGHT: 136px" alt="" src="http://www.yasbir.org/images/Hercai013_small.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun yıllar önce iki kır çiçeği birbirlerine aşık olurlar, her bahar diğer çiçekler gibi onlar da açıp güneşe merhaba derler. Fakat bir bahar başlangıcı bu çiçeklerden biri diğerine;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz diğer çiçekler gibi bu bahar açmayalım kışın ortasında herkesin soğuktan kaçtığı karlı günlerde açalım ki bütün doğa bize ait olsun" der. Ve ikisi de o bahar açmamaya karar verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biri açmak için kışın gelmesini ve karın yağmasını beklerken, diğeri o yaz açar. O gün bugündür karda açan ve sevgilisini bekleyen çiçeğe kardelen, sevgilisini yarı yolda bırakan çiçeğe de hercai denilir. İşte bu yüzden hayırsız sevgiliye Hercai diye hitap edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-3405004994888487416?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/3405004994888487416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/hercai-cicegi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3405004994888487416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3405004994888487416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/hercai-cicegi.html' title='hercai çiçegi'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-160039110103980025</id><published>2009-02-23T02:13:00.000-08:00</published><updated>2009-02-23T02:15:34.283-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çiçekli hikayeler'/><title type='text'>Sedef çiçegi ve yaşlı çift</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.gokalpozturk.com/wp-content/uploads/2008/06/sedef-cicegi-ve-yasli-cift.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 194px" alt="" src="http://www.gokalpozturk.com/wp-content/uploads/2008/06/sedef-cicegi-ve-yasli-cift.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı. Adam inatçı bakışlarla suskun. Nine'nin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu etrafını.... Ve hakim tokmak vuruşuyla, sözü yaşlı kadına verdi, hakim..."Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun?" Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kasılmış sesiyle konuşmaya başladı. "Bu herif yetti gari, 50 yıldır beni hayattan....."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda. Sessizlik bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu, kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından. Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler diyecekti? Herkes onu dinliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti: "Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim.. O bilmez... 50 yıl önceydi.... O çiçeği, bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı tohumlamıştım, öyle büyüttüm... yavrumuz olmadı, onları yavrum bildim... Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım.... Her gece güneş açmadan önce bir tas suyla sulayacağım onu diye.. İyi gelirmiş dedilerdi.. 50 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp, bir kere de bu çiçeği ben sularım demedi... Ta ki geçen geceye kadar..O gece takatim kesilmiş.. Uyuyakalmışım.....Ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.... Hayatımı, umudumu her şeyimi verdim... Ondan hiçbir şey göremedim... Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakim, yaşlı adama dönerek; "Diyeceğin bir şey var mı baba?" dedi. Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar suçlanmış olmanın utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi; "Askerliğimi, Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım, o bahçenin görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi verdim... Fadime'mi de orada tanıdım... Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim. O çiçeklerle doludur bahçesi.. Kokusuna taptığım perişan eder yüreğimi... İlk evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime götürdüm... Hekim çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir dedi... Her gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin dedi... Hekimi pek dinlemedi bizim hatun... Lafım geçmedi.. O günlerde tesadüf bu çiçek kurudu... Ben ona 'gece sularsan geçer" dedim... Adak dilettim...Her gece onu uyandırdım. Ve onu seyrettim.. O sevdiğim kadının yavrusu bildiği çiçekleri sularken seyrettim. Her gece o çiçek ben oldum sanki... Ona bu yüzden tapabilirdim..." dedi adam, o yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle... "Her gece o yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu boşalttım.. Sedef gece sulanmayı sevmez, hakim bey.... Geçen gece de, yaşlılık, ben de uyanamadım... Uyandıramadım. Çiçek susuz kalırdı amma, kadınımın boynu yine azabilirdi... Suçlandım.. Sesimi çıkartamadım.." O an mahkeme salonunda her şey sustu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-160039110103980025?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/160039110103980025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sedef-cicegi-ve-yasl-cift.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/160039110103980025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/160039110103980025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sedef-cicegi-ve-yasl-cift.html' title='Sedef çiçegi ve yaşlı çift'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1758461020469612813</id><published>2009-02-23T02:07:00.000-08:00</published><updated>2009-02-23T02:09:00.707-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>kışında renkli bahçeler için....</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.evdose.com/tur/bahce/resim/bah0231.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://www.evdose.com/tur/bahce/resim/bah0231.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Havalar soğudu diye bahçenizden ümidi kesmeye gerek yok! Kışın da renkleriyle bahçenizi canlandıracak çiçekler var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışın bahçenizi göz alıcı hale getirebilecek çiçekler; mevsimlik çuha çiçeği, hercai menekşe ve siklamendir. Çuha çiçeği ve siklamen yarı gölgede yetişir, hercai menekşenin ise ışığı net alan bir yere dikilmesi gerekir. Bitkilerinize suyu toprağı kurudukça vermelisiniz. Çiçekli bitkilerinizin daha iyi beslenmesi için 15 günde bir fosforlu gübre kullanabilirisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış aylarında meyve ağaçlarından sadece turunçgiller meyve verir. Armut, kiraz gibi yaprak döken ağaçlar, kışın meyve vermezler. Fakat yazın meyve verebilmeleri için periyodik bakıma ihtiyaçları vardır.Mandalina, portakal, greyfurt gibi turunçgillerden yeşil yapraklı oldukları için her mevsim meyve alınır. Bu arada turunçgillerin de toprağı kurudukça onları sulamalı ve 15 günde bir azotlu gübre vermelisiniz. Bu tür ağaçları çok soğuk iklimi olmayan İstanbul gibi şehirlerde bahçenizin kuytu bir yerine dikerek te koruma sağlayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer soğuk iklimi olan bir bölgede yaşıyorsanız, meyve ağaçlarının üzerine delikli naylon sererek koruma altına alabilirsiniz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1758461020469612813?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1758461020469612813/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ksnda-renkli-bahceler-icin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1758461020469612813'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1758461020469612813'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ksnda-renkli-bahceler-icin.html' title='kışında renkli bahçeler için....'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-596222255619410446</id><published>2009-02-20T05:09:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T05:15:15.373-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çiçekli hikayeler'/><title type='text'>Siyah gül hikayesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekresimleri.net/data/media/50/siyah-gul-resimleri.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 360px; CURSOR: hand; HEIGHT: 334px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekresimleri.net/data/media/50/siyah-gul-resimleri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sokak çocuğuydu o. Bir evi, üşüdüğünde içinde ısınacağı bir yatağı, sevebileceği kimse yoktu. Kaçardı insanlar ondan serseridir diye ama bilmezdi kimse onun ne kadar sıcak bir yüreğe sahip olduğunu. Bütün yakışıklılığı saklıydı yüzüne yapışan tozların arkasında. Güldüğünde gözlerinin içi dahi gülecekti belli.&lt;br /&gt;Gemlik sahili ıssızdı o sabah. Delikanlı oturdu bir kaya üzerine ve her gün ki gibi denizi seyretmeye başladı, onunla konuşmaya, dertleşmeye. Tuhaf bir his vardı içinde. Dolaşmaya karar verdi, sahilin bir ucundan diğer ucuna. Uzaktan birini gördü. Uzun kızıl saçları olan, yüzünde aynı kızıl çilleri olan tertemiz giyimli bir kızdı. Akşam olmuş delikanlı yine her zaman kaldığı, sahildeki en büyük çınar ağacının altına uzanmıştı aklında ve yüreğinde o kızıl saçlı kız vardı. O günden sonra delikanlı hep oraya gidip kızıl saçlı kızı seyretti saatlerce. Gözlerine uyku girmez olmuştu. Karnının açlığını hissetmez olmuştu. Bir gün gelmese içi içini yerdi, korkardı. Deli gibi aşıktı, taş kesmiş yüreği yumuşamıştı birden. Günler böyle aşk ateşi ile geçmiş. Genç kız delikanlının aşkını anlamış, fakat sokak çocuğu olduğu için umurunda olmamıştı.&lt;br /&gt;En sonunda karar verdi delikanlı. Ne olursa olsun gidip onu sevdiğini söyleyecekti. Ve yaptı. Genç kız ona bana siyah bir gül getirirsen aşkına karşılık verebilirim dedi. Gözleri aşktan kör olan delikanlı hemen kabul etti. Ve aramaya başladı ama hiç bir yerde siyah gül bulamadı. Bir umutla bir gülfidanı aldı. Dualar etti onun siyah açması için ama nafile beyaz renkte açmıştı gül. Delikanlı bütün ümidini yitirdi. En sonunda siyah mürekkep kalemle yattığı kartonun üzerine şu satırları yazdı "sevdiğim seni siyah gül bulabilecek kadar sevmemişim. Siyah gül yok, sen yoksun, o zaman bende yokum... Hoşçakal..."&lt;br /&gt;Bu satırları yazdıktan sonra hazırladığı ipi boynuna geçirdi, bıraktı kendini ölümün sessizliğine... Oysa o can verirken dökülen mürekkep beyaz gülü siyaha boyamıştı bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemlik sahili üzgündü. Kolay mı hep büyük aşklara şahit olmuştu. Alışkın değildi böyle bir sona. Kızıl saçlı kız o gün yine sahile gelmiş fakat delikanlıyı görememişti. Unuttu herhalde diye geçirdi içinden. Bilmiyordu delikanlının artık bu dünyada olmadığını. Gezmek istedi ancak o gün bir güçsüzlük vardı genç kızda. Yinede gezmek istedi ve delikanlının yattığı o büyük çınar ağacının olduğu yere doğru ağır ağır ilerledi. Tuhaftı genç kız, titriyordu. Heyecanlanmıştı... İşte o an anlamıştı artık kızıl saçlı kızda aşıktı delikanlıya. Yavaşladı ve düşündü ne yapacaktı ki siyah gülü. Başından atmak için istemişti, nerden bulacak ki demişti. Oysa şimdi oda seviyordu. İşte karar verdi delikanlıya gidecek onu sevdiğini söyleyecekti... Gemlik sahili ıssızdı. Martılar sessiz çığlıklar atıyordu. Balıklar kayaların arasına sığınmıştı. Uzaktan gözüktü çınar ağacı hani şu görünmeyen dileklerin asılı olduğu çınar ağacı. Genç kız uzaktan kalabalığı fark etmişti. Adım atmakta zorlanan kızıl saçlı kız koşmaya başlamıştı. Kalabalığı aşarak sevdiğinin yanına gitti. Ancak delikanlının yüzü morarmıştı, gözleri açıktı. Kimse onu indirmeye cesaret edemezken, kızıl saçlı kız kucakladı delikanlıyı. Ancak o kadar ağırlaşmıştı ki taşıyamadı, yığıldı olduğu yere. Gözleri siyah güle, elbisesi gülün dikenine, dili de binlerce keşkelere takıldı kaldı… Senelerce ağladı ve bekledi delikanlıyı değil ona kavuşacağı o muhteşem ölümü bekledi…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-596222255619410446?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/596222255619410446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/siyah-gul-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/596222255619410446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/596222255619410446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/siyah-gul-hikayesi.html' title='Siyah gül hikayesi'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-8408878939889032884</id><published>2009-02-20T05:06:00.000-08:00</published><updated>2009-02-20T05:16:47.598-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çiçekli hikayeler'/><title type='text'>gül ve bülbülün hikayesi</title><content type='html'>Çok eski zamanlarda bir gün bir delikanlı varmış... Bu delikanlı çok zengin bir ailenin kızına aşık olmuş. Ama kız delikanlı fakir diye ona yüz vermiyormuş. Genç bir yılbaşı gecesi bütün cesaretini toplamış ve kızı yılbaşı gecesi balosuna davet etmek için evine gitmiş. Kapıyı genç kız açmış. Kıza kendisini yılbaşı gecesi balosuna davet etmeye geldiğini, birlikte dans etmek istediğini söylemiş. Kız kabul etmiş ama bir şartı varmış. Ondan balo için diktirdiği elbisesinin yakasına takmak için kırmızı bir gül istemiş. Delikanlı sevinerek oradan ayrılmış. Hemen kızın istediği kırmızı gülü aramaya başlamış. Ama mevsimlerden kış olduğunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacağını hiç düşünememiş. Bütün çiçekçileri dolaşmış ama herkes ona kış mevsiminde gül arıyor diye deli gözüyle bakıyorlarmış. Genç çok üzgün bir şekilde evinin yolunu tutmuş. Evine girerken bahçede henüz açmamış bir gül dalı görmüş ama üzerinde sadece dikenler varmış. Gözlerinden bir damla yas süzülmüş. O sırada delikanlının bahçesine bir bülbül gelmiş. Delikanlının ağladığını gören bülbül buna çok üzülmüş. Sabaha kadar gül dalının başında bildiği en güzel şarkıları söylemiş bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gül dalı sabaha doğru beyaz bir gül açmış. Oysa ki genç kırmızı bir gül istiyormuş. Beyaz bir gülün açtığını gören bülbül göğsünü dikenlerden birine batırarak kanının akmasını sağlamış. Bülbülün göğsünden akan kanla beyaz gül kırmızı güle dönüşmüş. Sabah bahçesinde kırmızı bir gül açtığını gören genç gülü alarak kızın evine gitmiş. Kapıyı yine kız açmış. Kızın yeni elbisesinin yakasına altından yapılmış bir gül taktığını görmüş. Kıza istediği kırmızı gülü getirdiğini, baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatırlatmış. Oysa ki genç kız baloya kuyumcu bir gençle gideceğini yakasına da altından yapılmış bir gül taktığını söylemiş ve kapıyı kapatmış. Delikanlı çok üzgün bir şekilde oradan ayrılmış. Gözlerinden durmak bilmeyen yaslar süzülüyormuş .Caddeden karşıya geçerken elindeki kırmızı gül yere düşmüş.Çamurlu ve karlı yolda arabaların altında ezilen gül kaybolup gitmiş.Genç üzgün şekilde evine dönerken bahçesinde gül dalının yanında yerde yatan bir şey görmüş .Hemen yanına gitmiş.Yerde gördüğü bir hiç uğruna canını veren fedakar bülbülmüş.........!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-8408878939889032884?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/8408878939889032884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gul-ve-bulbulun-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8408878939889032884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8408878939889032884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gul-ve-bulbulun-hikayesi.html' title='gül ve bülbülün hikayesi'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-7044097752777701751</id><published>2009-02-19T14:47:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:49:30.851-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meyveler ve faydaları'/><title type='text'>Ayva'yı yemek için 12 neden var</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_17122008162518.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 507px; CURSOR: hand; HEIGHT: 255px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_17122008162518.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ayva'yı yemek deyimi argoda her ne kadar olumsuz anlamda kullanılsa da gerçek hayatta oldukça faydalı bir eylem. Doktor İsmail Ağar, ayva yemek için 12 faydalı neden sayıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Damar sertliğini önler.&lt;br /&gt;2-Karaciğer tembelliğine iyi gelir.&lt;br /&gt;3-Ayva şurubu ishali ve dizenteriyi keser. Mideye ve bağırsaklara kuvvet verir.&lt;br /&gt;4-Tansiyonu düşürür.&lt;br /&gt;5-Safrayı tedavi eder.&lt;br /&gt;6-Bronşite, öksürüğe ve vereme faydalıdır. Çekirdekleri kaynatılıp suyu içilirse göğsü yumuşatır.&lt;br /&gt;7-Çekirdeklerinden yapılan merhem, dudak ve meme çatlaklarında, ekzamalarda kullanılır. Çekirdekleri kaynatılıp suyu içilirse göğsü yumuşatır.&lt;br /&gt;8-Ayvanın yaprağını yakıp kül olmadan söndürüp iyice dövüp göze çekilirse çok faydalıdır.&lt;br /&gt;9-Çiçeği baş ağrısını geçirir, kalbe, beyne iyi gelir.&lt;br /&gt;10-Ayva suyu kabızlığı giderir.&lt;br /&gt;11-Çiçeği bal ile pişirilip emzikli anneye verilirse sütü bollaşır.&lt;br /&gt;12-Yemekten önce yenilirse kabızlık, sonra yenirse ishal yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bugün)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-7044097752777701751?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/7044097752777701751/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ayvay-yemek-icin-12-neden-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/7044097752777701751'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/7044097752777701751'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ayvay-yemek-icin-12-neden-var.html' title='Ayva&apos;yı yemek için 12 neden var'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6496210723235702727</id><published>2009-02-19T14:46:00.001-08:00</published><updated>2009-02-19T14:46:50.994-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuşlar'/><title type='text'>Cennet Papağanı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.devekusu.com/wp-content/uploads/2008/10/1120.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.devekusu.com/wp-content/uploads/2008/10/1120.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Anavatanları Afrika kıtasıdır. Ortalama 12-15 yıllık bir ömürleri vardır. Yüksek sayılabilecek frekansta bir ötüşleri vardır. Özellikle yavrular elde yetiştirilirse, çok iyi arkadaş olurlar ve iyi bir eğitimle ancak birkaç kelimeyi öğrenebilirler. Seneler içinde çapraz eşlemelerle çeşitli mutasyonları elde edilmiştir.Beslemede, papağan yemi , muhabbet kuşu yemi ve kanarya yemi karışımı ile, siyah küçük ayçiçeği kullanılır. Meyve ve yeşil gıdalara da yer verilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6496210723235702727?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6496210723235702727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/cennet-papagan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6496210723235702727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6496210723235702727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/cennet-papagan.html' title='Cennet Papağanı'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6860374410431923888</id><published>2009-02-19T14:43:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:45:21.047-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuşlar'/><title type='text'>Sarı Altın Sülün</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.devekusu.com/wp-content/themes/arthemia/scripts/timthumb.php?src=http://www.devekusu.com//wp-content/uploads/2008/10/1158.jpg&amp;amp;w=150&amp;amp;h=150&amp;amp;zc=1&amp;amp;q=100"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://www.devekusu.com/wp-content/themes/arthemia/scripts/timthumb.php?src=http://www.devekusu.com//wp-content/uploads/2008/10/1158.jpg&amp;amp;w=150&amp;amp;h=150&amp;amp;zc=1&amp;amp;q=100" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kirmizi altinin mutasyonudur.Görünüsünün disinda kirmizi altinin aynisidir. Gögsü altin sarisi renktedir. Sirtinda ve kanatlarinda kahverengi benekler vardir yelesi sari ve içinde kahverengi damarlar vardir. Disisi kirmizi altin disisine nazaran daha açik renktedir. Gagasi ve ayaklari hem disinin hem de erkegin saridir.Üreme Zamanları: mart sonu Üreme Yaşı: Birinci yil. Yıllık yumurta sayısı: 24-36 yumurta kuluçka Süresi: 22 gündür. Yetiştirme Bilgileri: Kirmizi altin sülünde oldugu gibi yetistirilmesi kolay sülünlerdir. Erkekler renklerini ikinci yilda alirlar. Yesillik severler yumurta yemi ve tahilla beslenirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6860374410431923888?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6860374410431923888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sar-altn-sulun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6860374410431923888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6860374410431923888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sar-altn-sulun.html' title='Sarı Altın Sülün'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-8299220790278594748</id><published>2009-02-19T14:41:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:43:00.573-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Meilland Gülleri Bakımı, Yetiştirilmesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.devekusu.com/wp-content/uploads/2008/11/15-300x241.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 241px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.devekusu.com/wp-content/uploads/2008/11/15-300x241.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Güllerin büyütülmesi kolaydır. oprak hazırlığını 2 veya 3 hafta önceden yapmak bitki için fayda sağlar. Topraktaki yabani ot, taş ve benzeri molozları uzaklaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPRAK HAZIRLIĞI&lt;br /&gt;Bu güllerin büyütülmesi kolaydır. Toprak hazırlığını 2 veya 3 hafta önceden yapmak bitki için fayda sağlar. Topraktaki yabani ot, taş ve benzeri molozları uzaklaştırın. Gübreyi toprağın yüzeyine yaydıktan sonra toprağı belleyerek gübreyi derinler yedirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜBRE SEÇİMİ&lt;br /&gt;Mineral gübreler: Gübreleri karışım halinde kullanmalısınız. Bunlar 3 elementten oluşur ve güller için hayati önem taşır. 3 element; azot, fosfor ve potaryumdur( N, P, K ). Gübrelerken güllerin yanmaması için paket üzerinde tavsiye edilen dozlara riayet edilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik gübreler : kurutulmuş veya granül halinde hayvani gübre, kompost , yosun, torf..... Bunların hiçbiri NPK MİNERALLERİNİ dengeli bir şekilde içermez. Bu yüzden bu gübreleri tek başına kullanmamak gerekir. Bunları mineral gübreler ile birlikte tamamlayıcı olarak kullanmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanımızda firmalar hem mineral maddeleri, hem de organik gübreleri içeren karışımlar geliştirmişlerdir. Bunları kullanmak kolaylık sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman organik gübreleri kökle direkt temas edecek şekilde kullanmayın. Bu güllerin kökünün yanmasına sebep olabilir. Sonbaharda fosfor ve potasyum ağırlıklı gübreler kullanın. İlkbaharda ise zengin azot içeren gübreler kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPRAK TÜRÜNÜ İYİLEŞTİRME&lt;br /&gt;Bazı durumlarda toprağı iyileştirmek için bellendiğinde toprağa homojen şekilde karışabilen düzenleyiciler kullanmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPRAĞIN BELLENMESİ&lt;br /&gt;Ekmeden önce toprağı 40, 50 cm derinliğinde belleyin. Bellemeyi yaparken yüzeye atılmış gübrelerin toprakla iyice karımasını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK ÇİÇEKLİ ÇİT GÜLLERİ&lt;br /&gt;İlk ekildikleri yıl dahil soğuk aylara kadar sürekli bol çiçek açar. Geniş hacim yaparlar, çok güzel formlanırlar ve çoğu zaman tek çiçeklidirler. Sadedirler ve çok uzun ömürlüdürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boy: 60 -110 cm. buket yapmak için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜÇÜK ÇİÇEKLİ ÇİT GÜLLERİ&lt;br /&gt;Salkımlı çiçekleriyle yukarıdaki türden ayırt edilir.bir sap üzerinde birden çok küçük veya orta boylu çiçek bulunur. Bu özellik çok dekoratif bir bitki olmalarını sağlar. Size bir yastıkta tek tür kullanmanızı tavsiye ederiz. Böylelikle güzel bir efekt yakalarsınız. Yıl boyu çiçeklenirler, bol bol ve rustik çiçek açarlar. En ekonomik ve en az çalışma gerektiren bir gül türüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;boy : 60 - 100 cm. buket için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK ÇİÇEKLİ TIRMANICI GÜLLER&lt;br /&gt;Tırmanıcı güllerde sürekli çiçek açarlar, yalnız genelde ekildikten sonra 2. yıla kadar çiçek açmazlar. Çiçekleri çit güllerinin çiçeklerine benzer. Dayanıklıdırlar, bol çiçek açarlar ve geniş alanlara yayılırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜÇÜK ÇİÇEKLİ TIRMANICI GÜLLER&lt;br /&gt;Aşırı derecede dayanıklıdırlar ve geniş alanlara yayılırlar. Çiçeklerinin salkım halinde olmasından ve bol olmasından dolayı göz kamaştırıcı bir görünüm arz ederler. Sürekli çiçek açarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEYZAJ GÜLLERİ&lt;br /&gt;Boyları varyetelerine göre değişmekle birlikte sürekli çiçek açarlar, çok dayanıklıdırlar, sadedirler ve bol çiçeklenme yaparlar. Varyeye göre geniş, orta ve küçük çiçekli olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geniş alanları kapatmakta, çit bitkisi olarak ve bir alanı ayırmak için kullanılabilirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASTON GÜLLER&lt;br /&gt;Dikenli bir bastonsu gövde üzerinde büyük tek çiçekli ve salkım çiçekli olabilirler.&lt;br /&gt;boy: 100 cm. Baston gül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİNYATÜR GÜLLER&lt;br /&gt;Small rustic rosebushes which are always in flower, with fine, serrated leaves. The elegant buds are the size of a wheat grain. Küçük sade ve sürekli olan çiçekleriyle birlikte dişli ve hoş olan yaprakları güzel bir görünüm arz eder. Zarif tomurcukları buğday tanesi büyüklüğündedir.&lt;br /&gt;boy : 25 - 35 cm. Minyatür gül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜLLER NE ZAMAN DİKİLEBİLİR?&lt;br /&gt;Sert soğuklar olmaması şartıyla, ekim ortası ile mayıs başı arasında ekilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜLLER NASIL YERLERE DİKİLEBİLİR?&lt;br /&gt;Güllerinizi güneşli ve havadar yerlere ekin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜLLER ARASINDAKİ EKİM ARALIĞI&lt;br /&gt;Fidanlarınızı diktiğiniz zaman ne kadar gelişeceklerini tahmin etmek zordur. Aşağıda gördüğünüz aralıkları kullanarak hoş bir çiçek yastığı elde edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük çiçekli güller 40/45 cm – m2’ye 7 – 8 adet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salkım çiçekli güller 40/45 cm – m2’ye 7 – 8 adet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meillandécor® - peyzaj gülleri 40 / 170 cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırmanıcı güller 2 m - 2m50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meillandina® 20/25 cm - m2’ye 7 – 8 adet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürünücü güller İzole edilebilirler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baston güller 1 m ve yukarısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güllerden bordür ve çit yaparken boşluk olmasını önlemek için en yakın mesafe aralığını seçin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÜLLER NASIL EKİLİR ?&lt;br /&gt;Güller her zaman ekilmeye hazırdır. Bununla birlikte kök uçları ve dalların budanmış olması gerekir (dalları 20 cm uzunluğa kadar budayın). Kırılmış , zedelenmiş, hastalıklı dal ve kökleride dikimden önce uzaklaştırmanız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK ÇİÇEKLİ, KÜÇÜK ÇİÇEKLİ, Meillandecor VE Meillandina TÜRÜ GÜLLERİN ÇIPLAK KÖKLÜ EKİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe köklerin katlanmayacağı ve dışarıda kalmayacağı kadar derinlikte ve genişlikte çukur açmakla başlayın. Köklerin gübresel materyalle direkt temas etmesini engelleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Gülün gövdesini toprak yüzeyinden 2 cm aşağıda kalacak şekilde gömün. Çukuru yüzey seviyesine kadar doldurduktan sonra ayak uçlarınızla toprağı bastırırken elinizle gülü tutarak köklerin iyice torağa yerleşmesini sağlayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Bol su verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Dikim işlemi gerçekleştirdikten sonra dalların çoğu kısmını içine alacak şekilde bitkiyi toprakla örtün. Bu koruma bahar gelene kadar bırakılmalıdır. Eğer gül geç ekilmişse bu koruma süresi en az 6 hafta olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASTON VE SÜRÜNÜCÜ GÜLLERİN EKİMİ&lt;br /&gt;· Baston gülün aşı noktasına gelecek boyda bir herek hazırlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bu hereği dikimden önce çukurun içine saplayın. Böylelikle köklere zarar vermemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Baston gülün gövdesini soğuktan korumak için hasır türü koruyucu bir malzeme ile sarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Fidanın tepe kısmında koruyucu bir naylon veya su geçirmeyen bir kâğıt ile bağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bu işlemi ilk çiçek görünene kadar devam ettirin. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-8299220790278594748?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/8299220790278594748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/meilland-gulleri-bakm-yetistirilmesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8299220790278594748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8299220790278594748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/meilland-gulleri-bakm-yetistirilmesi.html' title='Meilland Gülleri Bakımı, Yetiştirilmesi'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1025947659272314117</id><published>2009-02-19T14:38:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:40:26.157-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı çiçek ve bitkiler'/><title type='text'>Gül hangi dertlere devadır? Gülün şifaları nedir?</title><content type='html'>Gül hangi dertlere devadır? Gülün şifaları nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül Pek Çok Derde Deva... Osmanlı ve İslam dünyasında önemli yeri olan gülü tıp dünyası yeni keşfetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte gülün mucizevi faydaları;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıp dünyası gül mucizesini yeni keşfetti. Oysa Osmanlı ve İslam dünyasında gülün sağlık alanındaki kullanımı çok yaygındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, gül yağı, gül suyu, gül şerbeti, gül reçelinin, binlerce yıl çeşitli hastalıkların tedavisinde ilaç olarak kullanıldığını aktardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 yıldır bu alanda araştırma yapan Altıntaş, gülün faydalarını sıraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül suyu&lt;br /&gt;-Ciltteki yaralanmalarda ve cilt hastalıklarının iyileştirilmesinde büyük etkiye sahip.&lt;br /&gt;-Serinletici ve ateş düşürücü özelliği bulunmakta.&lt;br /&gt;-Kırışıklıklara karşı ve yaşlanma etkilerini geciktirici özelliği var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül yağı&lt;br /&gt;-Çağımızın hastalığı strese karşı iyi geliyor.&lt;br /&gt;-Osmanlılar'da gül yağı psikolojik tedavilerde kullanılmış.&lt;br /&gt;-Gül yağı ile baş ovulduğunda baş ağrılarına iyi geldiği gözlenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül reçeli, şurubu ve şerbeti ise mide için bire bir. Hazımsızlıkta, karaciğer hastalıklarında gül reçelinin tedavi etkisi büyük.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1025947659272314117?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1025947659272314117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gul-hangi-dertlere-devadr-gulun-sifalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1025947659272314117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1025947659272314117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gul-hangi-dertlere-devadr-gulun-sifalar.html' title='Gül hangi dertlere devadır? Gülün şifaları nedir?'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5859612167897450090</id><published>2009-02-19T14:37:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:38:09.506-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Gül çiçegi hastalıkları</title><content type='html'>Güllere musallat olan bir çok zararlı vardır. Bu hastalıklardan korunma ve kurtulma yöntemleri hakkında genel bilgiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar hastalıkları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Külleme: Yapraklar ve tomurcuklar pudralanmış gibi beyazlaşır. Zamanla tomurcuklar düşer,yapraklar kıvrılıp kurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pas: Yaprakların altında pas rengi lekeler oluşur. Zamanla genişler ve yaprakları kurutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah Nokta: Yapraklarda siyah noktalar oluşur.Genişleyerek yaprakları kurutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güller budandıktan hemen sonra bakır esaslı bir mantar ilacı ile ilaçlanmalı ve bu işlem 2 haftada bir tekrarlanmalıdır. (Cupravit,Antracol vs.) Hastalık görünmeden ilaçlama şarttır.Başlamışsa ilaçlama olan hasarı düzeltmez ama hastalığı durdurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zararlı böcekler: Gül bitleri,tırtıllar,testereli arı ve çeşitli böcekler..Bunlar ya bitkinin özsuyunu emer,ya da çiçek ve yaprakları yiyerek bitkiye zarar verirler.Uygun ilaçlar kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı böcekler dalların içine girerek boşaltırlar. Böyle hastalıklı dalları sağlam yerine kadar budamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar hastalıklarında belirti görülmeden ilaçlama yapılır. Böcek ilaçları ise zararlılar görüldükten sonra kullanılır. Bu ayrıntıya dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçlama kuru,rüzgarsız,güneşsiz ve serin havada yapılır. Akşam üstü en uygun zamandır. İlacın tarifesi dikkatle okunur. Buna göre işlem yapılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5859612167897450090?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5859612167897450090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gul-cicegi-hastalklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5859612167897450090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5859612167897450090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gul-cicegi-hastalklar.html' title='Gül çiçegi hastalıkları'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-4002382224015377140</id><published>2009-02-19T14:34:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:36:21.414-08:00</updated><title type='text'>Açelya Çiçek Yetiştirme</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_09122007144729.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_09122007144729.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Açelya, fundagiller (Ericaceae) familyasının ormangülü (Rhododendron) cinsinden bazı bitki türlerine verilen addır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anavatanı Kuzey Amerika ile Asya'nın tepelik bölgeleri olan bu bitkilerin çoğu ormanlarda, kayalık akarsu kıyılarında, bataklık ve gölge yerlerde yetişir. Bahar ya da yaz aylarında pembe, altın sarısı, ateş kırmızısı ve portakal renginin bütün tonlarında ya da beyaz renkte çiçekler açan küçük çalılık bitkilerdir. Açelyalar ormangülleri gibi, çürümüş bitki artıklarınca zengin, humuslu toprakları severler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar, yaklaşık 1000 yıldır cüce açelyalar yetiştirmekte ve yöntemlerini gizli tutmaktadırlar. Hint açelyası 1680'de Hollandalılar tarafından Çin'den Avrupa'ya götürürlmüş ve bu türden Avrupa'ya özgü birçok yeni tür geliştirilmiştir. Bunlardan biri günümüzde Belçika'nın ulusal çiçeği olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/A%C3%A7elya&lt;br /&gt;Açelya Çiçek Yetiştirme&lt;br /&gt;Kamelya gibi bakılır, ancak toprağı yalnız funda toprağıdır. Güneşten hoşlanmaz, toprağı sevmez, salonlarda pencere kenarına konmalıdır. Çiçekleri döküldükten sonra fidanları açıkça, gölgeli bir yerde bulundurmalı ve akşamları yapraklarına su serpilmelidir. Açelyaların her yıl çiçek açması için yazın iyi bakılması gerekir. Yapraklarının hastalanmaması için üzerine hafif tertipli bordu bulamacı serpilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksı harcı olarak çürümüş bitkilerden meydana gelen yakıt, yer kömürü (turba) denilen toprak karışımı kullanılabilir. Yazın ise özel bir bakım isterler. Dikkatsiz bir bakım sonunda toprak kuruması yüzünden organizmanın yeni gelişen tomurcukları, filizleri kuruyarak ölebilirler. Açelya çiçeklenme mevsiminden sonra toprağı ve atmosferi nemli tutmak için hergün serpme yöntemiyle sulama yapılmalıdır. Haziran ayında dışarı, fakat gölge yerlere konularak çok sıcak günlerde bol su ile ıslatılmalıdır. Ekim ayında tomurcuklar gelişir ve dokular sertleşir. Bir tek bu ayda kesinlikle içeriye alınmalıdır. Açelya çiçekler Aralık ayında meydana gelirler ve eğer bitki sağlıklı ise ve sıcak bir yerde bulunuyorsa, bir çok yıllar bozulmadan saklanabilir. Daha geniş saksılara alındıklarında büyümeyi kolaylaştırmak için her ilkbahar sıvı gübre verilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-4002382224015377140?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/4002382224015377140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/acelya-cicek-yetistirme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4002382224015377140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4002382224015377140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/acelya-cicek-yetistirme.html' title='Açelya Çiçek Yetiştirme'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-2052827574474598062</id><published>2009-02-19T14:33:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T14:34:32.144-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Yasemin Çiçeği ve üretimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_19022008024101.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_19022008024101.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akdeniz iklimindeki şehirlerimizde özellikle deniz kenarında dolaşırken hoş bir kokunun içinde kalıverirsiniz. Ister istemez kokunun kaynağını arar gözleriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda beyaz çiçekleri farkedersiniz. Mütevazi ve narin görünüşlü yaseminler sevimli çehreleri ile kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlarlar. Yaseminlerle sembolleştirilen saflık, duruluk ve masumiyet duyguları sarıverir bizleri. Değerli kokusunu meltemlerle, esintilerle yeryüzüne yayan yasemin asırlardır aşıkların birbirlerine verdiği masum ama etkileyici bir hediye olmuştur. Kokusu ve güzelliği ile duyguları kelimelerden daha iyi anlatmıştır sonsuzluğu özleyen gönüllere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı kokular, bazı renkler, bazı sesler insanlarda algı değişikliklerine sebep olabilir, bazı şeyleri hatırlamalarına, algılamalarına yardımcı olabilir. Kokular ve öz yağlar duyuları güçlendirmek için yüzlerce yıldır kullanılagelmiştir. Yasemin kokusu doğamızın tatlı, yumuşak, duyarlı yönünü ortaya çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anavatanı yeryüzünün en yüksek noktası olan Himalayalardır. Değerli ve nazik olan herşeyin en iyi şekilde korunduğunu görüp bildikten sonra narin ve gizemli bir çiçek olan yasemin için buna şaşmamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latince adı Jasminum nudiflorum olan yaseminin beyaz, mavi ve sarı renkte türleri vardır. Bahçe bitkisi olarak yetiştirilenlerden başka, ticari amaçla yetiştirilen beyaz yasemin türleri vardır. Özellikle Italya’da yasemin tarlalarından pekçok insan geçimini sağlamaktadır. Toplanıp işlenen yaseminlerden dünya parfüm piyasasında faydalanılır. Çiçekleri uçucu yağ taşımaktadır. Uçucu yağ, organik çözücü ve tüketme yolu ile elde edilmektedir. Uçucu yağın en önemli maddeleri ise benzil asetat, jasmon, linalol ve geraniol’dur. Yasemin, özünde "metil yasmonat" adlı bir bileşiği içermektedir. Karmaşık bir kimyasal yapısı olan bu bileşik, günümüzde üretilen parfümlerin çoğunda kullanılır. Yine güzel kokusu nedeni ile tütsü yapımında kullanılır. Bundan başka bitkisel tedavide kullanılır. Ülkemizde de tüm baharatçılarda bulabileceğimiz, saflığın belirtisi bitkinin beyaz çiçeklerinden hazırlanan çay, gögüs ferahlatıcı ve sinirleri yatıştırıcı olarak kullanılmaktadır. Çiçek ayrıca romatizma, nikris ve mafsal ağrılarına iyi gelir. Ateş düşürücü olarak da kullanılabilir. Kabızlığı giderdiği bilinen faydalarındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu güzel kokuyu sürekli duymak için yasemin yetiştirmek isteyenler mevcut iki yöntemden birini kullanabilirler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Çelikle Üretim : Çelikle üretim Ekim ortasına kadar yapılabilmektedir. Bunun için yaklaşık 20 cm uzunlukta ve 0.5 cm kalınlıkta iyi olgunlaşmış, tek yıllık odunlaşmış çubuklar kullanılır. Ilkbaharda üretim Mart ortasına kadar yapılır ise de mümkünse daha öne almak iyidir. Ayrıca ilkbahar üretiminde daha ince çelik kullanmak mümkündür. Bu da köklenmenin daha çabuk olmasını sağlar. Çeliklerde iyi bir köklenmenin olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamı (kumlu-tınlı toprak karışımı) dezenfekte edilmeli, böylece sağlıklı çelikler elde edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamında sıcaklık mümkün olduğu kadar stabil olmalı ve 18oC’nin altına düşmemeli,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamında rutubet oranı sabit tutulmalı, toprak kaymak tabakası bağlamamalı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sulamaya özen gösterilmeli, şayet mümkün ise oransal nemi çok yükseltecek bir düzen kurulmalıdır (sisleme).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamı iyi gölgelendirilmeli (% 50) ve rüzgardan korunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Üretim ortamı kışın bir plastik örtü ile örtülerek hafif ısıtılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Daldırma ile Üretim : Olumsuz yönü; uygulanabilmesi için kuvvetli bir ana bitkinin bulunması ve büyük bir parçasının toprağa gömülmesinin zorunlu olmasıdır. Ancak bu yöntemde köklenme daha hızlı ve garantili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daldırma Ocak ayından Mayıs ayına kadar yapılabilmektedir. Ayrıca Ağustos-Eylül aylarında yapılabilir. Daldırmada ana bitkinin bulunduğu toprağın rutubetli tutulması gerekmektedir. Daldırmada henüz odunlaşmamış, uzun sürgünler kullanılır ve bunlar en az 5 cm derinliğe toprağa gömülür. Boğum yerlerindeki yaprakları kesmek gereklidir. Böylece köklenme hızlandırılmış olmaktadır. Iyi bir ana bitkiden 8-15 kadar daldırma çubuk elde edilebilir ve bunlar ortalama 2 ay içinde köklenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçücük de olsa ilgilenebileceğiniz bir bahçeniz varsa ve yaşadığınız yerin iklimi müsait ise kendinize bir yasemin hediye etmelisiniz. Yaydığı güzel kokunun etkisi ile kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.bahce.biz&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-2052827574474598062?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/2052827574474598062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/yasemin-cicegi-ve-uretimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/2052827574474598062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/2052827574474598062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/yasemin-cicegi-ve-uretimi.html' title='Yasemin Çiçeği ve üretimi'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-8286572957429577890</id><published>2009-02-15T14:39:00.001-08:00</published><updated>2009-02-15T14:40:46.326-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Çiçeklerin en duygusalı...(papatya)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0124a.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0124a.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Papatyanın duygusallığına hayrandır çoğu insan. Onun yapraklarında ararlar sevdiklerinin hislerini: Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonuç değişmez genelde; zira küçücük de olsa bir yaprak bulunur aralarda ve papatya size her zaman sevildiğinizi müjdeler, gülerek. Papatyanın umut veren tavrında tek bir şey eksiktir aslında; renk. İşte hem renge hem umuda ihtiyacı olanların çiçeğidir: Bodrum papatyası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aileden gelen güzellik&lt;br /&gt;Asteraceo ailesinin bir üyesidir: Bodrum papatyası Osteosper mum. Tıpkı papatya gibi, aster gibi, ayçiçeği gibi. Anayurdu Afrika, Güney Afrika ve Arabistan'ın sıcağına özlem duysa da ülkemizi de sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güçlüdür ama her zaman desteğe ihtiyaç duyar. Mızraksı yapraklarının kenariarı bazı türlerinde düz, bazılarında tırtıklıdır. Papatyaya benzeyen çiçekleri, genellikle her sap üzerinde bir adet açar. Mavi, mor, pembe, sarı, krem tonlarında çiçekleri bahçeye renk getirecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk adımı siz atın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohumlarını ekmek için Mart ayı idealdir.&lt;br /&gt;Ekimi, kapalı ve ılık bir yerde yapın.&lt;br /&gt;Mayıs ayında çimlenme tamamlandığında, asıl yerlerine alabilirsiniz. Bahçede de, saksıda da yetiştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;İlkbahar ve yaz boyu çiçek açar.&lt;br /&gt;Mart ayını kaçırdık, bu yaz onlarla tanışamayacağız diye üzülmeyin. Fidesini aiıp bahçenize dikebilirsiniz.&lt;br /&gt;Fide aralannda 30 santimetre boşluk bırakmaya dikkat edin.&lt;br /&gt;Açtığınız çukur, fideyi aldığınızda bulunduğu kaptan biraz daha derin olmalı.&lt;br /&gt;Can suyunu vermeyi de unutmayın.&lt;br /&gt;30-60 santimetreye kadar boylanma yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzü gülmeyen insan vardır, ama gülümsemeyen çiçek yoktur. Biraz güneş gördü mü, biraz su içti mi coşuverir hepsi. Hele bir de sevildiğini hissettiyse deymeyin keyfine. Bodrum papatyası azla yetinmesini bilir her zaman. Yine de üşümesine izin vermeyin siz, ilginizi eksik etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak iklimlerde sağlıklı gelişir.&lt;br /&gt;Güneşe bayılır.&lt;br /&gt;Geçirgen her tür toprakta yetiştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;Toprağının nemli kalması gerekir. Özellikle saksıda yetiştirecekseniz, toprağını sık sık kontrol edin. Kurumasını engelleyin. Özellikle ilk iki hafta sulamasına özen gösterin.&lt;br /&gt;Toprağı kurursa çiçekler uykuya geçer. Yeni çiçekler vermez. Toprağını nemli tutmaya özen gösterin.&lt;br /&gt;Kış aylarında köklerini kuru yaprakla örtün. Böylece gelecek bahara kadar onları korumuş olursunuz.&lt;br /&gt;Soğuk bir bölgede yaşıyorsanız çiçeğiniz sadece bir sene açacaktır. Seneye yenilerini dikmelisiniz.&lt;br /&gt;Çiçekleri soldukça kesin. Yeni çiçekler vermesini sağlarsınız. Çiçekli kalma dönemini uzatmış olursunuz.&lt;br /&gt;Rüzgardan koruyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ılıman bir bölgede yaşıyorsanız, eksik etmeyin bahçenizden Bodrum papatyasını. Özellikle beyazını, morunu bulmak çok kolay fidanlıklardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmi nereden geliyor diye merak ettiyseniz eğer, Sadece Bodrum'da yetişmiyor bu güzel çiçek ama Bodrum'lular çok seviyor onu. Oradaki her bahçede rastlamak mümkün, işte bu yüzden almış bu ismi. Bodrum kadar güzel bir bahçeniz olsun ve bu kez papatya fallarınıza renkli olanları baksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0124.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 129px" alt="" src="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0124.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-8286572957429577890?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/8286572957429577890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ciceklerin-en-duygusalpapatya.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8286572957429577890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8286572957429577890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ciceklerin-en-duygusalpapatya.html' title='Çiçeklerin en duygusalı...(papatya)'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-8022281618383362580</id><published>2009-02-15T14:36:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T14:38:24.558-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Açelyalarınız için bakım önerileri</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0126.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px" alt="" src="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0126.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İlkbahar açelya zamanıdır. Açelyalarınızı gelecek yıla hazırlamak için beslemelisiniz. Fakat asla azotlu gübre dozunu kaçırmayın. Bu açelyaların yanmasına sebep olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budama yapmak için çiçeklenmenin bitmesini bekleyin. Aksi taktirde çiçek tomurcuklarını kesmiş olursunuz. Çiçeklenme bittikten sonra dikkatlice budayın. Çok derin budama istemez, hafif budayın yada hiç budamayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açelyaların en iyi gübrelenme zamanı hemen çiçeklenmeden sonraki zamandır. İlkbahar ve yazın iyi bir gelişme gösterebilmesi için yavaş eriyren azot verebilirsiniz. 8 Hafta kadar sonra ise açelyalar için satılan asidik besinler vermelisiniz ve her 6 haftada bir açelya gübresi vermeye devam edin. Açelya gübresini Eylül ayına kadar vermeyi sürdürün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gübreyi her seferinde kök bölgesine az miktarda serperek vermelisiniz. Yapraklarda sararma ve koyu yeşil damarlar görünüyorsa bu demir eksikliği işaretidir. Açelyaların toprakta bulunan demiri alabilmeleri için toprak asitliğini arttırıcı maddeler mesela kükürt kullanabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-8022281618383362580?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/8022281618383362580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/acelyalarnz-icin-bakm-onerileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8022281618383362580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8022281618383362580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/acelyalarnz-icin-bakm-onerileri.html' title='Açelyalarınız için bakım önerileri'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1683640284522431023</id><published>2009-02-15T14:33:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T14:36:35.634-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı'/><title type='text'>çuha çiçegi ve bakımı</title><content type='html'>Baharı anımsatan renkleri ve 200'ü aşkın türüyle çuha çiçeği, kış bahçelerinde en sık görülen saksı çiçeklerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0012.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 482px; CURSOR: hand; HEIGHT: 321px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.evdose.com/tur/bahce/cicek/resim/bahcic0012.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sanılanın aksine kış bahçeleri sadece griliklerin değil bahar etkisi yaratan rengarenk çiçeklerin de mekanı olabilir. Ama tek bir şartla: Bahçeniz için, kış güneşinin yüzünü gösterdiği kısacık zaman dilimleriyle yetinmesini bilen doğru çiçeklere karar verirseniz. İşte bu nedenle biz de dost bir çiçeği taşıdık bu ayki sayfalarımıza: Çuha çiçeği. Rengarenk çiçekleriyle kış bahçelerinde en sık görülen saksı çiçeklerinden biri. Anayurdu Çin olan bu bitkinin 200 dolayında türü bulunuyor. 30 cm kadar boylanabilen çuha çiçeklerinin rozet oluşturan kökten sürmeli, tüylü, açık yeşil renkli yapraklan, bazı türlerinde hoş kokulu, turuncu, sarı, beyaz, pembe, mor, kırmızı renkler de alabiliyor.&lt;br /&gt;Bakımı kolay bir bitki olan çuha çiçekleri, bordürleri, havuz kenarlarını, ağaç gölgelerini ve veranda önlerini süslemek için ekilebildikleri gibi salonlarda saksı içinde yetiştirilmeye de çok uygunlar. Çuha çiçekleri, eşit miktarda kil ve yerkömürü ile zenginleştirilmiş bahçe toprağına ekilmelidirler. Bitki, nemli ortamlarda bulundurulmalı ve toprağı her zaman nemli tutulmalıdır. Yarı gölge ve aydınlık yerleri seven çuhalar, doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalıdır. Çuha çiçekleri serin ve havadar ortamlarda, kışın 10 dereceye kadar dayanabilirler. İki haftada bir sıvı gübre verilebilir. Profesyonel üreticiler tarafından yetiştirilmiş çuha çiçeği fidelerini alarak bahçenizde, 15'er cm aralıklarla dikebilirsiniz. Çiçek açtıktan sonra kökünden bölünerek de çoğaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.menekse.org/wp-content/uploads/2009/02/cuha.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.menekse.org/wp-content/uploads/2009/02/cuha.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1683640284522431023?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1683640284522431023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/cuha-cicegi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1683640284522431023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1683640284522431023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/cuha-cicegi.html' title='çuha çiçegi ve bakımı'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-3806222710170337552</id><published>2009-02-15T14:29:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T14:32:50.608-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı'/><title type='text'>hanımeli</title><content type='html'>Hanımeli, Caprifoliaceae familyasına ait, çalı grubundan bir bitkidir. Yaklaşık 180 türü vardır, bunun 100 kadarı Çin’dedir. ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.menekse.org/wp-content/uploads/2009/02/hanimeli.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 357px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.menekse.org/wp-content/uploads/2009/02/hanimeli.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-3806222710170337552?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/3806222710170337552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/hanmeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3806222710170337552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3806222710170337552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/hanmeli.html' title='hanımeli'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-4097601598676707851</id><published>2009-02-15T14:27:00.001-08:00</published><updated>2009-02-15T14:29:36.029-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı'/><title type='text'>Kır menekşesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/30/Viola_sororia.jpg/260px-Viola_sororia.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 260px; CURSOR: hand; HEIGHT: 311px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/30/Viola_sororia.jpg/260px-Viola_sororia.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Menekşe, menekşegiller (Violaceae) familyasına bağlı Viola cinsini oluşturan çoğunlukla saksılarda yetiştirilen bitki türlerinin ortak adı. 400 ile 500 arası türü bulunmaktadır. Dünyanın bir çok yerinde yetişebilmekle beraber en çok kuzey yarımkürede yetişir. Ayrıca Hawai ve Güneydoğu Asya'da da yetişebilir. Doğada aydınlık, fakat gölgede ve nemli bölgelerde yetişir.&lt;br /&gt;Genellikle uzun ömürlü olabilen menekşe türü, bazen dönemlik de yaşayabilir. Yaprakları kalp şeklini andırır ve düzensiz, asimetrik (çarpık) çiçekleri bulunur. Bu çiçekleri menekşe familyasının içindeki türlerin ayırt edici özelliğidir. Çiçeklerinin rengi genellikle, çiçeğin adını verdiği menekşe rengindedir. Fakat mavi, sarı, beyaz, pembe ya da çok renkli açan türleri de bulunur. Çok bol çiçek açar, tüm bahar ve yaz döneminde çiçek açtığı görülebilir.&lt;br /&gt;Işıklandırma koşulları [değiştir]Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir. Doğada da ağaç gövdelerinde ve gölgede yaşarlar. Çiçeklenmesi için olabildiğince fazla ışık görmesi gerekir, ama bu ışık direk güneş ışınları olmamalıdır. Bu ışıklandırma hafif bir sabah güneşi gören bir pencere önü, yapay ışık, filtrelenmiş güneş ışığı veya lamba ışığı olabilir. Çiçek vermeyen menekşeler daha aydınlık hatta ev aydınlatmasının olduğu ortamlara alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sulama koşulları [değiştir]Toprağı sürekli nemli tutulmalıdır. Alttan sulandığı durumlarda sürekli su eklemek zorunda kalınmaz. Bu sayede ihtiyacı olduğu kadar suyu alttan emecektir. Alttaki haznenin su dolması durumunda 2-3 hafta fazladan sulamaya ihtiyaç kalmaz.&lt;br /&gt;Sulama sırasında kesinlikle yapraklara su değmemelidir. Bu durumda yaprakta lekeler oluşur, hatta yaprak ölebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gübre [değiştir]Gübre eklenmesi çiçeklenmeyi artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcaklık koşulları [değiştir]Oda sıcaklığı (20-25°) ve % 80 nemlilik oranı uygun seviyelerdir. Geceleri oda sıcaklığının düşmesine, (18°) tahamül ederler. Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikme önerileri [değiştir]Doğrudan saksının üstüne dikilebilir. Ayrıca köklenmemiş yaprakları suyun içinde tutarak da yetişebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksılara ayırma Menekşe bitkisi birden fazla saksıya ayrılabilir. Yaprakları en az 2-3 cm sapı kalacak şekilde kopartılır. Yaprak 4'te biri toprağın içinde kalacak şekilde dikilir. Toprağı olabildiğince ıslak tutulmalıdır. Bu dönem su dolu bir bardakta da geçilebilir. 6 aydan sonra eskisi gibi bir menekşe bitkisi olacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-4097601598676707851?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/4097601598676707851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/kr-meneksesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4097601598676707851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4097601598676707851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/kr-meneksesi.html' title='Kır menekşesi'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5616020131015851258</id><published>2009-02-15T14:13:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T14:25:03.800-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun dünyası'/><title type='text'>en iyi 10 oyun</title><content type='html'>Aral İthalat tarafından konsol ve PC oyunlarında 7. haftanın en iyiler listesi açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/10/streetfighterpsp.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/10/streetfighterpsp.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;PSP&lt;br /&gt;1-PES 2009&lt;br /&gt;2-Football Manager 2009&lt;br /&gt;3-Smackdown 2009&lt;br /&gt;4-NFS Undercover&lt;br /&gt;5-FIFA 09&lt;br /&gt;6-Street Fighter Alpha 3 Max&lt;br /&gt;7-Midnight Club LA Remix&lt;br /&gt;8-Crash Mind Over Mutant&lt;br /&gt;9-Wall E&lt;br /&gt;10NBA Live 09&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PC&lt;br /&gt;1-GTA 4&lt;br /&gt;2-Call of Duty World at War&lt;br /&gt;3-Football Manager 2009&lt;br /&gt;4-Burnout Paradise the Ultimate Box&lt;br /&gt;5-Lord of the Rings Conquest&lt;br /&gt;6-FIFA 09&lt;br /&gt;7-WOW Wrath of the Lich King&lt;br /&gt;8-NFS Undercover&lt;br /&gt;9-PES 2009&lt;br /&gt;10Mirror's Edge&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PlayStation 2&lt;br /&gt;1-PES 2009&lt;br /&gt;2-FIFA 09&lt;br /&gt;3-Sonic Unleashed&lt;br /&gt;4-Singstar Türkçe&lt;br /&gt;5-NFS Undercover&lt;br /&gt;6-Call of Duty World at War&lt;br /&gt;7-Smackdown 2009&lt;br /&gt;8-Madagascar 2&lt;br /&gt;9-Spyro Dawn of the Dragon&lt;br /&gt;10Resident Evil 4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/10/pes2009.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/10/pes2009.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; PSP&lt;br /&gt;1-PES 2009&lt;br /&gt;2-Lord of the Rings Conquest&lt;br /&gt;3-Call of Duty World a4&lt;br /&gt;4-Burnout Paradise the Ultimate Box&lt;br /&gt;5-NFS Undercover&lt;br /&gt;6-FIFA 09&lt;br /&gt;7-Guitar Hero World Tour&lt;br /&gt;8-Smackdown 2009&lt;br /&gt;9-Midnight Club Los Angeles&lt;br /&gt;10-Tomb Raider Underworld&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/10/guitarhero.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/10/guitarhero.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Nintendo Wii&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Guitar Hero World Tour&lt;br /&gt;2-SIM Animals&lt;br /&gt;3-Spyro Dawn of the Dragon&lt;br /&gt;4-Madagascar 2&lt;br /&gt;5-NFS Undercover&lt;br /&gt;6-Crash Mind Over Mutant&lt;br /&gt;7-Resident Evil 4&lt;br /&gt;8-Call of Duty World at War&lt;br /&gt;9-Spiderman Web of Shadows&lt;br /&gt;10-Tomb Raider Underworld&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5616020131015851258?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5616020131015851258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/en-iyi-10-oyun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5616020131015851258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5616020131015851258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/en-iyi-10-oyun.html' title='en iyi 10 oyun'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-3119196406144147347</id><published>2009-02-15T14:11:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T14:25:32.025-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oyun dünyası'/><title type='text'>Sponge Bob iPhone'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/13/spongebob_in1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 590px; CURSOR: hand; HEIGHT: 358px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://cnetturkiye.com/images/00_09/02_09/13/spongebob_in1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dünyaca ünlü Nickelodeon'un dünyaca ünlü kahramanlarından Sponge Bob, yeni bir oyunla iPhone ve iPod Touach cihazlarına giriş yaptı. THQ Wireless tarafından sunulan oyunun adı SpongeBob Atlantis Treasures. Çizgi filmden diğer karakterlerin de bulunduğu oyun Atlantik kalesinde 5 farklı odada geçiyor. Dokunmatik ekranda parmak hareketiyle döndürülen üç boyutlu platform üzerinde renkli taşları eşleştirmeyi amaçlıyor. Hazine odasında (treasure room) değerli taşlar, silah odasında (weapon room) bombalar ve bilim odasında (science room) moleküller bulunuyor. Bir başka oda olan sanat odasında boya toplarını ve baloncuk odasında baloncukları eşleştirmeye çalışıyorsunuz.&lt;br /&gt;Oyunda SpongeBob'un yanı sıra Sandy, Mr Krabs ve muhteşem karakter, deniz yıldızı Patrick bulunuyor. Oyun AppStore üzerinden 4 Dolara satın alınabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iPhone üzerinden oyunu satın almak için bu linke tıklayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-3119196406144147347?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/3119196406144147347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sponge-bob-iphoneda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3119196406144147347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3119196406144147347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sponge-bob-iphoneda.html' title='Sponge Bob iPhone&apos;da'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-2298350968015052056</id><published>2009-02-14T15:01:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T15:04:12.724-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cam nedir'/><title type='text'>IŞIĞA AÇILAN PENCERE CAM</title><content type='html'>&lt;a href="http://kuranvebilim.com/images/makaleler/cam_olmasaydi/image011.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 176px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://kuranvebilim.com/images/makaleler/cam_olmasaydi/image011.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Cam, stratejik açıdan önemi olan bir maddedir. Bulunuşundan günümüze kadar bir taraftan çeşitleri artarken, diğer taraftan da kullanım alanı genişlemiş, vazgeçilmez bir tüketim maddesi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullandığımız camlar, yapay camlardır, bununla birlikte, cam dünyada doğal olarak da bulunmaktadır. Doğal cam, obsidien olarak bilinmektedir.(1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğadaki camın varlığı insanlara yol gösterici olmuş ve ondan yaygın bir biçimde faydalanabilmemize vesile olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cam, inşaat, otomotiv, içecek, gıda, beyaz eşya, mobilya, ecza, denizcilik, elektrik, elektronik ve daha birçok sektörde kullanılan önemli bir malzemedir. Şüphesiz camın hayatımızda bu kadar geniş kullanılmasına neden olan ondaki üstün nitelikleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cam temasta bulunduğu gaz, sıvı ve katı haldeki maddelerin etkilerine karşı büyük direnç gösterebilir. Bu direnç, kimyasal dayanıklılık olarak tanımlanır. Camın kimyasal dayanıklılığı ayarlanabilir özelliktedir: Camdaki alkali oranının yüksekliği camın kimyasal dayanıklılığını zayıflatırken, boroksit, alüminyum oksit, çinko oksit ve zirkonyum oksit ise camın kimyasal dayanıklılığının artmasını sağlamaktadır. Bu özelliği sayesinde en sağlam bildiğimiz maddelerde bile saklayamadığımız çözücü parçalayıcı birçok kimyasalı cam kaplarda tutabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cam, maddenin katı ile sıvı arasındaki özgün bir halidir. Silis (kum) atomları, araya giren kalsiyum, potasyum magnezyum ve sodyum atomları ile birlikte düzensiz bir tarzda birleşir. Bu "düzensizlik" sonucunda saydam, bozulmaz ve oldukça dayanıklı (çatlama hariç, çatlak hemen yayılır) bir madde ortaya çıkar. Paslanmadığı, su geçirmediği ve saydam olduğu için de akla gelebilecek hemen her alanda kullanılır."(2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın fiziksel özellikleri insanların faydalanması için adeta özel olarak tasarlanmıştır: Camın şekillendirilmesinde en önemli etkenlerden biri yüzey gerilimidir. Bu özellik, camın çok ince gözeneklere girmesine ve bunları doldurmasına imkân tanır. Camın özgül ağırlığı, kimyasal bileşimine bağlı olarak 2,2 - 7,2 gr/cm3 arasında değişmekle birlikte genel kullanımda olan pencere ve şişe camlarının yoğunluk değerleri 2,3-2,6 gr/cm3 arasındadır. Bu değerler daha yüksek olsaydı cam şimdikinden çok daha ağır olacak ve pratikte kullanımı imkansız hale gelecekti. Isıtılarak, sıcaklıkta genleşme oranı dolayısıyla camın sıcaklılığa dayanıklılığı ayarlanabilir. Oysa diğer pek çok madde için böyle bir durum söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu cisim çok sıcak ortamdan soğuk ortama geçtiğinde olumsuz etkilenir. Oysa camlar, genellikle 100–350°C sıcaklıklarda, soğuk su içerisine atıldıklarında, sıcaklık şoklarına dayanabilmektedirler. Üstelik camın kimyasal bileşiminde mevcut olan soda, potasyum ve kurşun oksitin oranı ile oynayarak camın ısıya ve ısı değişimlerine dayanıklılığı artırılabilmektedir. Üstelik bu yapıldığında camın ısıya dayanıksız hali ile dayanıklı halindeki görünümünde hiçbir farklılık olmamaktadır. Camın ısı sığası, camın sıcaklığı arttıkça yükselmektedir. Her cam çeşidinin değişik sıcaklıklardaki ısı sığaları değişik olduğu gibi, camların ısı sığalarının sıcaklıkla değişmeleri de farklı olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın mekanik özellikleri de mucizevî niteliktedir. Bazı özel yöntemlerle camın dayanıklılığı yüksek oranlarda artırılabilmektedir. Günlük hayatta kullanılan bazı camların dayanıklılık uygulaması cm2'ye 65–130 kg.dır Bununla birlikte, tasarımlarda; sertleştirilmiş bir ürün için ise, bu oran 10 katına çıkarak 1300 kg/cm2'ye kadar ulaşabilmektedir. Böyle camlar oldukça dayanaklı olup tekme ya çekiç darbelerinde dağılmaz. Bunun yanında iki cam tabakasının arasına başka bir kimyasal ekleyerek camı dayanıklı hale getirmekte mümkündür. Bu yöntemin otomobil çağının başladığı yıllarda keşfedilmiş olması da oldukça ilginçtir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güvenli camın bulunması, tam da en çok ihtiyaç duyulan zamanda gerçekleştirildi: Motorlu taşıt çağında... 1903 yılında Fransız kimyager Edouard Benedictus, deney tüpünü laboratuarının zeminine düşürdü. Tüp kırıldı ancak dağılmadan tek parça halinde kaldı. Benedictus, kolodyum ihtiva eden sıvının buharlaşmasından sonra tüpte kalan ince plastik tabakanın parçalanmayı engellediğini anladı. Bunu not ettikten sonra bu konu üzerine fazla kafa yormadı. Ancak, kaza yapan bir aracın içindeki kızın kırılan camlardan çok feci şekilde yaralanması, bu konuyu tekrar gündeme getirmesine neden oldu. Daha önceki deneyiminden esinlenerek iki cam tabakasının arasına selüloz nitrat yerleştirerek üç katlı camı oluşturdu. Buluşu 1920'lerde arabaların ön camlarında kullanılmaya ve otomotiv endüstrisinde ciddi şekilde taklit edilmeye başlandı."(3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın kullanışlı olmasını sağlayan özellikleri bu kadarla da kısıtlı değildir. Yeni ya da kimyasal olarak temizlenmiş cam yüzeyler için statik sürtünme katsayısı 1'e çok yakındır. Bu sayede camları kolayca temizlemek mümkün olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın elektriksel özellikleri, camın genel kullanımı yanında, elektrik üreten ve elektrikle çalışan cihazlar yapımında geniş çapta kullanılmasından dolayı çok önemlidir. Cam genellikle elektrik akımına yüksek direnç gösteren bir madde olarak tanınmaktadır. Yüzey direnci ve hacim direnci olarak ikiye ayırabileceğimiz bu dirençlerden yüzey direnci, camın bulunduğu ortamındaki nem oranının artması ile azalmaktadır. Hacim direnci çoğunlukla camdaki alkali oranı ile ve üretimi sırasında camın maruz kaldığı sıcaklıklarla oynanarak ayarlanabilir. Camın hacim direnci, sıcaklığın yükselmesi ile azalır. Camın üretimi sırasında yavaş yavaş soğutulması, camın hacim direncini artırmaktadır.(4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın optik özelliği günlük hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girmesine neden olmuştur. Cama optik özelliğini veren ise kırılma indisindeki özel ayardır. Camın kırılma indisi yapılarına göre 1,45 - 1,90 sınırları arasında değişmektedir. Cam, ışığı geçirebildiği gibi aynı zamanda iyi bir yansıtıcı da olabilmektedir. Yansıtma özelliği, cam yüzeyinin durumu ile yüzeye düşen ışığın dalga boyu ve yönüne bağlıdır. Silikat camları için ortalama yansıtma yüzdesi %4 olup, tamamen saydam bir cam gelen ışığın %92'sini geçirmektedir. Yansıtma kayıpları cam yüzeyine konulacak özel kaplama malzemeleri ile azaltılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camın ışık geçirgenliği, yansıtma ve emme özelliklerini azaltmaktadır. Geçirgenlik miktarı ayrıca dalga boyu uzunluğuna göre de büyük farklılıklar göstermektedir. Değişik renkler, camın geçirgenliğini etkilediği gibi, camın kimyasal bileşimi de, özellikle kısa dalga boylarındaki ışınların geçmesinde etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAM OLMASAYDI…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Evlerimizde güneş ışığından mahrum olarak yaşardık,&lt;br /&gt;- Mikroplar ve diğer mikroorganizmalar hakkında bilgi edinemezdik,&lt;br /&gt;- Ay ve yıldızlar hakkında gözümüzle gördüğümüz dışında fazla bir bilgimiz olmazdı,&lt;br /&gt;- Temel göz rahatsızlıklarını gideremezdik,&lt;br /&gt;- Laboratuarlardaki birçok malzemeyi kullanamazdık,&lt;br /&gt;- Aynalar olmazdı,&lt;br /&gt;- Bütün arabaların üstü ya da çevresi hep açık olurdu,&lt;br /&gt;- İçini görebildiğimiz yiyecek ve içecek kaplarımız olmazdı,&lt;br /&gt;- Vitrin diye bir kavram olmaz ticaret bundan olumsuz etkilenirdi,&lt;br /&gt;- Fotoğraf makineleri olmazdı,&lt;br /&gt;- Televizyonlar ve bilgisayar monitörleri olmazdı,&lt;br /&gt;- Ampul olmaz karanlığa mahrum kalırdık,&lt;br /&gt;- Otomobillerde dikiz aynaları olmazdı,&lt;br /&gt;- Scanner (tarayıcı), fotokopi makineleri olmazdı,&lt;br /&gt;- Yüksek data transferi ve ışık aktarımı yapar fiber optik kablolar olmazdı,&lt;br /&gt;- Süs eşyaları ve biblolar olmazdı,&lt;br /&gt;- Ateşe dayanıklı cam kaplar olmazdı,&lt;br /&gt;- Seralar olmazdı,&lt;br /&gt;- Bugün kullandığımız aydınlatma armatürlerinin büyük kısmı olmazdı,&lt;br /&gt;- Vitraylar olmazdı,&lt;br /&gt;- Saatleri okuyamazdık, okuyabildiklerimiz ise dış etkenlere karşı korumasız olurdu,&lt;br /&gt;- Uçaklar ve helikopterlerdeki pencereler olmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz camın olmadığı böyle bir dünya kesinlikle bugünkü gibi olmayacaktı. Camın bugünkü özelliklerde olması da tek başına yeterli değildir. Camın hammaddesinin de bol ve kolay rastlanır olması şarttır (kum gibi). Eğer Allah dilemiş olsaydı camın hammaddesi altın ya da elmas gibi az rastlanılan bir madde olsaydı ondan yine de bugünkü gibi yararlanamazdık. Eğer bugün birçok teknolojiden ve konfordan yararlanabiliyorsak bu, camdaki özel yaratılıştan kaynaklanmaktadır. Cam da dünyada Allah'ın insan için yarattığı nimetlerden biridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-2298350968015052056?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/2298350968015052056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/isiga-acilan-pencere-cam.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/2298350968015052056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/2298350968015052056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/isiga-acilan-pencere-cam.html' title='IŞIĞA AÇILAN PENCERE CAM'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-3106753193678914216</id><published>2009-02-14T15:00:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T15:01:39.296-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sızma zeytinyağ ve faydaları'/><title type='text'>Kanseri önlemedeki rolü:</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/zeytin/zeytin3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 184px" alt="" src="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/zeytin/zeytin3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;The Archives of Internal Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışma, yüksek oranda zeytinyağı tüketen kadınların göğüs kanserine yakalanma riskinin daha az olduğunu göstermiştir. New York'ta Buffalo Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ayrı bir çalışmada ise, zeytinyağı gibi bitkisel yağlarda bulunan bir madde olan ß-sitosterol'ün prostat kanser hücrelerinin oluşumunu engellemede yardımcı olabildiğini kanıtlamıştır. Araştırmacılar ß-sitosterol'ün hücrelerin bölünmemesi emrini veren hücre içi haberleşme sistemini güçlendirdiği, böylece hücre büyümesi kontrolsüz hale gelmeden kanserin engellenebileceği sonucuna varmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oxford Üniversitesi'ndeki doktorlar tarafından yürütülen son araştırmada da, zeytinyağının bağırsak kanserine karşı koru- yucu özelliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Doktorlar zeytinyağının bağırsak kanserinin başlamasını engellemek için midedeki asitle tepkimeye girdiğini keşfetmişlerdir. Oxford araştırmacıları aynı zamanda zeytinyağının safra asidi miktarını azaltarak ve DAO (diamin oksidaz adlı enzim) seviyesini yükselterek, anormal hücre artışına ve kansere karşı koruyucu olduğunu keşfetmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca araştırmacıların raporlarına göre bol miktarda zeytinyağı ve sebze yiyen insanlarda, eklemlerdeki kronik bir hastalık olan romatizmal arterit (atardamar enfeksiyonu) geçirme riski azalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemik gelişimine yardımcı olması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerdiği E, A, D, ve K vitaminleri, çocukların ve erişkinlerin kemik gelişimine yardımcı olması, kalsiyum kaybını engelleyerek kemikleri güçlendirmesi bakımından zeytin oldukça önemlidir. Zeytin, yaşlılara da özellikle tavsiye edilmektedir; çünkü sindirimi kolaydır ve minerallerle vitaminlerin vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Ayrıca minerallerin kemiklerde çökmesini sağlayarak kalsiyum kaybını da engeller. Kemikler organizmanın mineral yapılarının deposunu oluşturur ve kemiklerde mineral birikimi olmadığı takdirde kemik erimesi gibi ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan zeytinin iskelet sistemimiz üzerinde çok olumlu katkısı vardır. (Harun Yahya, Koku ve Tat Mucizesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmayı önlemesi:&lt;br /&gt;Zeytinyağının içerdiği vitaminler, hücre yenileyici özelliklere sahip oldukları için, yaşlılık tedavisinde de kullanılır, cildi besler ve korurlar. Besinlerle beraber bedenimize "serbest radikal" denilen bazı maddeleri de alırız. Zeytinyağı, başta E vitamini olmak üzere, içerdiği çok sayıdaki antioksidan maddeyle bu zararlı maddelerin vücudumuzda neden olduğu tahribatı önler, hücrelerimizi yeniler, doku ve organlarımızın yaşlanmasını geciktirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansiyon düşürücü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Archives of Internal Medicine dergisinin 27 Mart 2000 tarihli sayısında yayınlanan bir çalışma, zeytinyağının yüksek tansiyona olumlu etkisini bir kez daha vurgulamaktadır. Ayrıca zeytin ağacının yaprağı ile tansiyon düşürücü ilaçlar yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç organlara faydaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağı mide asidini azaltarak mideyi gastrit ve ülser gibi hastalıklara karşı korur. Bunun yanı sıra safra salgısını harekete geçirerek, sindirimin en mükemmel hale gelmesini sağlar. Safra kesesinin boşalma işlemini düzenler ve safra taşı riskini azaltır. Ayrıca içindeki klor sayesinde de böbreğin çalışmasına yardımcı olur ve böylece vücudun atıklardan arınmasını kolaylaştırır. Bunların yanı sıra beyin damarlarının sağlığına da olumlu etkisi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllar Öncesinde Bildirilen Gerçek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi bugün birçok bilim adamı zeytinyağını esas alan beslenme modelinin en ideal model olduğunu düşünmektedir. Bu özelliklerinden dolayı günlük beslenme programında her öğünde bulunması gereken en temel besinler zeytin ve zeytinyağı olarak belirtilmektedir. Allah'ın pek çok ayette dikkat çektiği zeytin bitkisinin faydaları, ancak tıp biliminin gelişmesiyle keşfedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besin Uzmanlarının ve Tıp Dünyasının Mucize Besini Keşfi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağı, tüm bu özellikleri dolayısıyla son yıllarda uzmanların oldukça dikkatini çekmektedir. Uzmanların yorumlarından bir kısmı şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu Epidemiyoloji Bölümü Başkanı Dr. Dimitrios Trichopoulos: "Amerikalı kadınlar doymuş yağların yerine daha fazla zeytinyağı tüketmiş olsalardı göğüs kanseri riskinde %50 kadar azalma gerçekleşebilirdi." "Zeytinyağı bazı habis tümör türlerine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir: Prostat, göğüs, kolon, pullu hücre ve yemek borusu tümörleri."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık ve beslenme konusunda önde gelen otoritelerden biri, CNN'in ödüllü muhabiri, The Food Pharmacy (Besin Eczacılığı) ve Food-Your Miracle Medicine (Besin- Mucize İlacınız) adlı kitapların yazarı ve uluslararası bir köşe yazarı olan Jean Carper: "İtalyanlar tarafından yapılan yeni bir araştırma zeytinyağının, LDL kolesterolünün atardamarları tıkama özelliği de dahil olmak üzere bazı hastalık süreçleriyle savaşan ...antioksidanlar içerdiğini bulmuştur."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyetisyen ve beslenme uzmanı, The Pyramid Cookbook: Pleasures of the Food Guide Pyramid (Piramit Yemek Kitabı: Besin Rehberi Piramidinin Lezzetleri) adlı kitabın yazarı olan Pat Baird: "Zeytinyağının çok yönlülüğü... Uzun zamandır var olan zeytin ve onun beden sağlığına olan faydası hakkında daha öğreneceğimiz çok şey var."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden D. Peck: "Zeytinyağının bağışıklık sistemini güçlendirdiği ortaya çıkarılmıştır..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milano Eczacılık Fakültesi'nden Bruno Berra: "... natürel sızma zeytinyağının küçük polar bileşenleri LDL'nin oksidasyona olan direncini belirgin şekilde artırır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II. Federico Üniversitesi Dahiliye ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden A. A. Rivellese ve G. Riccardi, M. Mancini: "Zeytinyağı insülin direncini engeller ve kandaki glikozun daha iyi kontrolünü sağlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harvard Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu'ndan Frank Sacks: "Zeytinyağı açısından zengin bir diyet aşırı şişmanlığı kontrol altına almada ve tedavi etmede düşük yağlı bir diyetten daha etkilidir. Ayrıca daha uzun süreli kilo kaybına neden olur ve kiloyu korumak daha kolaydır çünkü güzel bir tadı vardır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların gelişimine katkısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin ve zeytinyağı, içlerinde bulunan linoleik asitten (omega-6 yağ asidi) ötürü yeni doğmuş bebekler ve gelişim çağındaki çocuklar için son derece faydalı besinlerdir. Linoleik asidin eksikliği, gelişimin yavaşlamasına ve hatta birtakım deri rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağı vücudumuzdaki zararlı maddelerin vücudumuzda neden olduğu tahribatı önleyen antioksidan elementleri ve insan için büyük önem taşıyan yağ asitleri içerir. Bunlar da hormonlara destek olur ve hücre zarının oluşumuna yardımcı olurlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağı, insan sütündeki yağ asidi oranına benzer, dengeli bir çoklu doymamış bileşime sahiptir. İnsan vücudu tarafından elde edilemeyen, aynı zamanda vücut için vazgeçilmez önemi olan bu temel yağ asitleri açısından, zeytinyağı yeterli bir kaynaktır. Bu faktörler zeytinyağını, yeni doğmuş bebekler için oldukça faydalı kılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum öncesi ve sonrasında bebek beyninin ve sinir sisteminin doğal gelişimine katkıda bulunmasından dolayı uzmanlarca, annelere önerilen tek yağ, yine zeytinyağıdır. Anne sütüne yakın miktarda linoleik asit içermekle beraber yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında anne sütü kadar doğal bir besin kaynağı özelliği kazanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-3106753193678914216?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/3106753193678914216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/kanseri-onlemedeki-rolu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3106753193678914216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3106753193678914216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/kanseri-onlemedeki-rolu.html' title='Kanseri önlemedeki rolü:'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5814709509029426091</id><published>2009-02-14T14:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-14T15:00:28.737-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sızma zeytinyağ ve faydaları'/><title type='text'>Şifa Kaynağı Bir Bitki: Zeytin ve zeytinyağı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/zeytin/zeytin.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 170px; CURSOR: hand; HEIGHT: 233px" alt="" src="http://www.kuranvebilim.com/images/makaleler/zeytin/zeytin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"İncire ve zeytine andolsun." (Tin Suresi, 1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin... Sahip olduğu besin değeri ile insan sağlığını koruyan bir mucize…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok eski çağlardan bu yana tüketilen zeytin, zamanla önemini daha da arttırmış, sofralardaki daimi yerini alarak insan sağlığının önemli bir koruyucusu olmuştur. Besin değeri oldukça yüksek olan zeytin, aynı zamanda yağıyla da sağlığa olan katkısını arttırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlığa olumsuz hiçbir etkisi olmayan zeytinyağı, içerdiği antioksidanlar sayesinde kalp-damar hastalıkları ve kansere karşı da koruyucu bir etki gösterir. Özellikle günümüzde kalp ve damar şikayetlerinin çoğalması, bu mucizevi besinin insan sağlığı açısından önemini daha da artırmaktadır. Allah zeytinle ilgili olarak ayetlerde şöyle buyurmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır." (Nahl Suresi, 10-11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Besin Kaynağı: Zeytinyağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda yapılan araştırmalar, zeytinin yalnızca lezzetli bir gıda değil, bunun yanında yüksek kaloriye sahip önemli bir besin kaynağı olduğunu da ortaya koymuştur. Zeytinin yanı sıra zeytinin yağı da, önemli bir besin kaynağıdır. Kuran'da zeytin ağacının yağına şu ayetle dikkat çekilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir." (Nur Suresi, 35)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki ayette "mubareketin zeytunetin" ifadesiyle, zeytin "bereketli, kutlu, uğurlu, sayısız yarar sağlayan" anlamlarına gelen mübarek sıfatıyla nitelendirilmiştir. "Zeytuha" ifadesiyle bildirilen zeytinyağı, tüm katı yağların aksine, tüm uzmanlar tarafından başta kalp ve damar sağlığı için olmak üzere en çok tavsiye edilen yağ türü olarak bilinmektedir. Zeytinin ve zeytinyağının sağlık açısından faydalarını şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalp ve Damar Sağlığı Üzerindeki Faydaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin ve zeytinyağının içinde yağ asitleri bulunur. Bu asitlerin çoğu vücut için zaruri olan tekli doymamış omega-6 (linoleik asit) yağlarıdır. Tekli doymamış yağlar kolesterol içermezler. Bundan dolayı zeytinyağı diğer yağların aksine kandaki kolesterol oranını yükseltmemekte, tam tersine kontrol altında tutmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda yapılan çalışmalarda, 1 hafta boyunca her gün yaklaşık 2 yemek kaşığı doğal zeytinyağı tüketen insanların kolestrol düzeylerinde son derece olumlu sonuçlar elde edilmiştir... Antioksidanlar, vücudumuzdaki zararlı maddeleri etkisiz hale getiren ve hücrenin tahrip edilmesini engelleyen son derece önemli maddelerdir. Düzenli zeytinyağı kullanan insanlarda yüksek antioksidan seviyeleri izlenmiştir. Ayrıca zeytinyağının kalp hastalıklarını önlediği pek çok araştırma ile de tasdik edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek oranda kalp ve damar hastalıkları vakalarına rastlanan ülkelerde çoğunlukla yüksek kolesterol düzeyine sahip doymuş yağlar tüketilmektedir. Bu yanlış beslenme alışkanlığı Akdeniz diyeti yani zeytinyağı tüketimi ile düzeltilebilmektedir. Zeytinyağı kandaki kolesterolü düzenlediği için kalp ve damar hastalarına ilaç olarak tavsiye edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yanı sıra zeytinyağı omega-6 yağ asidinin omega-3 yağ asidine oranını da düzenlemektedir. Omega-3 ve omega-6 yağ asitlerinin vücuda belli bir oranda alınması çok önemlidir. Çünkü bu oranlardaki dengesizlik durumunda hastalıklar ve kanser de dahil olmak üzere, kalp ve bağışıklık sistemi ile ilgili birçok hastalığın ilerlemesi söz konusu olmaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı pek çok insan zeytinyağı ile sağlık bulmaktadır. Amerikan Kalp Birliği, kalp hastalığı riskini azaltmak için yüksek tekli doymamış yağ diyetlerinin, %30 düşük yağlı diyete bir alternatif olabileceğini ortaya çıkarmıştır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5814709509029426091?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5814709509029426091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sifa-kaynag-bir-bitki-zeytin-ve.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5814709509029426091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5814709509029426091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sifa-kaynag-bir-bitki-zeytin-ve.html' title='Şifa Kaynağı Bir Bitki: Zeytin ve zeytinyağı'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6312993655629883091</id><published>2009-02-14T14:55:00.001-08:00</published><updated>2009-02-14T14:56:51.401-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik ve dogum'/><title type='text'>Sekiz doğuran kadın</title><content type='html'>&lt;a href="http://i.milliyet.com.tr/GaleriHaber/2009/02/13/fft20_mf180217.Jpeg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 302px; CURSOR: hand; HEIGHT: 322px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i.milliyet.com.tr/GaleriHaber/2009/02/13/fft20_mf180217.Jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir batında 8 bebek dünyaya getirerek bütün dünyanın konuştuğu kadın haline gelen Nadya Suleman’ın doğumdan öncek fotoğafları ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33 yaşındaki kadın daha önce de 6′tız doğurmuş ve her iki doğmunu da sunni döllenme yöntemiyle gerçekleştirdiği için bir çok tepki almıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekar olmasına rağmen 14 çocuğu olan kadın doğum fırsatçılığı yapmakla ve şöhret olmaya çalışmakla suçlanırken kendisi ise tek çocuk olduğu için geniş bir aile özlemi içinde olduğunu söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nadya Suleman, bir de kendi adına web sitesi açtı. ABD’li kadın, devletten yardım almasına rağmen thenadyasulemanfamily.com adresinde de bağış kampanyası başlattı. Yardım etmek istemeyenler ise, suni döllenme yöntemiyle 14 çocuk sahibi olan işsiz kadın hakkındaki düşüncelerini yazabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Los Angeles’ta, geçen ay bir batında sekiz bebek doğuran Nadia Suleman’ın çocuklarının hastane masraflarının California eyaletinin prematüre bebekler için sağlanan yardım programından karşılanacağının ortaya çıkması, tepkiye neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer altı çocuğuna, eyaletin bir diğer programından aldığı ayda 490 dolarlık yardımla bakabilen Suleman’e ölüm tehditleri geldiği de bildirildi. Suleman, bebekleri için bir de internet sitesi kurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:milliyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6312993655629883091?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6312993655629883091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sekiz-doguran-kadn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6312993655629883091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6312993655629883091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sekiz-doguran-kadn.html' title='Sekiz doğuran kadın'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1577588668014577635</id><published>2009-02-14T14:53:00.001-08:00</published><updated>2009-02-14T14:54:51.374-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='obruk'/><title type='text'>konya da mısır tarlası çöktü</title><content type='html'>&lt;a href="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2009/02/07/fft17_mf177122.Jpeg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 423px; CURSOR: hand; HEIGHT: 317px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2009/02/07/fft17_mf177122.Jpeg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Konya’nın Karapınar ilçesindeki bir mısır tarlasında hasat yapılırken, yaklaşık 70 metre çapında, 80 metre derinliğinde obruk (yer kabuğunun çoğu kez aniden çökmesiyle ortaya çıkan çöküntü) oluştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karapınar ilçe merkezine 17 kilometre uzaklıktaki Akkuyu yaylasındaki mısır ekili tarlada çalışan işçiler, yeni bir obruğun oluşumuna tanık oldu. Yaklaşık 70 metre çapında ve 80 metre derinliğindeki obruk, olay anında tarlada çalışan çiftçiler arasında büyük korku yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obruğun oluştuğu sırada tarlada mısır hasadı yapan biçerdöver sürücüsü Mustafa Çınar, dün sabah saatlerinde başladıkları hasat işlemlerinin normal şekilde devam ettiğini, ancak akşama doğru büyük bir gürültü ile mısır tarlasının çöktüğünü söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obruğun oluştuğu alana yaklaşık 100 metre uzaklıkta çalıştıkları için çöküntüyü hissettiklerini ifade eden Çınar, “Büyük bir gürültü oldu. Sonra biçerdöverden indim ancak çöken alana korkumdan yaklaşamadım. Eğer birkaç dakika sonra meydana gelse biz de çöken alanda olacaktık. Oluşan obruğu arkadaşlarıma haber verdim. Çevresine yaklaşamadık. Gece çalışmamız sırasında çökmenin olmaması bizim için büyük bir şans. Eğer gece çökme meydana gelseydi çok kötü sonuçlar olabilirdi” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karapınar Ziraat Odası Başkanı Hikmet Bozaklı ise Karapınar’ın jeolojik yapısının acilen incelenmesi gerektiğini söyledi. Karapınar’da tarım yapılan yerlerin bir bir çökmeye başlamasının ciddi bir tehlikenin habercisi olduğunu ifade eden Bozaklı, şunları kaydetti: “Şu anda ilçenin çeşitli bölgelerinde meydana gelen obruklar bölgenin toprak yapısının ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor. Çok ciddi araştırma yapılıp sonuçları vatandaşlara açıklanmalı. Çünkü obruklar Karapınar için çok önemli bir konu. Bugüne kadar can kaybının olmaması Allah’ın takdiri.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynak:milliyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1577588668014577635?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1577588668014577635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/konya-da-msr-tarlas-coktu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1577588668014577635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1577588668014577635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/konya-da-msr-tarlas-coktu.html' title='konya da mısır tarlası çöktü'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-3440446542557071373</id><published>2009-02-10T03:08:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T03:09:36.216-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CİLT BAKIMI'/><title type='text'>Gençlik kremleri: Doğal nem deposu</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_14042008020203.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 248px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_14042008020203.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Doğadaki nem depoları lüks markaların en gözde içeriklerini oluşturuyor. Shea çekirdeği yağı, deniz suyu, yosun ve öğütülmüş doğal taşlar en çok kullanılan ürünler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çökmüş gözaltları, derin kırışıklıklar veya aşırı yıpranmış bir cilt gibi yaşlılık belirtilerinden duyulan rahatsızlığın tek çözümü cerrahi müdahale değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni nesil kozmetik ürünler bu problemlere yeni ve acısız çözümler getiriyor. Pek çok marka, ürünlerinde tabiattaki doğal nem depolarını ileri teknolojiyle harmanlıyor. Doğal içerikler uygun ortamda aylarca karıştırılıyor. Ve neticede cildinizin onarılmasına ve korunmasında etkili ürünler ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shea çekirdeği nem tutucu ve sıkılaştırıcı, deniz suyu ve yosunu nemlendirici ve antimikrobik, obsidyen, silisyum gibi doğal taşlar ise ışıltıcı verici özellikleriyle cildinizi yeniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşlar ve mineraller&lt;br /&gt;Hassasiyeti azaltıyor&lt;br /&gt;Mevsimsel değişiklikler, stres, dengesiz beslenme ciltteki hassasiyeti artırabiliyor. Vichy’nin Aqualia Thermal serisi cildinizi&lt;br /&gt;24 saat boyunca nemli tutmaya yarayan mikrokapsüller içeriyor. Bu kapsüller içeriğinde bolca mineral bulunan termal su bakımından zengin. Bu ürünün ciltteki hassasiyeti dört haftada yüzde 42 oranında azalttığı söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırışıklıkları gideriyor&lt;br /&gt;Armani’nin yeni kremi Crema Nera İtalya’nın Pantelleria Adası’ndan elde edilen volkanik obsidyen taşını içeriyor. Bu kremin, hücre yenileyici özelliği sayesinde kırışıklıkların azalmasına yardımcı olduğu öne sürülüyor. Tüm cilt tipleri ve yaş grupları tarafından kullanılabilen ürün daha genç ve sıkı bir cilde sahip olmayı&lt;br /&gt;vaat ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildi onarıyor&lt;br /&gt;Biotherm’in Reminerale’i minerallere doymuş bir anti-aging krem. Magnezyum, kalsiyum ve fosfor minerallerini içeriyor. Ayrıca Biotherm’in geliştirdiği “pro-xylane” cildin her katmanında suyu tutmaya yardımcı. Mineraller cildi onarırken ışıltılı bir cilde sahip olmanıza da katkıda bulunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okyanus suyu ve yosun&lt;br /&gt;Yaşlılığa erken müdahale&lt;br /&gt;Advance Marine Biology Creme yaşlanmaya karşı erken koruma sağlıyor. La Prairie’in alışılmış tüketici kitlesinin aksine 30’lu yaşlarının başındaki tüketiciler için ideal olduğu belirtiliyor. Saf deniz suyu ve deniz yosunu özü içeriğindeki onlarca doğal bileşenlerden iki tanesi. Ürün, yaşlılık belirtilerini daha oluşmadan yok etmeyi sağlama iddiasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pürüzsüz bir cilt için&lt;br /&gt;Creme de la Mer yaratıcıları tarafından mucize krem olarak tanımlanıyor. En önemli bileşeni deniz yosunu. 14 farklı içeriğin üç-dört ay boyunca harmanlanmasıyla oluşuyor. En büyük iddiası ciltteki kuruluk ve hassasiyeti azaltması. Cildinizin daha yumuşak ve pürüzsüz bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Bu ürünü yüz, boyun ve hassas göz çevresine, gece ve gündüz uygulayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 saat koruma&lt;br /&gt;Re-nutriv Re-creation, Estee Lauder’in hassas göz çevresini 24 saat boyunca korumak hedefiyle ürettiği bir krem. Çizgi ve kırışıklıklar ile şişlik ve koyu halkalarla mücadele amacıyla yaratılmış. Ürünün temel bileşeni okyanus suyu. Tahiti monoi, Afrika morangi ve acai fındığı yağları diğer bileşenlerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak havalarda&lt;br /&gt;Özellikle kremin çok yoğun geldiği sıcak havalarda shea vücut losyonu iyi bir alternatif olabilir. Body Shop’un shea yağlı vücut losyonu bunaltmadan cildinizdeki kuruluğu ve gerginliği almanıza yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shea yağı&lt;br /&gt;Aşırı kuru ciltler için&lt;br /&gt;L’Occitane’ın shea vücut kremi tamamen shea yağından yapılmış. Aşırı kuru veya güneş ve soğuk tarafından hasar görmüş ciltlerde koruyucu ve canlandırıcı özelliğe sahip. Ayrıca vücuttaki çatlak izlerinin engellenmesine de yardımcı olduğu söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yosun ve shea yağı karışımı&lt;br /&gt;İçinde nem takviyesi bulunan Thalgo’nun Delicious Comfort adlı kremi canlandırıcı özelliğe sahip. Mikro yosun özünden elde edilen omega 3 ve omega 6 yağ asitleri shea yağının besleyici özelliğiyle birleşmiş. Firma ürünün kuru ciltlerdeki gerginliği azaltmada yardımcı olduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-3440446542557071373?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/3440446542557071373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/genclik-kremleri-dogal-nem-deposu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3440446542557071373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3440446542557071373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/genclik-kremleri-dogal-nem-deposu.html' title='Gençlik kremleri: Doğal nem deposu'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-972836290494872815</id><published>2009-02-10T03:04:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T03:07:32.628-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAİNAT ECZANESİNDEN'/><title type='text'>2009 İÇİN ALTIN DEGERİNDE 10 SAGLIK KURALI</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_03012009113544.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 507px; CURSOR: hand; HEIGHT: 255px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_03012009113544.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eğer, sağlıklı ve huzurlu bir hayatım olsun ve yaşadığım hayattan keyif alayım diyorsanız, aşağıdaki "10 altın kuralı" hayata geçirmenizi öneriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapacağınız bu küçük ve etkili değişimlerin, 2009’u sağlığınızda bir değişim yılı haline getireceğini düşünüyorum. Kuralların her biri bir ’deniz feneri’dir ve yanlış durumlarda rotanızı değiştirebilecek en güvenli işaretlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyimser insan iyilik ve sağlığı en çok hak edendir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yıllar 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in özel hekimliğini yaptım. Sayın Demirel benim için bir "hayat bilgisi" öğretmeni gibidir. Onun en çok etkilendiğim özelliklerinden biri de "dayanılmaz iyimserliği"dir. Süleyman Demirel’in iyimserliği her zaman şaşırtıcı düzeydedir. Hangi günde, mevsimde, koşulda olursanız olun, "Bu sabah nasılsınız?" diye sorduğunuzda ondan hiç değişmeyen bir yanıt alırsınız: "Taş gibiyim!" Olan biten onca olumsuz şeye rağmen hayata dair iyi duyguları sürdürebilmek Sayın Demirel’in en önemli meziyetlerinden biridir. Herkes, Demirel’in bu kadar güçlü, çalışkan ve aktif biri olmayı nasıl başardığını merak eder. En önemli sırrını ben hemen vereyim: O, her sabaha küçük bir duayı tekrarlayarak -duanın içeriğini bilmiyorum- ve iyimserlik ilacından bir kapsül alarak başlar. Ona göre, "Nasıl bakarsanız, öyle görürsünüz. İyimser insan iyi insandır, iyilik ve sağlığı en çok hak edendir." Süleyman Demirel’e göre, "İyimserlik, bu da geçer diyebilmek, geçmişi geçmişte bırakıp gelecek zamana bakabilmektir. Her gün ve her sabah yenidir, güzeldir. Her şey değişir, değişebilir, değiştirilebilir. Hayatın genel olarak iyi ve güzel olduğunu düşünüp, üretkenlik ve çözüme odaklanmak gerekir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalleşmeyi ihmal etmeyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi yaşta olursanız olun yalnız insan, yaşlı insandır. Hele bir de yaşlanmaya başladıysanız, yalnızlık koyu bir karanlıktır. Yalnızlık yaşlanmanın en ıssız, en keyifsiz yanıdır. Yeni yılda yeni dostluklar, arkadaşlıklar geliştirin. Çoğalın, dostluklarınızı güçlendirmeyi de ihmal etmeyin. Aile bağlarınızı sağlam ve güvenli tutun. Kendinizi evinize, semtinize, şehrinize sıkıştırıp kapatmayın. Sosyalleşin! Ülkenizin, şehrinizin, semtinizin sorunlarına ilgi gösterin. 90’lı yaşlara yaklaşmasına rağmen gece gündüz demeden ülkeyi dolaşan, kendini sorun çözmeye adayan Sayın Hayrettin Karaca mükemmel bir örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden ve ruh dengesini koruyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreli birçok çalışma gösterdi ki, duygusal olarak kendini iyi hissetmek, daha sağlıklı olmanızı ve daha uzun süre genç kalmanızı sağlıyor. Beden-ruh dengesi, halinize şükretmenizi de kolaylaştırıyor. Duygusal olarak kendinizi iyi hissettiğiniz zaman bedeninizin işi kolaylaşıyor. Bu nedenle yalnız bedeninizle değil, ruh sağlığınızla da ilgilenmeniz, ruhunuzu da korumanız, geliştirmeniz ve beslemeniz gerekiyor. Beden-ruh ilişkisi mükemmel binlerce insan var. Benim favorim Dalai Lama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerekli vitaminler: Neşe ve mutluluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok defalar yazdık, bir daha tekrarlayalım: "Mutluluk an, huzur zamandır." Mutluluk sizin üretebileceğiniz, farkındalıklarınızla geliştirip büyütebileceğiniz, çok özel, kısa süreli ama çok kolay kazanılabilen anlar ve bu anlarda hissedilebilen duygulardır. Bunun için neşeli biri olmayı, hoşgörülü, keyifli, endişesi az, umudu, kahkahası bol biri olmayı (ve böyle insanlarla birlikte yaşamayı) ilke edinin. Kötümser, endişeli ve sorunlu insanlardan uzak durun. Fırsat buldukça (hatta bazen kendinizi zorlayarak) gülmeyi ve kahkaha atmayı ihmal etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıklardan korunun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıp size hastalıklardan korunma ve erken teşhis konusunda muazzam fırsatlar sunuyor. Hastalıklara neredeyse hücresel, hatta genetik düzeyde tanı koyabilmeyi vaat ediyor. Siz ne yaparsanız yapın, bazı hastalıklara kaderiniz sizi çekip götürüyor ama sağlığını koruma ve sağlık risklerini takip etme konusunda hassas davrananlara bu tür kötü piyangolar daha seyrek rastlıyor. İnsan aklı ne yazık ki beden ve ruhun sağlıklı durumunu idrak edemiyor. Ne zaman ki vücudumuzda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark ediyor, ancak o zaman sağlığın önemini, ciddiyetini düşünmeye, konuşmaya başlıyoruz. Bu nedenle yeni yılda düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanızı öneriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme, uyku ve stres önemli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yiyip içtiğiniz, nasıl bir yaşam sürdüğünüz, yani "hayat tarzınız" (uykunuz, aktiviteniz, stres yönetimi beceriniz) sağlığınızı belirleyen temel faktörlerdendir. Yaşlandıkça daha az kalori tüketmeyi hedefleyin. Çünkü yaş kırkı geçti mi can boğazdan gelmiyor, gidiyor. Taze ve temiz şeyler yiyip içmeyi hedefleyin. Sebze ve meyvelerden, bakliyat grubu besinler ve tahıllardan, hayvansal ürünlerden dengeli bir şeklide istifade edin. Her gün en az 1,5 litre su için. Az yağlı besinler tüketin. Sebzeyi, meyveyi mümkün olduğu kadar daha çok yiyin. Uyku sorunlarınızı tedavi ettirin. Stressavar önlemleri öğrenin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zararlı şeylerden uzak durun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkol ve sigaranın zararları artık tartışma konusu bile yapılmıyor. Günde bir-iki fincan kahve bir problem yaratmıyor ama fazlası kalbi de beyni de yoruyor. Yiyecek ve içeceklerdeki katkı maddeleri, besinlerdeki kirlilikler sağlığınızı en azından uzun vadede bozabiliyor. Tatlandırıcılar, fazla miktarda tuz kullanmak, aşırı şeker tüketmek, şeker eklenmiş içecekleri fazla miktarda yemek de sağlığa zarar veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanç dünyanızı güçlendirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi düşüncede ve inançta olursanız olun, inanç dünyanızı zenginleştirmeye ve güçlendirmeye gayret edin. İnançlı insan, aidiyet duyguları güçlü insandır. İnançlı insan, kendini daha çok yoğun ve kalabalık hisseder. İnanç ve onun sağladığı aidiyet hissi, güven duygusunu pekiştirir. Korku, endişe vb. hasta edici duyguları azaltır. İnanç az ile yetinmeyi ve hafiflemeyi kolaylaştırır. İnanç duygusu son yıllarda en etkin detoks ilacı gibi görülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyninizi destekleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyniniz de kaslarınız da aynı temel kural ile yönetiliyor: Kullan veya kaybet! Her ikisini de sürekli olarak ama akıllıca kullanmanız gerekiyor. Bunun için beyninize de sık sık egzersizler yaptırmanız, onunla "farkındalık ve değişim yolculuklarına çıkmanızda" fayda var. Bu yolculuklar zihninizi besleyip güçlendirecek, fazlalıklarından arındıracaktır. Okuyun, dua edin, bulmaca, sudoku çözün, satranç, briç oynayın ve düşünce egzersizleri yapın, iç dünyanıza doğru yolculuklara çıkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilonuzu koruyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalar kronik hastalıkların çoğunun, özellikle şeker hastalığı, hipertansiyon, damar sertliği, hatta bazı kanserlerin vücutta fazla miktarda yağ birikmesinden kaynaklanabileceğini gösteriyor. Özellikle bel ve karın çevresinde, karın içi organların bünyesinde ve çevresinde biriken yağlar tehlikeli bulunuyor. Yeni yaklaşımda yalnızca kaç kilo olduğunuz değil, vücudunuzda ne kadar yağ taşıdığınız, kas yağ oranınız da önem kazanıyor. Her yaşın bir kilosunun olduğu, ideal kiloya değil, sağlıklı kiloya hedeflenmek gerektiği belirtiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurallar deniz fenerleri gibidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR ÖYKÜ: 1920’lerde Akdeniz’in kayalıklarla dolu kıyılarından birinde bir savaş gemisi manevralar yaparken deniz birden bozar. Şartlar son derece kötü, fırtına müthiştir. Karanlık bastırdıktan kısa bir süre sonra ikinci kaptan köprüye, "İleride bir ışık var" diye bildirir. Kaptan, "Duruyor mu, hareket mi ediyor" diye sorar. İkinci kaptan, "Duruyor" diye yanıtlar. Geminin rotası ışık kaynağı ile çarpışma yönündedir. Kaptan adeta kükrer. "Diğer gemiye çarpışma rotasında olduğumuzu bildirin ve rotalarını 20 derece değiştirmeleri için sinyal verin." Kısa bir süre sonra ışık kaynağından (!) cevap sinyali gelir: "Siz rotanızı hemen 20 derece değiştirmelisiniz." Kaptan sinirlenir ve "Kaptan konuşuyor. Rotanızı hemen 20 derece değiştirin" komutunu tekrarlar. Gelen cevap şudur: "Ben ikinci sınıf bir denizciyim! Rotanızı değiştirseniz iyi olur." Kaptan daha da sinirlenir, bağırır ve hemen şu mesajı gönderir: "Bu bir savaş gemisidir, rotasını hemen şu anda değiştirsin." Bunun üzerine karşı taraftan tek cümlelik bir mesaj alınır: "Bu da bir deniz feneridir!" Savaş gemisi rotasını mecburen değiştirir. Kurallar da deniz fenerleri gibidir. Doğa kanunları nasıl değişmezse, onlarda değişmezler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU Hürriyet &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-972836290494872815?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/972836290494872815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/eger-saglkl-ve-huzurlu-bir-hayatm-olsun.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/972836290494872815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/972836290494872815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/eger-saglkl-ve-huzurlu-bir-hayatm-olsun.html' title='2009 İÇİN ALTIN DEGERİNDE 10 SAGLIK KURALI'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1921312139997265443</id><published>2009-02-10T03:03:00.001-08:00</published><updated>2009-02-10T03:03:45.722-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astroloji ve rüya'/><title type='text'>Rüya Yorumlamak</title><content type='html'>Rüya Yorumlamak&lt;br /&gt;Aynı rüya farklı zaman ve yerlerde görülürse, bunun yorumu da farklı olur. Bazen aynı rüyayı değişik insanlarda görebilir, ancak her insanın ruhu ve manevi dünyayı anlayışı, yaşamı farklıdır. Bundan dolayı da yorumu özünden bir şey kaybetmese bile yorumu ve yansıması farklı olur. Zaman zaman başkaları ile ilgili rüyalar da görebiliriz; bizi hiç ilgilendirmeyen bir rüya, bir başka bir başka yakınımızı ilgilendirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyaları yorumlarken tarafsız olmak, duygulara kapılmamak, karamsarlaşmamak gerekir. Bu arada rüyada sadece bir şekil veya olayı değil, her şeyi birlikte yorumlamalıdır. Rüyadaki renkler de büyük önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyada görülen bazı insanlar tanıdıksa, adlarına da dikkat edilmelidir. Bu adların anlamları da yaklaşan bir durumu haber verebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin derdi, sıkıntısı olan biri rüyasında adı Necati olan birini görürse sevinmelidir. Çünkü Necati "kurtuluş" anlamına gelmektedir. Bu durumda rüyayı gören dertten, sıkıntıdan kurtulacaktır. Rüyaları tarafsızca yorumlamalı ve ayrıntıları da değerlendirmelisiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1921312139997265443?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1921312139997265443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruya-yorumlamak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1921312139997265443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1921312139997265443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruya-yorumlamak.html' title='Rüya Yorumlamak'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-2616449836953190238</id><published>2009-02-10T03:01:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T03:02:53.746-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astroloji ve rüya'/><title type='text'>Rüyalar Hakkında En Sık Sorulan 11 Soru</title><content type='html'>Rüya hafızamı nasıl geliştirebilirim? "Lucid Dreaming" nedir? Rüyalar gelecekten haber verebilirler mi? Ve en sık sorulan diğer sekiz sorunun yanıtları.... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERKES RÜYA GÖRÜR MÜ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet.Laboratuar çalışmalarına göre, rüyalarımızın birçoğunu uykunun REM safhasında deneyimliyoruz. REM (rapid eye movement) fazı, ismini bu devrede hızla hareket eden gözkürelerimizden almış. Bu safhada beyin elektriksel olarak oldukça aktif, buna karşılık bedenimizin hemen tüm kasları tamamen gevşemiş durumda. Bir gece boyunca ortalama 3-4 kez REM uykusuna gireriz ve bu her 90-100 dakikada bir meydana gelir. Uykumuzu uzatırsak, her bir REM safhası da gecenin başındakilere oranla daha uzun olurlar. Uykunun son REM siklusu ortalama 45 dakika sürer ve en canlı rüyalarımızı da bu sonuncu REM’de görürüz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYALARIMIZI HATIRLAMADA NEDEN ZORLUK ÇEKERİZ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı insanlar gece boyunca gördükleri tüm rüyaları büyük bir netlikle hatırlayabilirlerken bazılarıysa ya hiç rüya görmediklerini zanneder veya nadiren rüyalarını hatırlarlar. Uyku boyunca meydana gelen hemen hemen herşey (rüyalar, gece boyunca kısa süreli uyanıklıklarda aklımıza gelen düşünceler, vs..) sabah olduğunda unutulur. Uykunun doğasında tüm bunları –hemen yazılmadığı takdirde- unutturan bir şeyler var. Bazen günün orta yerinde veya görüldükten fünler sonra aniden bir rüyayı hatırlarız. Demek ki, rüyalar tamamen kaybedilmiyorlar; sadece onları gizlendikleri yerden çıkarmaya dair zorluk çekiyoruz uyandığımızda. Uyku ve rüyalar, alkol de dahil olmak üzere, kullanılan maddelerden ve ilaçlardan oldukça etkilenirler. Dahası, düzenli kullanılan bir ilacın aniden kesilmesi kabuslara neden olabilir. Bu nedenle, doktorunuza, size verdiği ilaçların bu tip yan etkileri olup olmadığını sormanızı tavsiye ederim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYA HAFIZAMI NASIL GELİŞTİRİRİM?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun en temel yolu, uykuya dalmadan hemen önce kendinize şu cümleyi tekrarlamaktır: “Göreceğim rüyaları hatırlamak istiyorum.” Yatağınızın yanıbaşına bir not defteri veya kayıt cihazı koyun. Uyandığınızda, yatağın içinde mümkün olduğunca az hareket edin ve başlamakta olan gün hakkında hiçbir şey düşünmemeye çalışın. Yanınızdaki kağıda gördüğünüz tüm rüyaları veya gözünüzün önünde kalan imgeleri kaydedin. Konsantrasyonunuzu bozabilecek en ufak şey, rüyanızın hafızanızdan yavaş yavaş silinmesine yol açacaktır. Eğer rüyanızın tamamını hatırlayamıyorsanız, çok zayıf bir hatıra da olsa, uyanmadan önce aklınızda olan son şeyi yazın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYALAR RENKLİ MİDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar rengi ancak gerçek anlamda görsel bir deneyimin doğal bir parçası olarak algıladıkları veya rüyalarını hatırlamakta zorlandıkları için rüyalarının renksiz olduğunu iddia etseler de rüyaların hemen hepsi renklidir. Günlük hayatlarında renklerin daha fazla farkında olan insanların anlattıkları rüyalarda renklerin yine kuvvetle vurgulandığı dikkati çeker. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYALARDA GÖRÜLENLERDEN ÖĞRENİLEBİLECEK BİR ŞEY VAR MIDIR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar bilimadamları bu konuda birbirine karşıt fikirler sürüp tartışmaya devam ediyor olsalar da, kendi gördükleri rüyalar üzerine çalışma yapan veya yapılan insanların hepsi de rüyalarının onlar için çok anlamlı olduğunu vurgularlar. Rüyalar, rüyayı gören kişinin duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, kişilik yapısını, tepkilerini ve değer yargılarını anlamakta çok işe yararlar. Birçok insana göre, rüyalar çözülmek için bekleyen sorunlara ışık tutarlar. Dahası, sanatçılar, yazarlar ve bilimadamları rüyalarında sık sık yaratıcı fikirler bulduklarını söylerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYALARIMI YORUMLAMAYI NASIL ÖĞRENEBİLİRİM?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akılda tutulması gereken en önemli nokta, rüyalarınızın sizin şahsi duygu ve düşüncelerinizi yansıttığıdır. Rüyanızda gördüğünüz insanlar, olaylar durumlar ve duygular tamamen size özeldir. Bazı rüya uzmanları şu teoriyi savunurlar: “Farklı insanlar, kültürler ve zamanlarda karşımıza çıkan tipik ve arketipik rüyalar ve rüya elemanları vardır.” Bununla birlikte, genellikle, aynı imge veya sembolün farklı insanlar için farklı anlamları vardır. Örneğin, rüyada görülen bir fil bir hayvan bakıcısı için farklı, en sevdiği oyuncağı peluş bir fil olan bir çocuk için bambaşka anlama sahiptir. Bu yüzden “Rüya Tabirleri Sözlüğü” adı altında piyasaya sürülen kitaplardaki açıklamaların birçoğu kullanışlı olmaktan uzaktır. Yapılması gereken en doğru çalışma, rüyanızda gördüğünüz her imgeyi ve size çağrıştırdıklarını sabırla ve ısrarla düşünmek ve gün içinde bu imgelerin hayatınızla paralellik gösteren bağlantılarını sorgulamaktır. Eğer bir rüya günlüğü tutar ve uzunca bir sürenin sonunda kaydetmiş olduğunuz rüyaları topluca incelerseniz bütünsel rüya yaşamınıza dair en doğru manzarayı elde edersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYNI RÜYAYI DEFALARCA GÖRMEM NE ANLAMA GELİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrarlayan rüyalar, aynen herhangi başka bir rüyayı ele alır gibi incelenebilir. Araştırmacının yapması gereken şey, rüyada görülenler ile rüyayı gören kişinin duyguları, düşünceleri, davranışları, kişilik yapısı ve değer yargıları arasında paralellikler aramaktır. Tekrarlayan rüyaların simgelediklerini çözmek, çoğu zaman, rüyayı gören kişinin uzunca bir süredir boğuşmakta olduğu bir sorunu halletmekte yardımcı olur. Tekrarlayan rüyaların hangi sıklıkta görüldüğü, görülen gecelerin öncesindeki günlerde yaşanılanlar arasında bir paralellik olup olmadığı, her tekrarda farklılaşan detaylar olup olmadığı yorumcu için önem arzeder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KABUS GÖRMEK NORMAL MİDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabusların nedenleri arasında stres, travmatik deneyimler, emosyonal güçlükler, kullanılan ilaçlar veya hastalıklar vardır. Bununla birlikte, günlük hayatında bunlar veya benzeri hiçbir sorunu olmamasına rağmen sık sık kabus gören insanlar vardır. Son çalışmalar, bu insanların ortalamaya göre çok daha açık, hassas, inançlı ve duygusal olduklarını gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYANIZDA ÖLDÜĞÜNÜZÜ VEYA UZUN BİR DÜŞÜŞÜN SONUNDA YERE ÇARPTIĞINIZI GÖRÜRSENİZ GERÇEK HAYATTA DA ÖLECEĞİNİZ DOĞRU MU?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, bunun gerçekle hiçbir alakası yok. Rüyasında öldüğünü veya yere çarptığını anlatabilen birileri olduğuna göre böyle bir varsayımın gerçekle ilgisi olamaz. Kendi adıma şunu söyleyebilirim: “Uzun yıllardır lucid rüyalar görüyorum ve yapmayı en sevdiğim şeylerden biri de rüyada olduğumu bildiğim için yüksek binaların tepesinden atlayıp yere çakılmayı denemek. Bunu takiben en severek yaptığım şey, rüyada yanımda olan ve yaptığım bu gösteriyi seyreden insanlara ölmememin tek nedeninin o anda rüya olmam ve onların da hayali kahramanlar olduklarını söyleyip eğlenmek.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYALAR GELECEKTEN HABER VEREBİLİRLER Mİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz gerçekleşmemiş olaylara dair haber verdikleri iddia edilen birçok rüya vardır. Bunların bazıları tesadüftür, bazıları hafızamızın bize oynadıkları bir oyundan ibarettir veya öğrenilen bir olay ile zihnimizde sürekli şekil değiştirmeye müsait bir şekilde dolanıp duran bir rüyamız arasında kurduğumuz bağlantıların sonucudur. Ancak; durugörü, telepati ve geleceğe dair rüyalarla ilgili çalışmalar yapan bazı laboratuarların sundukları raporlarda (ki bu konularda laboratuar çalışması yapmak oldukça güçtür) değişken sonuçlar elde edildiği bildirilmiştir. Elimdeki yabancı metinlerde bu tip laboratuar çalışmalarının varlığından sözedilmekle birlikte isim verilmediği için kaynakça gösteremiyorum, daha detaylı bir araştırmayı hakediyor. Benim ve çalışma arkadaşlarımın bu konu hakkında net bir sonuç sunabilecek veriye sahip olmadığını göz önünde bulundururarak, öznel bir yanıt vermektense konu hakkında tecrübeli insanları sitemize yazmaya davet ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RÜYALARI KONTROL ETMEK MÜMKÜN MÜDÜR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyumadan hemen önce kendimize uygulayacağımız telkinlerin yardımıyla rüyalarımızı etkilemek mümkündür. Bir dğer yolun adı da “lucid dreaming”dir. “Lucid” rüyalarda, tamamen uykuda ve rüya içinde olunmasına karşılık, birey rüyada olunduğunun farkındadır. Bazen insanlar bu tip rüyaları spontan olarak deneyimleyebilirler. Doğru bir çalışma ile bunu yapmayı öğrenmek ve böylece rüyalarımızın akışı üzerinde büyük bir kontrole sahip olmak mümkündür. Bazı şeylerin kontrolü diğerlerinden daha kolaydır; bununla birlikte, rüya üzerinde mutlak kontrol hemen hemen imkansızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüya Tabirleri Sözlüğü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-2616449836953190238?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/2616449836953190238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruyalar-hakknda-en-sk-sorulan-11-soru.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/2616449836953190238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/2616449836953190238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruyalar-hakknda-en-sk-sorulan-11-soru.html' title='Rüyalar Hakkında En Sık Sorulan 11 Soru'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-7236051104432829536</id><published>2009-02-10T03:00:00.002-08:00</published><updated>2009-02-10T03:01:39.182-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astroloji ve rüya'/><title type='text'>Rüya ve İslam</title><content type='html'>İslam âlimlerinden bazıları rüyanın, rüya melekleri tarafından gösterildiğine inanırlar. Bunun da insana rüyasında refâkat eden rüya meleklerinin, insan ruhuna refâkat ederek değişik yerlere götürülüp gezdirilmesi şeklinde olduğunu söylerler. Bu seyahat sırasında ruhun gördüğü olaylar, akıl veya zihin olarak tabir edilen hafıza tarafından kaydedilir, sonra yeri ve zamanı geldikçe veya uyandıktan sonra bir şekilde hatırlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüya hakkında hemen herkes bir şeyler söylemiş ve özellikle İslam alimleri, rüya tabircileri ve filozoflara varıncaya kadar herkes, rüya üzerine değişik yorumlar yapmışlardır. Burada Risale-i Nur külliyatından Mektubat isimli eserde geçen ve üstat Bediüzzaman'ın naklettiği güzel bir rüyayı ve rüyalara ait bazı ilmi gerçekleri ifade eden bir bölümü nakletmek yerinde olacaktır. Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir zaman kalp ehli iki çoban varmış. Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar. Kaval tabir ettikleri düdüklerini, o süt kâsesi üzerine uzatmışlardı. Birisi "Uykum geldi." deyip yatar. Uykuda bir zaman kalır. Ötekisi yatana dikkat eder, bakar ki; sinek gibi bir şey, yatanın burnundan çıkıp, süt kâsesine bakıyor ve sonra kaval içine girer, öbür ucundan çıkar gider, bir geven altındaki deliğe girip kaybolur. Bir zaman sonra yine o şey döner, yine kavaldan geçer, yatanın burnuna girer; o da uyanır. Der ki: "Ey arkadaş! Acayip bir rüya gördüm." O da der: "Allah hayır etsin, nedir?" Der ki: "Sütten bir deniz gördüm. Üstünde acayip bir köprü uzanmış. O köprünün üstü kapalı, pencereli idi. Ben o köprüden geçtim. Bir meşelik gördüm ki, başları hep sivri. Onun altında bir mağara gördüm, içine girdim, altın dolu bir hazine gördüm. Acaba tabiri nedir?" Uyanık arkadaşı dedi: "Gördüğün süt denizi, şu ağaç çanaktır. O köprü de, şu kavalımızdır. O başı sivri meşelik de şu gevendir. O mağara da, şu küçük deliktir. İşte kazmayı getir, sana hazineyi de göstereceğim." Kazmayı getirir. O gevenin altını kazdılar, ikisini de dünyada mesut edecek altınları buldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yatan adamın gördüğü doğrudur, doğru görmüş, fakat rüyada iken ihatasız olduğu için tabirde hakkı olmadığından, âlem-i maddî ile âlem-i manevîyi birbirinden fark etmediğinden, hükmü kısmen yanlıştır ki, "Ben hakikî maddî bir deniz gördüm." der. Fakat uyanık adam, âlem-i misal ile âlem-i maddîyi fark ettiği için tabirde hakkı vardır ki, dedi: "Gördüğün doğrudur, fakat hakikî deniz değil; belki şu süt kâsemiz senin hayaline deniz gibi olmuş, kaval da köprü gibi olmuş ve hakeza..." Demek oluyor ki; âlem-i maddî ile âlem-i ruhanîyi birbirinden fark etmek lâzım gelir. Birbirine karıştırılsa, hükümleri yanlış görünür. Meselâ: Senin dar bir odan var; fakat dört duvarını kapayacak dört büyük âyine konulmuş. Sen içine girdiğin vakit, o dar odayı bir meydan kadar geniş görürsün. Eğer desen "Odamı geniş bir meydan kadar görüyorum", doğru dersin. Eğer "Odam bir meydan kadar geniştir" diye hükmetsen, yanlış edersin. Çünkü âlem-i misali, alemi hakikiye karıştırırsın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüya Tabirleri Sözlüğü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-7236051104432829536?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/7236051104432829536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruya-ve-islam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/7236051104432829536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/7236051104432829536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruya-ve-islam.html' title='Rüya ve İslam'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-8831377193044558312</id><published>2009-02-10T03:00:00.001-08:00</published><updated>2009-02-10T03:00:41.970-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astroloji ve rüya'/><title type='text'></title><content type='html'>Rüya Nedir?&lt;br /&gt;Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip haller... Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı zamanda rüya, öldükten sonraki yaşantımız ile de ilişkilidir. Bu ilişkiyi yakalamak, temiz duygu ve ruh temizliğiyle ancak mümkün olabilmektedir. Rüya ile çok ince gerçekler keşfedilmiş ve sonsuza kadar da keşfedilmeye devam edilecektir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur. Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik görülmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans'a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument'in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir. Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel Tarif&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biyoloji süratle gelişirken rüyaları bilinç altındaki beyin olaylarına bağladı. Ne var ki, rüyaların zamanı aşan farklılıkları kimsenin gözünden kaçmış değildir. İstisna denerek uzun süre konuya ters açıdan bakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü bir bilim adamı "Fizik ve Biyolojide istisna olmaz. Tek bir olayın bile açıklanması gerekir." hükmü ile metafizik olaylara bilimsel bir kapı araladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalar metafizik bir olaydır. İç dünyamızdan doğar. Zaman ötesi nitelikleri ile birlikte bilinç altına yansıyarak bize ulaşır. Bu arada bilincin ve şuur altının şekillerine ve fotoğraflarına bürünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten eski psikiatristlerin rüyaları bilinç altı diye nitelendirmesi onların bu özelliklerinden gelir. Hatta iç dünyadan gelen rüya olayının bilinç altında doğmaz. İçimizdeki ben den bize gelen mesajlardır. Bunun önemli delilleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalar çok kısa sürede görülür. Uyandığımız zaman 15 - 20 dakika anlattığımız rüya bilimsel olarak ispatlanmıştır ki, bir kaç saniyede görülmüştür. İç dünyadaki kişiliğimizin madde ötesi olması sebebi ile rüyalarda zaman ötesinde cereyan eder. Birkaç saniyelik süre rüyanın şuur altına, oradan bilince geçmesi süresidir. Yoksa rüyada zaman sıfırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalarda bir iç spiker vardır. Gördüğümüz bir rüyayı anlatırken "Bir şehre gitmiştim. Orası filanca şehirmiş. Bir kimse gördüm o filanca imiş." dediğimiz zaman bu bilgiyi bize birinin görünmeden söylediğini fark ederiz. İşte bu spiker iç dünyamızdaki ben, asıl kişiliğimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalar bazen açıkça bazen üstü kapalı olaylara bürünmüş olarak geleceği haber vermektedir. Bilim tarihinde ve günlük hayatımızda geleceği olduğu gibi gösteren rüyalara sık rastlanmıştır. Bilim tarihine geçen bu tarz ünlü bir rüya Abraham Linkol' ün rüyasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı rüyalar açık değildir şekillere bürünmüş gizlenmiştir. Bu rüyanın şuur altından geçerken aldığı fotoğraflardan meydana gelen karışık bir şekildir. Rüya yorumu bu karışık şekillerin analizi anlamını taşımaktadır. Gelecekten haber veren içimizdeki öz varlığımız, ölümsüz olan madde ötesi yanımızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüya Tabirleri Sözlüğü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-8831377193044558312?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/8831377193044558312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruya-nedir-gecici-olum-denilen-uykuda.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8831377193044558312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/8831377193044558312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruya-nedir-gecici-olum-denilen-uykuda.html' title=''/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6029842766803962971</id><published>2009-02-10T02:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T02:59:22.533-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ŞİFALI BİTKİLER'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAİNAT ECZANESİNDEN'/><title type='text'>Tıp da, sarı çiçeğin şekeri düşürdüğünü doğruladı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_02112008020844.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 399px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_02112008020844.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anadolu'da şeker hastalığına iyi geldiği gerekçesiyle kaynatılarak içilen sarı çiçek bitkisinin etkinliğini araştıran bilim adamları, bitkiden elde edilen molekülün farelerde kan şekerini düşürdüğünü belirledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tamer Mungan, Anadolu'da halkın bazı hastalıkları iyileştirici etkisi olduğu gerekçesiyle sıklıkla kullandığı bitkilerin etkinliğini araştırdıklarını söyledi. Mungan, göller bölgesinde yaygın yetişen 'sarı çiçek' (helichrysum plicatum) bitkisinin, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi işbirliğiyle bitkinin anti diyabetik, antioksidan etkilerinin mekanizmasını belirlemek için çalışma yaptıklarını anlattı. Çiçeğin saflaştırılan hammaddesinden elde edilen ekstrenin, diyabet oluşturulan gebe farelere 14 gün boyunca uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Mungan, 15'inci gün yapılan testlerde farelerde kan şekerinin düştüğünü kaydetti. Antalya, aa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6029842766803962971?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6029842766803962971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/tp-da-sar-cicegin-sekeri-dusurdugunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6029842766803962971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6029842766803962971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/tp-da-sar-cicegin-sekeri-dusurdugunu.html' title='Tıp da, sarı çiçeğin şekeri düşürdüğünü doğruladı'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5917034774502749976</id><published>2009-02-10T02:55:00.001-08:00</published><updated>2009-02-10T02:57:14.562-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?'/><title type='text'>Renklere Göre Çiçeklerin Dili</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_26122007232312.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_26122007232312.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çiçeklerdeki renklerin anlamı nedir?. Hediye olarak Çiçek göndermeyi düşünüyoruz. Peki hangi renkleri ve hangi çiçekleri tercih etmeliyiz?. Hangi renk, hangi duygumuza karşılık gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pembe Renk: Şefkat&lt;br /&gt;Altın Sarısı: Sevinç, Bolluk&lt;br /&gt;Beyaz Renk: Saflık Temizlik&lt;br /&gt;Kırmızı Renk: Aşk&lt;br /&gt;Mavi Renk: Yumuşak Huylu&lt;br /&gt;Kahverengi: Geçmiş&lt;br /&gt;Yeşil Renk: Ümit ve İstikbal&lt;br /&gt;Siyah Renk: Üzüntü&lt;br /&gt;Mor Renk: Dul&lt;br /&gt;Gri: Melankoli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5917034774502749976?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5917034774502749976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/renklere-gore-ciceklerin-dili.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5917034774502749976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5917034774502749976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/renklere-gore-ciceklerin-dili.html' title='Renklere Göre Çiçeklerin Dili'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1489809880921246404</id><published>2009-02-10T02:53:00.000-08:00</published><updated>2009-02-10T02:55:13.113-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özel günler ve kutlamalar'/><title type='text'>Annelerin çiçekleri hazır</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_10052008100259.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 174px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_10052008100259.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sevginin sembolü çiçekler, bu kez, ''Anneler günü'' için tezgahlardaki yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Yenice beldesinde, kesme gül üretimi yapan Rosland Tarım ve Seracılık İşletme Müdürü Dilek Bircanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Anneler günü''nde sevgiyi ifade etmenin en ekonomik yolunun bir dal gül olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllık 6 milyon adet ile Türkiye'nin en büyük kesme gül üretim kapasitesine sahip olduklarını belirten Bircanoğlu, İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Eskişehir, Adana ve Mersin ağırlıklı olmak üzere ''Anneler Günü' için 80 bin dal çiçek sevkıyatı yaptıklarını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bircanoğlu, 140 dönüm arazi içerisinde 30 bin metrekare alanda kurulmuş modern seralarında, 5 renkte gül üretimi yaptıklarını, ancak, beyaz, sarı, mavi ve pembe renklerin yanında en fazla ilginin ''seni seviyorum'' anlamına gelen kırmızı güllere olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneler günü arifesinde gül kesimlerinin ve perakendecilere sevkıyatlarının tamamlandığını anlatan Bircanoğlu, özel gün ve haftaların dışında son yıllarda en kötü günlerini yaşayan çiçekçilerin, umutlarını bu kez anneler gününe bağladığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla çiçek satışının Sevgililer Günü'nde olduğunu, bunu anneler günü, kadınlar günü, öğretmenler günü, babalar günü ve diğer özel günler ve haftaların izlediğini anlatan Bircanoğlu, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Sevgililer Günü'nden sonra yılın en fazla çiçek satışını yaptığımız Anneler Günü nedeniyle normal günlerde tanesi 10-20 YKr olan gülleri, 30-40 YKr'den satışa sunuyoruz. Anneler gününün çiçek kesiminin daha fazla olduğu yaz dönemine isabet etmesi ve buna bağlı arz fazlalığı nedeniyle astronomik fiyat artışları olmuyor. Oysa Şubat ayında talep tavan yaptığı gibi soğuk hava nedeniyle güller gelişimlerini tamamlayamadığından piyasaya arz da çok düşük seviyede kalıyor. Bu durum, doğal olarak yüksek gül fiyatlarıyla tüketiciye yansıyor.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, kesme gül üretimine yakın bölgelerden Adana'daki çiçek satıcıları ise Anneler Günü'nde gülün tanesini 2 ile 3 YTL arasında değişen fiyatlarla satışa sunacaklarını bildirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1489809880921246404?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1489809880921246404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/annelerin-cicekleri-hazr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1489809880921246404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1489809880921246404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/annelerin-cicekleri-hazr.html' title='Annelerin çiçekleri hazır'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6656600574698141250</id><published>2009-02-10T02:52:00.001-08:00</published><updated>2009-02-10T02:53:20.722-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astroloji ve rüya'/><title type='text'>Rüyada Çiçek Görmek</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_31122007021457.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_31122007021457.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir demet çiçek, uzak ve zengin bir akrabanızdan size miras kalacağına işarettir. Eger çiçekler kurumuş ise, bu, ölümün, üzüntünün, sıkıntının işaretidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişinin rüyada çiçek görmesi, hayra işarettir. Bekar bir kimse, rüyada çiçek görse, bu rüya; o şahsın evleneceğine işarettir. Rüyada renkleri değişik olan çiçekleri görmek, dünya ve dünya içindeki taze ve hoş şeylere işarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyada ağaç çiçeği görmek, insanı din ve dünya işlerinde irşad eden bir kişi ile tabir edilir. Rüyada kırmızı karanfil görmek, iffetli ve terbiyeli bir hanıma işarettir. Yerden kırmızı karanfil aldığını gören kimse akrabası çok zengin, güzel ve görgüsü çok olan bir hanım alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyada çiçek görmek genel olarak hayra yorulur. Rüyada çiçek görmek güzel ve size şans getirecek bir haber demektir. Kadınlar için hamileliliği işaret eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçekli taç taşımak evlilik yapmak ve dünya nimetlerine kavuşmaya işarettir. Çiçekçi dükkanı güzel ve mutlu bir ilişkinin haberidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçek sulamak yaptığı işlerde başarı kazanmak anlamındadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6656600574698141250?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6656600574698141250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruyada-cicek-gormek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6656600574698141250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6656600574698141250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ruyada-cicek-gormek.html' title='Rüyada Çiçek Görmek'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-4354047849939129621</id><published>2009-02-10T02:50:00.001-08:00</published><updated>2009-02-10T02:51:51.272-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Lale devri köylüleriyiz biz</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_19042008031236.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 311px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_19042008031236.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Silivri’de 13 çiftçi geçen yıl buğday-ayçiçeği ve kavun kapuz ektikleri tarlalara bu yıl lale dikti. Çünkü buğdaydan kazandıklarından çok daha fazlasını kazanacaklarını düşünüyorlar. Şu anda sadece Seymen köyünde 65 çeşit 700 bin adet lale yetiştiriliyor. Civar köylerden çiftçiler ise sık sık bu rengarenk lale tarlalarını ziyaret ediyor. Biz de gittik ve çiftçilerin tarlalarına neden lale ektiklerini öğrendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lale, güzelliğiyle şehirlerimizin, ekonomik katkısıyla da Türk çiftçisinin yüzünü güldürüyor. Artık birçok çiftçi buğday, ayçiçeği ya da patates tarlalarına lale ekiyor. Çünkü sadece İstanbul’un değil Konya, Bursa, Kocaeli, Zonguldak ve Kayseri gibi birçok ilin baharda sokakları lalelerle süsleniyor. Talep çok, kazancı da buğday, patates ve ayçiçeğinden fazla olunca yurtta birçok çiftçi lale tarımına başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de sosyal sorumluluk projesi olarak ilçelerindeki çiftçileri lale yetiştirme konusunda teşvik ediyor. Bu konuda belediyenin hedefleri büyük, üretimi arttırmak ve yurt dışına da lale soğanı satmak istiyor. Böylece hem 200 bini aşkın insana istihdam sağlanacak hem de ülkeye yüklü miktarda döviz kazandırılacak. Bu, sadece laleyle olmayacak; sümbül, kasımpatı, gül gibi birçok çeşit çiçeğin de tarımı yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de Silivri’nin Seymen köyünde lale tarımı yapan çiftçilerle görüştük. Muhtarları Necmettin Eren’in (58) yönlendirmesiyle çiçek ekimine başlayan Turgut Çim (55), Bedri Gencal (44), Hasan Bektaş (48) ve Yılmaz Tekin (55) kavun-karpuz, buğday ya da ayçiçeği ektikleri tarlalarına 700 bin lale dikmiş. Lalenin onlara buğday ya da ayçiçeğinden daha çok gelir getireceğini söylüyorlar. Çünkü 1 dönümlük tarlalarına buğday ekselerdi 200 YTL kâr edeceklerken aynı tarlada yetiştirdikleri 100 bin lale ile 5 bin YTL kazanacaklar. Ortada bu kadar büyük bir fark olmasına rağmen onların tarlalarına lale ekmeye karar vermeleri çok zor olmuş. Çünkü tarlaya çiçek ekmek pek alışkın oldukları bir durum değil. Hatta tarlalarına lale ektikleri için köylüleri kendileriyle bütün kış boyunca dalga geçmiş. Baharın ilk günlerinde lale soğanları rengârenk çiçekler açınca da lale tarlaları gezmeye gelmişler. Turgut Çim, “Gırgır geçseler de, şimdi herkes ağustosta Büyükşehir Belediyesi soğanları alınca ne kadar para verecek ona bakacak. Eğer söyledikleri parayı verirseler bir dahaki sene hepsi bizim gibi lale ekecek.” diyor. Köylüsünü lale ve mevsimlik çiçek ekmeye ikna etmekte zorlanan muhtar Necmettin Eren de “İnsanlar alışkanlıklarını kolay kolay bırakmıyor. Birileri denesin eğer başarılı olursa bende yaparım diye düşünüyorlar. Bir kurban arıyorlardı bizde kendimizi kurban ettik.” şeklinde konuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lale çiftçileri bu zamana kadar şehir merkezine birkaç kilometre ötede yaşamalarına rağmen İstanbul’un lalelerini hiç görmemişler. Yetiştirmeye de bir yıl önce Silivri merkezde Büyükşehir Belediyesi’nin şirketi Ağaç A.Ş. yetkililerinin verdiği bir seminere katılan muhtarları Eren’in yönlendirmesiyle başlamışlar. Bu toplantıda belediye yetkilileri laleyi yurt dışından almak istemediklerini ve ülke ekonomisine katkı sağlamak için Türk çiftçisiyle birlikte çalışmak istediklerini söylemiş. Daha sonra da lale yetiştiriciliğiyle ilgili üniversite hocaları çiftçilere eğitimler vermiş. Fakat birçok muhtar ve de çiftçi duruma sıcak bakmamış. Projeyi en çok heyecanla karşılayan Eren olmuş. Lale tarımına kendisini o kadar kaptırmış ki; “Bazen kendimi bu masanın başında (muhtarlık masası) lale tarlalarını hayal ederken buluyorum. Dönümlerce kırmızı, sarı, siyah laleleri düşünüyorum. Çok güzel bir duygu. Yıllar önce bir gezi için Hollanda’ya gitmişti orada görmüştüm. Bizim kültürümüze ait bir şeyi onlar çok geliştirmişler. Makinelerle yapıyorlar ekimi. Biz ise unutmuşuz. İstiyorum ki çiftçi olarak biz bu kültürümüzü yeniden canlandıralım.” diyor. Eren’in bu hevesi diğer çiftçilere de geçmiş. Misal, Bedri Gencal geçimini çiftçilikle sağlamasına rağmen çiftçilikten ilk defa bu kadar keyif aldığını söylüyor. Maddi beklentisi var ama yine de “Bana sadece bu keyif de yeter.” diyor. Lalenin böyle kültürel ve zevk verici bir boyutu olduğu gibi ekonomik güzellikleri de var. Muhtar Eren bir dönümlük araziye ektiği 100 bin laleden kazanacağı parayı 70 dönüm tarlaya ektiği buğdaydan alamayacağını söylüyor. Hal böyle olunca Anadolu’da da birçok çiftçi ekmeğini buğdaydan ya da ayçiçeğinden değil laleden çıkarmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamlarla lale ekonomisi&lt;br /&gt;İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şirketi Ağaç AŞ’nin verdiği rakamlara göre Türkiye’de 4 firma yılda 20 milyon adet lale üretiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de toplam 100 dönüm lale tarlası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağaç AŞ’nin sosyal sorumluluk projesi kapsamında 13 çiftçi bir milyon 300 bin lale yetiştiriyor. Bunun için Silivri pilot bölge seçilmiş. Şu anda Seymen, Samandıra, K.Seymen ve Kurfalı köyünde lale üretimi yapılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Büyükşehir Belediyesi iç üretimi destekleyerek maliyetini yüzde 20 oranında düşürdü. 10 milyon adet lale soğanı için 1 milyon 800 bin YTL harcama yarken şimdi 1 milyon 500 bin YTL harcama yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-4354047849939129621?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/4354047849939129621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/lale-devri-koyluleriyiz-biz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4354047849939129621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4354047849939129621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/lale-devri-koyluleriyiz-biz.html' title='Lale devri köylüleriyiz biz'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5629170844327784418</id><published>2009-02-09T12:26:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T12:29:02.962-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Innova-Sonic'/><title type='text'>Innova-Sonic Digital Liquid Flow Meters</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.sierrainstruments.com/products/images/thumb210+.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 107px; CURSOR: hand; HEIGHT: 79px" alt="" src="http://www.sierrainstruments.com/products/images/thumb210+.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Our Innova-Sonic flowmeters are state-of-the-art universal transit-time instruments incorporating the latest advances in digital signal processing. The Innova-Sonic™ Portable Model 210 clamp-on features an industry-unique Bluetooth® wireless PDA interface for a truly flexible and convenient liquid flow measurement tool. Innova-Sonic™ Model 205 is our dedicated/fixed display readout version with non-invasive clamp-on transducers. Our Innova-Sonic™ Insertion Model 205 features insertion transducers resulting in high signal strength in challenging applications and extremely large pipes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Our new Innova-Sonic® In-Line Model 206 featuring our patented PicoFly™ technology is designed to give end-users as an alternative choice for typical liquid Mag-Meter applications where high performance and affordable pricing are important. The +/- 0.5% of reading accuracy is as good or better than any typical magnetic flowmeter, but the ability to measure down to zero flow in virtually any clean liquid regardless of conductivity sets Sierra’s Innova-Sonic® Model 206 In-Line apart.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;While principally designed for clean liquid applications, all instruments in our Innova-Sonic family are tolerant of liquids with small amounts of air bubbles or suspended solids common in most industrial environments. All Innova-Sonic flowmeters offer low power consumption, high reliability and outstanding applicability at an economical cost.&lt;br /&gt;Our Innova-Sonic Portable Model 210 is a portable ultrasonic flow meter with state-of-the-art transit-time technology incorporating the latest developments in digital signal processing. Sophisticated electronics coupled with powerful ultrasonic transducers deliver highly accurate flow measurement for liquids in full pipes. While principally designed for clean liquid applications, the instrument is tolerant of liquids with a small quantity of air bubbles or suspended solids common in most industrial applications – making it ideal for measuring nearly any liquid.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The battery operated Innova-Sonic Portable is a fully field portable flow meter and comes standard with a convenient carrying case, spare battery pack, non-invasive clamp-on transducers, mounting hardware and a unique Palm® 256MB Tungsten TX Personal Digital Assistant (PDA) interface for a totally self-contained measurement package. The PDA interface features Bluetooth wireless communication with the flowmeter for added convenience, allowing all metering and programming functions to be accomplished from the palm of your hand from as far as 30 feet (10 meters) away.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;This portable ultrasonic flow meter features a powerful yet extremely user friendly suite of programming and data analysis features including: instantaneous flowrate, positive total, negative total, net total, velocity, date &amp;amp; time, and daily flow results. The graphing function allows easy visual interpretation of flow data and trending. Additionally, desktop software is included to analyze flow data at your desk and transfer it to common spreadsheet applications. Our Innova-Sonic Portable is the ideal flow measurement solution for customers who want the flexibility of an accurate and portable flow measurement tool in a non-invasive ready-to-use package.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5629170844327784418?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5629170844327784418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/innova-sonic-digital-liquid-flow-meters.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5629170844327784418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5629170844327784418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/innova-sonic-digital-liquid-flow-meters.html' title='Innova-Sonic Digital Liquid Flow Meters'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6164530839809392443</id><published>2009-02-09T03:27:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T03:29:51.589-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2 uzmandan 2 süper reçete'/><title type='text'>2 uzmandan 2 süper reçete</title><content type='html'>Bu içecek ve yiyecekler size çok iyi gelecek! 2 ünlü uzmandan aldığımız tarifleri hazırlayarak, kendiniz ve aileniz için sağlıklı ve zinde bir yaşamın kapılarını aralayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Time dergisinin dünyayı değiştiren 100 kişi arasında gösterdiği ünlü uzmanımız Prof. Dr. Mehmet Öz, geçtiğimiz günlerde yaptığı basın toplantısındaki önerileriyle yine çok konuşuldu. Tavsiyeleriyle her zaman ilgi çeken Doktor Öz, bu kez uzun yaşamak için herkese 'yeşil içeceği' tavsiye ediyordu. Doktor Öz'ün yeşil içecek reçetesi bize uzun, sağlıklı ve zinde bir yaşam için hazırlayabileceğimiz diğer tarifler hakkında da ilham verdi ve hemen ülkemizin en tanınmış beslenme uzmanlarına danışarak, favori içecek ve yiyecek karışımlarını istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Prof. Dr. Mehmet Öz, beslenme uzmanları Dilara Koçak, Selahattin Dönmez ve Taylan Kümeli'den aldığımız tarifler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Mehmet Öz'ün önerisi: Yeşil içecek&lt;br /&gt;Neden öneriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil her şeyin anahtarıdır. Vücudun yeşil yiyeceklere çok ihtiyacı var. Örneğin, semizotu ve ıspanak gibi gıdaların mutlaka bol bol tüketilmesi gerekiyor. Semizotu; E vitamini ile hücrelerinizi kaplar. Ayrıca sağlıklı yağlar grubundan olan Omega 3 yağları bakımından son derece zengin bir sebze niteliği taşır. Ispanak ise B vitamini, demir ve daha farklı birçok iyi şeye sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;- 1 demet ıspanak&lt;br /&gt;- Yarım demet maydanoz&lt;br /&gt;- 1 adet kereviz&lt;br /&gt;- ¼ çay kaşığı zencefil kökü&lt;br /&gt;- 2 salatalık&lt;br /&gt;- 2 yeşil elma&lt;br /&gt;- Yarım limon suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı: Ispanakları iyice yıkayın ve çiğ olarak blendıra atın. Salatalığı, kerevizi, maydanozu, zencefili ve limon suyunu da ekleyin. Bu karışımı tatlandırmak için, bir elmayı da ilave edin. Hepsini karıştırın ve günde 3-4 bardak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme Uzmanı Dilara Koçak'ın önerisi:Kabak çorbası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden öneriyor?&lt;br /&gt;Kötü beslendiğinizi düşündüğünüzde ertesi gün bedeninizi temizlemek için aşağıdaki tarife göre kabak çorbası hazırlayın ve örnek listeyi takip edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;- 2 kabak (lif ve su oranı yüksek olup düşük kalorilidir)&lt;br /&gt;- 2 soğan (iyi bir antioksidandır)&lt;br /&gt;- 2 domates (içerdiği likopen önemlidir)&lt;br /&gt;- 2 yemek kaşığı bulgur (tam tahıl olduğu için lif ve bitkisel protein içerir ve tok tutmaya yardım eder)&lt;br /&gt;- 2-3 diş sarımsak (bağışıklık sistemi ve kalp için faydalıdır)&lt;br /&gt;- Birer demet nane, maydanoz, dereotu, limon suyu (c vitamini içerir)&lt;br /&gt;- 1 çorba kaşığı zeytinyağı (kalp dostudur)&lt;br /&gt;- Az tuz&lt;br /&gt;- 2-3 bardak su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı: Hepsi beraber pişirilip, blendırdan geçirilir.&lt;br /&gt;Aşağıdaki örnek listeyi 3 gün boyunca uygulayarak, çorbanın etkisini artırabilir, detoks yaparak vücudunuzu temizleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;1.gün&lt;br /&gt;Sabah: 1 bardak kefir ve 10 fındık&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve&lt;br /&gt;Öğle: Kabak çorbası (sınırsız)&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve + 10 fındık&lt;br /&gt;Akşam: Kabak çorbası (sınırsız)&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve&lt;br /&gt;2.gün&lt;br /&gt;Sabah: 1 probiyotik yoğurt, 1 kaşık yulaf, 2 kuru kayısı&lt;br /&gt;Ara öğün: 10 badem&lt;br /&gt;Öğle: Kabak çorbası (sınırsız)&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve&lt;br /&gt;Akşam Izgara balık ve salata&lt;br /&gt;Ara öğün:1 meyve&lt;br /&gt;3.gün&lt;br /&gt;Sabah: 1 yumurta,1 grissini&lt;br /&gt;Öğle: 1 tabak mercimek yemeği (etsiz) ve salata&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve&lt;br /&gt;Akşam Kabak çorbası ve ızgara balık&lt;br /&gt;Ara öğün: 1 meyve&lt;br /&gt;Bunlar da yapılmalı! Temizlenme süresince bol su içilmelidir, çay çeşitleri sınırsız içilebilir. Kahve ve kafein içeren içecekler ile alkolden uzak durulmalıdır.&lt;br /&gt;Gün içinde istenildiği kadar salatalık, domates, biber, marul ve kereviz sapı tüketilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6164530839809392443?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6164530839809392443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/2-uzmandan-2-super-recete.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6164530839809392443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6164530839809392443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/2-uzmandan-2-super-recete.html' title='2 uzmandan 2 süper reçete'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-6792292979176371667</id><published>2009-02-09T03:12:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T03:13:35.440-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sızma zeytinyağ ve faydaları'/><title type='text'>Göğüs kanserinden korunmanın yolu: Sızma zeytinyağ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_18122008163909.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 507px; CURSOR: hand; HEIGHT: 255px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_18122008163909.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sızma zeytinyağında anti-kanser kimyasalları tespit eden İspanyalı araştırmacılar, bu kimyasalların göğüs kanseri riskini azalttığını belirtiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Isı ve kimyasal kullanmadan sadece zeytinin ezilmesiyle elde edilen sızma zeytinyağı bitki kimyasalları içeriyor. Araştırmacılar, sızma zeytinyağını parçalara ayırdılar ve laboratuarda göğüs kanseri hücrelerine karşı bunları test ettiler. Bitki kimyasalı olan polifenol (bitkisel antioksidan) içeren tüm parçaların göğüs kanseri geni HER2'yi engellediğini buldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BMC Kanser dergisinin son sayısında yayınlanan araştırmada, Catalan Onkoloji Enstitüsü'nden Dr. Javier Menendez, zeytinyağı açısından zengin Akdeniz tipi diyetlerin kalp hastalığı ve yaşlanmaya karşı da koruyucu etkisinin olduğunu söyledi. Menendez, "Bulgularımız ilk kez sızma zeytinyağındaki karmaşık fenollerin göğüs kanserine neden olan HER2 genini büyük ölçüde engellediğini gösterdi" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar, bu bitkisel antioksidanların yeni anti-göğüs kanseri ilaçları için güvenli ve mükemmel bir platform sağlayacağını söylüyorlar.  Zaman Gazetesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-6792292979176371667?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/6792292979176371667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gogus-kanserinden-korunmann-yolu-szma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6792292979176371667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/6792292979176371667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/gogus-kanserinden-korunmann-yolu-szma.html' title='Göğüs kanserinden korunmanın yolu: Sızma zeytinyağ'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-4415458568111181799</id><published>2009-02-09T03:10:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T03:12:08.436-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KAİNAT ECZANESİNDEN'/><title type='text'>Bahar yorgunluğuna karşı altın öğütler</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_08042008164602.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_08042008164602.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bahar yorgunluğunu gidermek için yapmamız gerekenler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar yorgunluğuna güneş ışığına maruz kalma süresi ile mevsimsel beslenme değişikliklerinin neden olabileceğini ifade eden Dr. Cem Keçe, şikayetlerin üstesinden gelebilmek için altın öğütler aktardı: Sabahları aç karnına en az 5 dakika yürüyün ve 10- 15 dakika aç karnına jimnastik yapın, bu zindelik sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yeşil çay için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* C, A, B ve E vitaminleri, potasyum, selenyum ve Omega-3 kullanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sentetik yerine pamuklu kumaştan üretilen kıyafetler tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her gün akşam ya da sabah duş alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Probiyotik ve prebiyotik içeren içecekler, bağırsak sistemini güçlendirdiği için özellikle mevsim geçişlerinde bol tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cinsel isteksizlik ve bahar yorgunluğu ile mücadelede dengeli beslenme, iş yerlerinin ve evlerin yeteri kadar aydınlatılması, çalışılan mekanda yeteri kadar pencerenin olması da önemlidir. Bu ayrıntıya dikkat edin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HOŞLANDIĞINIZ İNSANLARLA GÖRÜŞÜN&lt;br /&gt;* Kendinizi kötü haberlere, uyuşukluğa teslim etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Alkol almayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hoşlandığınız insanlarla görüşün ve hoşlandığınız etkinliklerde bulunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Geleceğin getireceklerini bilmemenin kaygısını yaşamak yerine sürprizlerin güzel olduğunu düşünün.&lt;br /&gt;alıntı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-4415458568111181799?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/4415458568111181799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/bahar-yorgunluguna-kars-altn-ogutler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4415458568111181799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4415458568111181799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/bahar-yorgunluguna-kars-altn-ogutler.html' title='Bahar yorgunluğuna karşı altın öğütler'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-4579038271500884210</id><published>2009-02-09T03:09:00.001-08:00</published><updated>2009-02-09T03:09:59.273-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Düzenlemesi ve Bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi'/><title type='text'>Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi, Düzenlemesi ve Bakımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_26032008222815.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_26032008222815.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son yıllarda ülkemizde gerek resmi kuruluşların gerekse özel kuruluşların yeşil alan tesisine yönelik çalışma eğilimleri oldukça yüksek seviyelere ulaşmış, dolayısıyla bu tip eğilimlerin artması, özellikle dış mekan süs bitkilerine yoğun bir talebin ortaya çıkmasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış mekan süs bitkileri genellikle, parklarda, bahçelerde, yollarda, aktif ve pasif yeşil alanlarda kullandığımız bitkilerdir. Dış mekan bitkileri; büyük ağaçlar, çalılar, çiçekler, yer örtücü bitkiler, su bitkileri, saz ve bambu türleri, sarmaşıklar ve çim gibi çeşitlilikler göstermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin doğası bitki türleri yönünden çok zengindir. Doğadaki pek çok bitki türü süs bitkisi olarak kullanılmak üzere kültüre alınıp çoğaltılabilir. Doğanın zengin bitki türlerini dış mekan süs bitkisi olarak kullanmak, kesme çiçek ve saksı çiçeği olarak kullanmaktan daha kolay olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de dış mekan süs bitkilerinin üretimi yeterli değildir. Özellikle büyük boylu fidanlarda, mavi ladin, manolya vb. gibi türlerin üretiminde sıkıntılar bulunmaktadır. Başta Italya olmak üzere, değişik ülkelerden ithal yolu ile karşılanan dış mekan süs bitkisi ithalatı, 1997 yılında 15,6 milyon $, 1998 yılında 22,1 milyon $ olarak gerçekleşmiştir. Bunlarda bitki standardı olmadığından fiyatlar çok değişkenlik göstermekte, fiyatlandırmada çeşitli faktörler rol oynamaktadır. Bitkinin büyük ve formunu almış olması, kalite özelliklerinden olup fiyat oluşumunda büyük etkendir. Genellikle yavaş büyüyen, çoğaltılması zor ve yetiştirilmesi beceri isteyen özel bitkiler çok yüksek fiyatlara satılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış mekan süs bitkileri yetiştiriciliği için ülkemizin ekolojik koşulları çok uygundur. Buna karşın, üretim tekniklerinin yetersiz, işletme sermayelerinin sınırlı oluşu ve mekanizasyonun yaygınlaştırılamaması, özellikle boylanmış dış mekan süs bitkisi üretimini sınırlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış Mekan Süs Bitkileri ile Bahçe Düzenlemesinde Dikkat Edilecek Husular&lt;br /&gt;- Öncelikle bahçenin bir krokisi çıkartılmalı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Kroki üzerinde rüzgâr koridorları, güneşlik ve gölgelik alanlar, bina girişi, varsa yol, gizlenmesini istediğimiz kötü görüntüler vs. belirtilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sonra kroki üzerinde karalamalar yaparak istediğimiz düzenlemeyi önce kâğıt üzerinde gerçekleştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ilk yapılması gereken istenmeyen görüntü ya da gürültü gelen bölümlerin perdelenmesidir. Bahçenin o yöndeki sınırına bitki perdesi oluşturabiliriz. Bunun için boylu ve sık yapraklı, her dem yeşil bitkiler seçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bahçe sınırına doğru büyük bitkiler binaya yaklaştıkça daha alçak bitkilerin seçilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bahçenin ana çerçevesini çizdikten sonra bahçe içi bitki seçimine başlanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bahçe düzenlenirken estetik kuralları geçerli olacaktır. Bunlar; orantı, uyum, simetri, denge ve tarzdır. Yani bahçenin bir kişiliği olmalıdır. Bu da bitkilerin rast gele fırlatıldığı bir mekan olmaktan çok, birbirine uyan, benzer tarzda malzemelerin seçilmesi ile ve bu malzemelerin de bahçenin ve binanın mimari tarzıyla uyumlu olması ve uygun yerde kullanılması ile mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Toprak yapısı kötü ise üst toprak değiştirilmeli ya da hayvan gübresi ilave edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Toprak iyi etüt edilmeli yani aşırı sulamalarda fazla su kolayca süzülebilmelidir. Önce büyük ağaçlar, sonra çalılar ve yer örtücüler ile çiçekler dikilmeli en son çim ekimi yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bitkiyi tanımak önemlidir. Aldığımız bitki çok küçük olabilir. Fakat bitki yıldan yıla değişir. Bitkiyi seçerken büyüdüğünde alacağı şekil ve boy dikkate alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar düşünülürken bitki seçiminde onların iklim ve toprak istekleri, gölgeye toleransları göz önünde bulundurulmalıdır. Burada dış mekanlarda kullanılan bazı bitki türleri hakkında bilgi verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MANOLYA (Magnolia): Manolyanın büyümesi yavaştır. Dolgun yapıda küre biçimi oluşturan çalımsı ağaççık, yaklaşık 3m boylanıp, 3,5m kadar genişlemektedir. Yapraklarını dökerler. Kokulu beyaz çiçeklerini yaprakları çıkmadan, Mart ve Nisan ayında açarlar. Yıldız biçimli 12-19 taç yapraklı, 10-12 cm çapında çiçekleri olur. Çiçekleri koklarken nefes verilirse çiçeklerin beyaz rengi solar ve kararır. Manolyalar, suyu çok iyi geçiren verimli, killi toprakta iyi gelişmektedir. Yeni dikilen genç fidanlar ilk yıllarda bir desteğe alınıp, ilkbaharda dibi turba veya yaprak çürüğü ile örtülmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 10 °C kadar dayanır. Işık-yarı gölge ağacıdır. Kurak dönemlerde bolca sulanarak, suya doyurulmalıdır. Budama gerekli değildir. Tohum, çelik ve aşı ile üretilir. Tohumlar toplanıp temizlendikten sonra kurumadan hemen veya 12-15 haftalık soğuk katlamadan sonra ilkbaharda ekilir. Ekimden sonra toprak neminin muhafazasına dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HANIMELI (Lonicera) : Hanımeli familyasında yüzlerce çalımsı ve tırmanıcı bitki türü vardır. Bizim ele alacağımız hanımeli dolgun yapılı, çok dallanan, yapraklarını döken, her türlü bahçede kullanılan ağaççıklardır. Çekici, çoğunda kokulu 1-3 cm büyüklükte pembe, beyaz veya kırmızı ve eflatun çiçekleri ile tanınırlar. Meyve büyüklüğü 1 cm den biraz küçük olur. Yaprakları 3-7 cm büyüklükte olup ilkbaharda erken dönemde çıkar, sonbaharın sonlarında dökülür. Bu bitki çok az bakıma gerek duyar ve zararlı böceklerden nadiren etkilenirler. Hatta şehirlerin kötü çevre koşullarında bile büyüme güçlüğü göstermeyerek çiçek tarhlarında veya bahçe kenarlarında rahatlıkla kullanabilirler. Ağaççık olan hanımelilerin hemen her türlü toprakta, güneşli veya hafif gölge yerlerde kolaylıkla yetiştirilebilirse de çiçek sayısı az olur. Hanımeliler erken ilkbaharda çiçek açtıklarından, sonbaharda dikimi uygundur. Bitki yeterli alan bulduğunda, yaşlanmış dallarının temizlenmesi dışında budama istememektedir. Ilkbahar sonundan itibaren bitkilerden alınan çelikler ile çoğaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KARTOPU (Viburnum) : Kartopu, çiçek açan ve bunu takiben meyve oluşturan önemli bir çalıdır. Yükseklikleri 50 cm ile 6 m arasında değişir. Çalımsı ağaççıklardan oluşan tarhlara, çit aralarına veya güzel görünüm oluşturacağı bir yerde ya da tek başına kullanılabilir. Yaprağını döken ve her dem yeşil kalan çeşitleri vardır. Çiçekleri genelde beyaz renklidir; ancak, pembe renkli olanları da vardır. Birçoğu da oldukça hoş kokuludur. Yaprağını döken tüm kartopları, bol güneşte daha iyi büyüme gösterirler. Gece donlarından hemen sonra sabah güneşi olursa bundan zarar görürler. Suyu iyi geçiren hemen her türlü toprakta yetişebilir. Çitlerde 1-2,5 m yükselenleri, 75-125 cm mesafe ile dikilmelidir. Kartopları, sonbahardan ilkbahara kadar toprağın işlenebilecek durumda olduğu, istenilen her zamanda dikilebilir. Meyveleri için yetiştirilmesi söz konusu olduğunda iki veya üç tanesinin, tozlama ve dölleme amacıyla yan yana dikilmesi tavsiye edilir. Kartoplarının süslü yapısını korumak için ölü dalları temizlenirse de kısıtlı budama yapılmalıdır. Ilkbahar sonundan itibaren bitkilerden alınan çelikler ile çoğaltılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SÜS LAHANASI (Brassica): Orta yapraklar pembe-mor ve eflatun-mor renktedir. 20-30 cm arasında boylanır. Kasım-Mart ayları arasında 8-15°C sıcaklıkta yapraklar renklenmeye başlar. Bundan daha düşük ve yüksek sıcaklıklar yaprak renklenmesini olumsuz yönde etkiler. Dikim zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Dikim mesafesi 25-35 cm civarında olmalıdır. Güneşli ortamlarda, besin maddelerince zengin, derin, hafif kireçli, orta derecede nemli topraklarda yetiştirilmelidir. Yaprak renkleninceye kadar verilen azot kapsamı yüksek kompoze gübre daha sonra yavaş yavaş azaltılmalıdır. Kuruyan ve sararan dış yapraklar bitkilerden uzaklaştırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ACEMBORUSU(Campsis): İki türü bulunan, yaprak döken sarılıcılardır. Göz alıcı çiçekleri vardır. Acem borusu turuncu-kırmızı renkli muhteşem çiçekleri ile çok gösterişli asmalardır. Çiçeklenme dönemi Temmuz ortasında Eylül sonudur. Özellikle geniş alanlarda, duvar, çardak, çit ve parmaklıkların yeşillendirilmesinde sıklıkla kullanılırlar. Havai kökçükleri ile tutunarak ve sarılarak 9 m’ye kadar boylanabilirler. Bu bitkilerde çıplak gövdeli ağaçların gövdelerini sardırmak da mümkündür. Borazan ve Trompet çiçeği olarak da bilinen bitkiler, yaz ortasına doğru çiçeklenir ve uzun süre çiçekli kalırlar. Acem Borusu hemen tüm bölgelerimize uyum sağlayabilir. Akdeniz ve Ege bölgelerinde yüzey kaplama amacıyla kullanıldıklarında yapraklarını dökmezler. Tam güneş alan yerlere ve organik maddelerce zengin, iyi drene olan, hafif nemli topraklara dikilmelidir. Zayıf topraklarda ise düzenli gübreleme yapılmalıdır. Genç bitkiler sarılıcı kökçükleri gelişine kadar desteklenmelidir. Özellikle gençken yapılacak budamalara iyi tepki verirler. Budamalar sürgün uçlarından hafifçe kırpma şeklinde olmalıdır. Bitki tohum ve çelikle üretilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERGUVAN(Cercis siliquastrum): Ülkemizin doğal türü olduğundan fidanlıklarda en çok yetiştirilen Cercis türüdür. Erguvanlar başlangıçta yavaş büyürlerse de daha sonraları büyümeleri hızlanır. 5-6 m boy ve 4 m kadar da yayılım yapabilirler. Yuvarlak ve dar bir tepe oluştururlar. 5-10 cm uzunluktaki kalp şekilli yapraklar, üst kısımda mavi-yeşil, altlarda ise açık yeşildir. Nisan- Mayıs aylarında, yapraklanmadan evvel tüm dallar ve gövdede açan erguvani renkli o muhteşem çiçekleri ile baharı müjdelerler. Bu halleriyle Erguvanlar muazzam bir çiçek topunu andırırlar. Çiçeklenmeyi takiben beliren tohum zarfları da ilgi çekicidir. Tek tek ya da gruplar halinde vurgu ağacı olarak kullanılabilirler. Tüm sahil bölgelerimize uyum sağlayabilirlerse de Karadeniz kıyılarında korunaklı, siper yerlerde yetiştirilmeleri uygun olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MOR SALKIM (glycine): Beyaz ve mor renkte çiçekler açan ve 15m uzayan, sarılıcı bir bitkidir. Kışın yapraklarını döker. Çelik ve daldırma ile üretilir. Dayanıklı ve uzun süre yaşayanlar fidandır. Üretilmesi gül’e benzer. Çardaklar ve pergolalarda güzel bir görünüm sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış Mekan Süs Bitkilerinin Bakımı&lt;br /&gt;Dış mekan süs bitkilerinde sulama, ot alma, çapalama, gübreleme, uç alma ve açmış çiçeklerin uzaklaştırılması, hastalık ve zararlılarla savaşma en önemli bakım işleri arasındadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sulama: Dış mekan süs bitkileri sık ve düzenli sulamaya gereksinim gösterir. Sulama sabah ve akşam saatlerinde yapılmalıdır. Öğle sıcağında yapılan sulama yanmaya ve su kaybına neden olur. Sulamalar, toprağın havalanmasına olanak verecek şekilde belirli aralıklarla ve bitkilerin kök aksamının bulunduğu 20-25 cm’lik toprak tabakası su ile doygun hale gelinceye kadar yapılmalıdır. Çok sık ve yüzeysel sulama bitkilerin yüzeysel kök sistemi oluşturmasına neden olduğundan önerilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çapalama ve ot alma: Sulamalar, yabancı otların gelişimini teşvik ettiği gibi, organik maddece fakir toprakların yüzeyinde kaymak tabakası oluşumuna da neden olmaktadır. Yabancı otları temizlemek, kaymak tabakasını kırmak ve toprağı kabartarak havalandırmak amacıyla çapalama yapılmalıdır. Çapa işlemi, iki sulama arasında toprak yüzeyinin kurumaya başladığı zamanda yapılmalıdır. Bu, toprağın havalanmasına, bitkilerin daha iyi gelişmesine olanak verir. Çapalama ve ot alma sırasında bitki köklerinin zedelenmemesine dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gübreleme: Bitkiler azot (N), fosfor (P), potasyum (K), olmak üzere üç ana besin maddesine öncelikle ihtiyaç duydukları gibi, magnezyum, demir, kükürt gibi diğer maddelere de ihtiyaç gösterir. Mevsimlik çiçekler gelişme sürelerinin başlangıcında çiftlik gübresiyle gübrelenmelidir. Inorganik gübre ise gelişme süresince verilir. Toprağa verilecek organik gübrenin tamamen çürümüş olması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uç alma ve açmış çiçeklerin uzaklaştırılması: Çiçeklenme süresini uzatmak, daha bakımlı ve güzel görünüş elde etmek amacıyla solmuş çiçekler, üzerinde bulundukları sürgünün biraz alt tarafından kesilmek suretiyle uzaklaştırılmalıdır. Bu uygulama çiçek sayısının artmasına neden olmaktadır. Tohum toplanması söz konusu olduğunda yeteri kadar bitkinin bu amaçla ayrılması gerekmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-4579038271500884210?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/4579038271500884210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ds-mekan-sus-bitkileri-yetistirilmesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4579038271500884210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/4579038271500884210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ds-mekan-sus-bitkileri-yetistirilmesi.html' title='Dış Mekan Süs Bitkileri Yetiştirilmesi, Düzenlemesi ve Bakımı'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5602068152900661341</id><published>2009-02-09T03:06:00.001-08:00</published><updated>2009-02-09T03:07:56.354-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?'/><title type='text'>çiçek yetiştirmenin püf noktaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_23122007175827.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_23122007175827.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çiçek yetiştirenlere kısa ve pratik bilgiler. Çiçek yetiştirmenin püf noktaları nelerdir? Hastalıklarla mücadele nasıl yapılır? Hastalıkların tedavisi nasıl olmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çakıl Üzerinde Çiçek Soğanı&lt;br /&gt;Kasım-Aralık aylarında çiçek açan Narcissus ve Hyacintus soğanları Eylül ayı sonunda çakıl taşları ile hazırlanan dikim yerine yerleştirilir. Bu bir cam kase olursa bitkinin köklenmesini izlemek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapraklar da kireç lekeleri&lt;br /&gt;Buna çok miktarda kireçli su püskürtülmesi neden olur. Ancak bu lekeler sprey ya da sıvı şekilde bulunan yaprak parlatıcıları ile giderilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapraklanın temizliği&lt;br /&gt;Süs bitkilerinin yaprakları üzerinde zamanla tpz tabakaları oluşur. Bu tozlar yaprak gözeneklerinin kapanmasına dolayısıyla solunuma engel oldukları için bitkinin yaşam fonksiyonlarında aksamalar meydana gelir. Bu gibi sorunları ortadan kaldırmak için yaprakların bir sünger yardımıyla oda ısısında olan kireçsiz su ile temizlenmeleri gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabun ve Alkol&lt;br /&gt;24 gr sabun, 1 İt su ve 10 cc alkol karıştırılarak bir eriyik elde edilir. Bu karışım evde kolayca hazırlanan etkili bir ilaçtır. Bitkilerin öz sularını emerek yaprak kıvrılması ve şekil bozukluğuna yol açan yaprak bitlerine karşı kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer değişikliği&lt;br /&gt;Bitkilerin sıkça yer değiştirmesi son derece sakıncalıdır. Bitkileri yerleştirirken uzun süre kalabileceği yer düşünülmelidir. Yaprakların ve tomurcukların dökülmesi gibi sakıncalar yaratabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sulama&lt;br /&gt;Soğuk su bitkilerde yaprak lekeleri, doku, kök çürükleri gibi zararlar yapabilir. Sulama genellikle oda sıcaklığında kireçsiz su ile yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kirli saksılar&lt;br /&gt;Bitki hastalık etmenlerinin uygun gelişme yerleridir. Saksı ister plastik, ister toprak olsun boşaltıldığı zaman iyice temizlenmelidir. İçinde soda bulunan sıcak su ile fırçalanmalı ve durulanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tırmanan bitkileri nasıl desteklemeli&lt;br /&gt;Bazı tırmanıcı bitkiler duvar üstünde sağlam bir pençeye sahiptirler. Bazı türlerin tırmanabilmesi için yardım gereklidir. Bu yardım, duvara vida monte edilip sürgünlerin ince teller yardımıyla bunlara tutturulması suretiyle olabilir. Duvara tel gerebilir, ağaç direkler koyabilirsiniz. Ancak yapılan düzenlemede bitkinin yeterli ışık alması gerektiği unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka destek çeşitleri&lt;br /&gt;Bazı küçük bitkiler, saksıya demir çember monte edilip bununla desteklenirler. Stephanotis, Ho-ya carnosa gibi ince sürgün veren bitkiler için demir çember son derece uygundur. Fakat Philo-dendron, daha büyük bir destek ister. Bu tür bitkilerin desteklenmesinde; üzeri yosun veya sünger kaplı plastik bir boru kullanılabilir. Yosunlar, boruya naylon ipler ile bağlanmalı, zaman zaman da ıslatılmalıdır. Böylece bitkinin hava kökleri yosunlar arasına girip desteğe tutunacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksı değiştirme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirli kurallara dikkat edildiği sürece saksı değiştirmek zor değildir.&lt;br /&gt;Saksı değiştirmede dikkat edilecek hususlardan biri bitkinin fizyolojik durumu ile ilgilidir. Büyümenin gözle görünür yavaşlaması, bitki renginde solgunluk (hastalık haricinde) köklerin saksının deliklerinden çıkması gibi. Diğer önemli bir husus da, değiştirilecek saksılarla ilgilidir. Eğer saksı yeni ise kullanılmadan önce kireçsiz suda 24 saat bekletilmeli suyu tamamen emmesi sağlanmalıdır. Bu kural toprak saksı için geçerlidir. Eski saksılar ise içi ve dışı su altında iyice fırça ile temizlendikten sonra kullanılmalıdır. Temel kurallardan birisi de saksı drenajının iyi olmasıdır. Suyun saksının dip kısmında birikmesi köklerde çürümeye yol açacaktır. Ancak kırık saksı parçalarıyla yapılan basit bir drenaj (suyun akışının düzenlenmesi) çıkabilecek problemleri ortadan kaldıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştirme işlemine gelince; Değiştirilecek saksıdaki bitki toprak yüzeyinden sol elin yüzük parmağı ile işaret parmağı arasına alınır, saksı sağlamca tutularak ters çevrilir. Saksının bir kenarı hafifçe sert bir yere vurularak bitkinin serbestçe saksıdan çıkması sağlanır. Yeni saksının dip kısmındaki su akıtma deliğinin üzerine birkaç saksı kırığı konduktan sonra üzerine 3 cm kadar taze toprak konur, bitkinin köklerinden, eski toprak silkelendikten sonra saksının ortasına gelecek şekilde oturtulur. Kalan boşluk taze toprakla saksının üst düzeyinde 1-2 cm boşluk kalacak şekilde doldurulup sert bir yere vurularak toprağın sıkışması sağlanmalıdır. Değiştirme işlemi bittikten sonra toprak tümüyle nemli duruma gelinceye değin su verilir ve güneş ışığı almayan aydınlık, ılık bir yere yerleştirilerek köklerin yeni ortamlarına uymaları sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksı toprağının değiştirilmesi gibi gevşetilme yoluyla havalandırılması da önemlidir. Bu işlem için.uç kısmı hafif sivri tahta çubuktan yararlanılabilir. Köklerin zarar görmemesine dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5602068152900661341?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5602068152900661341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/cicek-yetistirmenin-puf-noktalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5602068152900661341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5602068152900661341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/cicek-yetistirmenin-puf-noktalar.html' title='çiçek yetiştirmenin püf noktaları'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-5824833344302507261</id><published>2009-02-09T03:05:00.001-08:00</published><updated>2009-02-09T03:05:53.697-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?'/><title type='text'>Hassas mevsimlik çiçekler</title><content type='html'>Daha geç açan mevsimlik çiçekler ise tohumları mart ayında sıcak bir yerde ekilerek yetiştirilir. Erken çiçek almak için bu şarttır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarı ekilmek istenirse hava ısınıncaya kadar yani nisan sonlarına kadar beklemek gerekir. Bu durumda çıkan fideler ancak yaz ortalarında çiçeklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci metod:&lt;br /&gt;Tohumlar 15-18 c. sıcaklıkta ve aydınlık bir yerde ekilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saksı veya en az 5 cm. derinlikte tepsilere hazır torfla doldurulur.Tohumlar serpilir.İri tohumların üstü hafifçe örtülür.Toz gibi ince olanlar ise örtülmez,hafifçe bastırılır.Püskürteçle sulanır.Üzerine bir cam kapatılır.Kahverengi bir kağıt konur.Cam her gün çevrilir.Tohumlar çimlenince önce kağıt,bir kaç gün sonra da cam kaldırılır.Fideler gerçek yaprakları çıktıktan sonra küçük kese veya saksılara şaşırtılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci metod:&lt;br /&gt;Tohumlar aynı şekilde saksıya ekilir. Üzerine şeffaf bir naylon torba geçirilir.Ilık ve gölge bir yere konur. Tohumlar çimlenince torba kaldırılır ve saksı aydınlık bir yere konur. Aynı şekilde fidelenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Begonya, cam güzeli, ateş çiçeği, petunya,aslanağzı, mine ve buz çiçeği böyle ekilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadife,kral kızı, horoz ibiği ve kozmos gibi fazla hassas olmayan bazı mevsimlikler nisan ayında dışarıya ekilir.Fideler çıkınca asıl yerlerine şaşırtılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohumları dışarıda yetiştirme&lt;br /&gt;Daha çok iki yıllık ve kalıcı çiçekler için uygundur. Bu cinsler ilk yıl yaprak ve kök geliştirir. Ancak ertesi yıl çiçek açarlar. Tohum ekmek için mayıs ayı en uygun zamandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif gölge bir yer seçilir. Yanmış gübre ile beraber kazılmış ve iyice işlenerek inceltilmiş toprağa tohumlar serpilir.Çok ufak tohumlar örtülmez,hafifçe bastırılır. İri tohumlar için toprakta çizgiler açılır. Fazla derin açılmamalıdır. Tohumlar bu çizgilere seyrekçe serpilir ve hafifçe örtülür. Tohumlar süzgeçli kova ile düzenli olarak sulanır. Çıkan fideler eylül ayında istenen yerlere fidelenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yıllık çiçekler&lt;br /&gt;Yüksük otu, ay gülü, çan çiçeği ve hüsnüyusuf,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömürlü çiçekler&lt;br /&gt;Haseki küpesi, ezan çiçeği, Acı bakla, ömürlü karanfil ve gülhatmi türleri böyle yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlardan farklı şekilde ekilen tohumlarda vardır. Mesela hercai ve aslanağzı tohumları ağustos sonuna doğru ekilir.Çıkan fideler 4-5 hafta sonra yerlerine şaşırtılır. Aslanağzı olduğu yerde de kalabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-5824833344302507261?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/5824833344302507261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/hassas-mevsimlik-cicekler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5824833344302507261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/5824833344302507261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/hassas-mevsimlik-cicekler.html' title='Hassas mevsimlik çiçekler'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1957072444839485827</id><published>2009-02-09T03:03:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T03:04:26.921-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?'/><title type='text'>Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?</title><content type='html'>Bahçe ve balkonlarda yetiştirdiğimiz çiçekleri çeşitli yollardan temin ederiz. En kolayı bir seraya gidip gözümüze kestirdiğimiz, hoşumuza giden çiçekleri satın almaktır. Az miktarda bitki gerekiyorsa bu yol en mantıklısı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer büyük bir balkon veya bir bahçemiz varsa fazla sayıda bitki gerekir. Bu durumda çiçeklerimizi çeşitli metodlarla kendimiz yetiştirmemiz daha ekonomik olur. Çiçeklerimizi tohumla,çelik veya kök sürgünlerinden yetiştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tohumla çiçek yetiştirme&lt;br /&gt;Tohumla bitki yetiştirmek biraz karmaşık bir iştir. Bütün tohumlar aynı şekilde ekilmez. Bitkisine göre ekim zamanı,ısı ve ortam farklılıkları gösterir. En çok mevsimlik ve iki yıllık çiçekler tohumdan yetiştirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelik ile çiçek yetiştirme&lt;br /&gt;Bazı ömürlü çiçekler çelikle yani bitkiden kesilmiş dalı köklendirerek yetiştirilebilir. İki çeşit çelik olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kök çeliği ile yetiştirme&lt;br /&gt;Yıldız çiçeği, hezaran, şakayık ve acı bakla kök çeliğiyle yetişir. Bitkinin dibinden fışkınlayan taze dalları köke dokunmadan ya elle hafifçe çekerek,kopmuyorsa bıçakla kesilerek ayrılır. Kesilen çeliğin üzerinde ana daldan küçük bir parça bulunursa daha çabuk köklenir. Çelik saksıda köklendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uç çeliği ile yetiştirme&lt;br /&gt;Bitkinin çiçeksiz ve taze bir dalı 5-10 cm. kesilir. Toprak önce bir çubukla delinir. Çelik yerleştirilir. Toprak hafifçe sıkıştırılır ve sulanır.Gölgede köklendirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelikler susuz bırakılmamalı ama çürüyecek kadar da aşırı sulanmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kök sürgünlerinden çiçek yetiştirme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ömürlü çiçekler ve bazı soğanlı çiçekler için için en uygun usuldür. Zira bu şekilde bitkiden çiçek almak için bir yıl beklemek gerekmez. Hemen o yıl açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela seradan beğendiğiniz ömürlü çiçeklerden az sayıda alırsınız. Bitki gelişip çoğalınca köklerinden ayırıp yeni bitkiler elde edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca ömürlü çiçeklerin bir kısmı 3 yılda bir sonbaharda sökülüp kökleri ayrılarak yeniden dikilirse bitki tazelenir ve ömrü uzar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kök ayırma ilkbahar veya yaz sonunda yapılır. Etli kökleri keskin bir bıçak kullanarak ayırabilirsiniz. Çok iri bitkileri ise çatal belle hafifçe yerinden oynatmak gerekebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1957072444839485827?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1957072444839485827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/nasl-cicek-yetistirebilirim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1957072444839485827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1957072444839485827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/nasl-cicek-yetistirebilirim.html' title='Nasıl Çiçek Yetiştirebilirim?'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-1916286209718634327</id><published>2009-02-09T03:01:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T03:03:30.202-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı'/><title type='text'>İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_09122007154318.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_09122007154318.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akşam olmak üzereydi. Sabahtan heri evinin her köşesini tepeden tırnağa temizlemişti.Gözü birden oturma odasının köşesindeki çiçeklerine takıldı. Yorgunluğunu, tüm günün koşuşturmasını çiçekleriyle paylaşmak istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeklerinin huzur verici atmosferine ulaşabilmek için o yöne yürüdü. Artık biricik çiçeklerinin önündeydi. Birden zihni onu küçüklüğüne götürdü. Annesinin, balkonda saksı saksı çiçeklerle konuştuğunu hatırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi hep kendisine dönerek; “Biliyor musun kızım, bunlarla uğraşmak benim tüm yorgunluk ve dertlerimi alıyor” derdi. Yıllardır annesiyle aynı duygulan hissediyordu. Tüm vücudunun yorgunluğunun yavaş yavaş bünyesinden ayrıldığını hissetti. Doğa ve çiçek sevgisi, küçük yaşlarda annesinin eğitimi sayesinde kalbinde yer etmişti. Annesi ile gurur duydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında esas konumuz evlerimizin her köşesini süsleyen bitkilerimizin kısa bir tarihçesinden bahsederek akabinde bazı iç mekan süs bitkilerinin bakımına değinmek. Ancak şehirleşmenin giderek artması, genç neslin çiçek ve doğa sevgisinden uzaması riskini de beraberinde getirdiğinden, yazımıza bir anektodla başlamak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih öncesi devirlerden bu yana hangi yer ve koşulda olursa olsun, insanoğlunun doğaya ve çiçeklere karşı daima bir hayranlığı olagelmiştir. Belki de rengarenk ve büyüleci yapılarla ilk karşılaşması, doğadaki yaban çiçekleriyle olmuştur. Tarihin birçok dönemlerinde, gelmiş geçmiş uygarlık kalıntılarında, anıtlarda, yazıtlarda, eski yapıtların neredeyse tümünde, resim ve çiçek motiflerinin yazıdan önce yer aldığını görürüz. Neredeyse tüm ulusların uygarlıklarında çiçek ve çiçekli süslemeler başlı başına bir değer oluşturur. Özellikle 15. ve 18. yüzyılda, Osmanlı Devleti’nde çiçek zevki yaygın bir hal almıştı. O dönemde Osmanlı’da Lale devrinin yaşanması ile, lale ve sümbül dünyaya Türkler tarafından tanıtılmış oldu. Bu dönemde karanfil ve lale motifleri bulunan çiniler oluşturulmuş, şairler sevgililerinin yanaklarım güle, saçlarını sümbüle benzeterek, nice güzel şiirler yazmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanımızda ise, büyük şehirlerdeki nüfus yoğunluğu ve mekan darlığı insanları doğadan uzaklaştırmaktadır. Bu durumda doğaya, yeşile olan gereksinim saksılarda büyütülen çiçek ve fidanlarla az da olsa giderilmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle günümüzde, iç mekan süs bitkilerine verilen önem gittikçe artmıştır. Ancak herbir bitki kendine has bir bakım gerektirir. Bu bakını bitkinin; çoğaltılması, sulanması, temizlenmesi, hastalık ve zararlılardan korunması gibi hususları içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımın bundan sonraki bölümünde sizin için seçtiğim; Atatürk, Cennetkuşu ve Kala çiçekleri’yle. Devetabanı, Kamelya ve Sikas bitkilerinin bakımı hakkında bilgiler vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Çiçeği (euphorbia pulcherrima):&lt;br /&gt;Kışın yapraklarını dökmeyen bir çalı türüdür. Yılbaşına doğru açan sarı renkli küçük çiçekleri, özellikle bu çiçeklerin altında yer alan ve yaklaşık iki ay süreyle nar kırmızısı renginde kalan çiçek bürgüleri gösterişlidir. Sivri uçlu, iri, geniş, oval biçimli yapraklan açık yeşil renkli olur. Kış mevsiminde güzel görünümü ile iç mekanlarda istenen bîr bitkidir. Atatürk çiçeğine uygun toprak hazırlamak için bahçe toprağına kil çürümüş yaprak ve yanmış çiftlik gübresi karıştırılır. Suyu seven bir bitkidir. Nemli ortamları tercih eder. Kuru ortamları sevmez. Eğer, yaprakları sarkıyorsa aşırı sulandığı anlaşılır. Aydınlık ve ılık ortamları sever, çok sıcak ortamlardan hoşlanmaz. Kışın en düşük 15oC’ye kadar dayanabilir. Atatürk çiçeğinde birinci yılda saksı değişimine gerek yoktur. Bitki ikinci yılda da muhafaza ediliyorsa, yerinden sökülüp toprağı değiştirilerek aynı saksıya konabilir. Gövde çelikleri ile üretilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cennetkuşu Çiçeği (Strelitzia reginae):&lt;br /&gt;Saksıda yetiştirildiğinde l m kadar boylanıp çevresine 60 cm kadar yayılabilir. Açık yeşil renkli, derimsi dokulu, uzun saplı ve kürek biçimli yaprakları 50 cm’ye kadar uzayabilir, Nisan-Mayıs aylarında açmaya başlayan çiçekler yeşil-mor renkli gaga biçimli bir çiçek tabanından çıkan sarı-turuncu çanak yapraklan ve koyu mavi renkli taç yaprakları ile kuş kafasını andıran güzel bir görüntü oluşturur, Her çiçek birkaç hafta süreyle açık kalır. Modern mobilyalarla döşenmiş iç mekanlarda hoş görünür. Cennet kuşu çiçeği, içinde organik maddeleri bol bulunan bahçe toprağına, dere kumu ve kil karıştırılarak hazırlanan toprağı sever. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde bitkinin saksısındaki toprağı nemli kalacak şekilde sulamalı. sonbahar ve kış mevsimlerinde daha az su verilmelidir. Bitkinin yapraklarını nemli bir bezle silmek iyi sonuç verir. Aydınlık ve havadar yerleri seven bitki, doğrudan güneş, ışığı karşısında bırakılmamalıdır. Ilık ortamları seven bu bitki, kışın en düşük 10 oCye kadar dayanabilir. Bitkinin kökü eğer saksısını doldurmuş ise ilkbahar mevsiminde uygun toprak eklenerek bir numara büyük saksı ile değiştirilebilir. Cennet kuşu bitkisi tohumunda ya da ilkbahar mevsiminde alınan yan piçleriyle çoğaltılır. Devetabanı (Jilodendron): Derimsi dokulu, koyu yeşil renkli yapraklarıyla sıcak iç mekanlarda, yosun sarılmış kazıklar dikilen saksılardan tırmandırılarak yetiştirilmeye elverişlidir. Uygun koşullar sağlandığı zaman l ,2-2 m arasında boylanıp çevrelerine 60 cm kadar yayılabilir. Devetabanı türü bitkiler, zengin karışımlı toprağı ve suyu severler. Yapraklarına su püskürtülmeli, saksı toprağında ise su biriktirilmemelidir. Kışın saksı toprağının nemli tutulması yeterli olmaktadır. Ilık ve gölgeli ortamları seven bu bitkiler kışın en düşük 15 oCye kadar dayanabilir. Bitkinin kökleri saksıyı doldurmuş ise bir numara büyük saksıya konur, gerekirse kökü traşlanabilir. Devetabanı türü bitkiler, gövde çelikleri ile ya da gövde parçasına bağlı bir yaprağının toprağa daldırılması ile çoğaltılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kala(zantedeschia aethiopica):&lt;br /&gt;Uzun saplı, temren biçimli, koyu yeşil renkli, 25 cm uzunlukta, iri ve gösterişli yapraklan vardır, ilkbaharda açan uzunca ve ağzı açık, boru biçimli beyaz çiçekleri gösterişlidir. Modern mobilyalarla döşenmiş iç mekanlarda güzel görünen kala bitkisi, saksı içerisinde 60-80 cm boylanabilir ve çevresine 30-40 cm kadar yayılabilir. Zengin karışımlı toprağı, suyu ve nemli ortamları sever. Kala bitkisinin toprağı nemli tutulmalı, yapraklarına yazın su püskürtülmelidir. Çiçeklenme dönemi bittikten sonra saksı toprağının sürekli nemli tutulması yeterli olur. Güneşli, havadar, serin ve ılık ortamları seven bitki kışın en düşük 80oC’ye kadar dayanabilir. Bitkinin kökleri saksısını doldurmuş ise ilkbaharda uygun toprak eklenerek saksısı bir numara büyüğü ile değiştirilir. Bitki yeterince gelişme göstermez ve saksı değişimine ihtiyaç duyulmazsa, ilkbaharda yerinden sökülür. kökleri traşlanır, uygun toprak eklenerek bitki aynı saksıya dikilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamelya (camellia japonica):&lt;br /&gt;Derin damarlı, sert derimsi dokulu yeşil yaprakları; kışın ve ilkbaharda rozet biçiminde az katlı ya da katmerli açan beyaz, pembe ya da kırmızı iri çiçekleri vardır. İç mekanlarda yetiştirildiği zaman sağlam kazıklarla desteklenmelidir. Kamelya zengin karışımlı kireçsiz toprağı, suyu ve nemli ortamları sever. Çiçek açtığı dönemde bol sulanmalı, çiçek açma dönemi bitince suyu biraz azaltılmalıdır. Bitkiye her zaman kireçsiz su ya da yağmur suyu verilmelidir. Yarı gölge yerleri tercih eder, kışın en düşük 70oC’ye kadar dayanabilir. Bitkinin kökleri saksısını doldurmuş ise ilkbaharda, uygun toprak eklenerek saklısı bir numara büyüğü ile değiştirilir. Kamelyalar tohumu ile ya da gövde çelikleri ile çoğaltılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sikas (cycas revoluta):&lt;br /&gt;İç mekan bitkisi olarak uzun yıllardan beri tercih edilen bir bitkidir. Koyu yeşil, sert ve herdem yeşil (dökülmeyen) yapraklan süsleyici özellikler taşır. Ağır gelişen, yüzyıl kadar yaşayan sikaslar en fazla 1,8 m’ye kadar boylanabilir. Bitki yerinden olabildiğince az hareket ettirilmelidir. Bu bitki zengin karışımlı, süzek toprağı ve bol suyu sever; ancak saksı dibinde su birikmemelidir. Yaz mevsiminde arada bir yapraklarına su püskürtülmesi olumlu sonuçlar verir. Yarı gölge ve havadar yerleri tercih eder, tropik bölge bitkisi olduğu için sıcak ortamları sever. Kışın en düşük 15 oC’ye dayanabilir. ilkbaharda, bitkinin kökleri saksısını doldurmuş ise uygun toprak eklenerek saksısı bir numara büyüğü ile değiştirilir. Anaç bitkiden ayrılan piçleri ile çoğaltılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç Mekanlarda Bitki Düzenlemeleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitkileri düzenlemede kişisel zevkler ön plana çıkmaktadır. Bitkilerin genelde konuldukları yerler ışıktan kolayca yararlanabileceği pencere kenarlarıdır. Pencerenin bitkiye sağladığı yarar yanında bazı sakıncaları da vardır. Bu sakıncalardan birisi bitkiyi direkt güneş ışığına manız bırakması, diğeri ise kışın oda ısıtıldığı zaman bitkinin her tarafı ısınırken, pencereye bakan diğer tarafının soğukla karşı karşıya kılmasıdır. Bu nedenle pencere kenarlarına bitki koyulurken sıcaklık değişiminden etkilenmeyecek bitki türleri seçilmelidir. Bitkilerin düzenlenmesi sırasında, ışık, sıcaklık ve nem gibi özel istekler göz önünde bulundurulmalıdır. Birbirleri ile benzer istekleri olan bitkiler bir araya getirilmelidir. Hava cereyanına maruz bırakılmamalı, günlük bakımı için kolay ulaşılabilecek bir yerde bulundurulmalıdırlar. Genellikle uzun boylu olan bitkiler arkaya, kısa boylu bitkiler ön kısma alınmalı ve yaprak şekli ile renk uyumu iyi ayarlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatile Çıkmadan Önce Bitkilerin Bakımı:&lt;br /&gt;Mümkün olduğunca bitkiler aynı yere toplanmalı ve uygunluğuna göre lavabo, küvet ya da plastik kaplar içerisine birkaç parça taş veya tuğla konulduktan sonra saksılar taş veya tuğlanın üzerine konarak saksıların alt kısmı bir veya iki parmak su içerisinde kalıncaya kaçlar su ilave edilmesi gerekmekte, havalandırma yapılacak şekilde de ortam hazırlanmalıdır. Eğer bitkiler balkonda kalacak ise gölge bir yere alınarak yukarıdaki işlemler yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer Değişiklikleri:&lt;br /&gt;Sıkça yer değiştirilmesi sakıncalıdır. Bitkileri yerleştirirken uzun süre kalabilecekleri yerler düşünülmelidir. Yerleri sıkça değiştiriliyor ise yaprak ve tomurcuk dökülmesi görülebilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaprak Temizliği:&lt;br /&gt;İç mekan süs bitkilerinin yaprakları üzerinde zamanla toz birikebilir: Bu tozlar yaprak gözeneklerini tıkayıp solunuma engel olduğundan bitkinin yaşam fonksiyonlarında aksama meydana getirebilir. Bu sorunu ortadan kaldırabilmek için yapraklar su ile temizlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Altay M. 1985. Tarla, Bahçe, Sera ve Evlerde Çiçek Sağlığı Önemli Süs Bitkilerinin Hastalıkları, Zararlıları. Tedavileri, ilaçlar ve İlaçlama Programı, İstanbul.&lt;br /&gt;2. Veliağagil T. 1998. Salon Bitkileri. Yalova.&lt;br /&gt;3. Kenber L, 1996. Süs ve Salon Bitkileri. İstanbul&lt;br /&gt;4. Ebcioğlu N, 2002. Salon ve Balkon Bitkileri. İstanbul.&lt;br /&gt;5. Korkut A, 1998. Çiçek Yetiştiriciliği. İstanbul.&lt;br /&gt;6. internek kaynak: http://www.ekolojimagazin.com/?id=196&amp;amp;s=magazin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-1916286209718634327?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/1916286209718634327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ic-mekan-sus-bitkileri-ve-bakm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1916286209718634327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/1916286209718634327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/ic-mekan-sus-bitkileri-ve-bakm.html' title='İç Mekan Süs Bitkileri ve Bakımı'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3620425892215632385.post-3884401549320853950</id><published>2009-02-09T02:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-09T03:00:56.887-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SÜMBÜL'/><title type='text'>SÜMBÜL</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_28122007014521.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 466px; CURSOR: hand; HEIGHT: 350px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.cicekansiklopedisi.com/images/cicek_28122007014521.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sümbül, Hyacinthus cinsine ait soğanlı bitkilerden olup daha önce Zambakgiller (Liliaceae) familyasının üyesi olarak kabul edilmekte iken şimdi yeni bir familya olan Hyacinthaceae altında incelenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümbüllerin anayurdunu doğuda İran ve Türkmenistan'a kadar dağılım gösteren doğu Akdeniz bölgesi oluşturmaktadır. Hyacinthus, Yunan mitolojisinde Sparta Kralı'nın genç oğlu olup yeniden doğuşu simgelemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam peygamberi Muhammed'in "İki somun ekmeğimden birini sümbüller almak için değişirdim, ki onlar benim ruhumu besler." dediğine şahid olunmuştur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3620425892215632385-3884401549320853950?l=gulpapatya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://gulpapatya.blogspot.com/feeds/3884401549320853950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sumbul.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3884401549320853950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3620425892215632385/posts/default/3884401549320853950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://gulpapatya.blogspot.com/2009/02/sumbul.html' title='SÜMBÜL'/><author><name>hayatın içinden herşeyi paylaşalım ,ögrenelim</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08758542084309079333</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_CLi_spd46h4/SZSSo2aQMmI/AAAAAAAAAAQ/klps2hT9F1I/S220/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
